GÜNDEM
Giriş Tarihi : 04-03-2021 17:09   Güncelleme : 04-03-2021 17:09

Eğlence sektörü zor durumda!

Kemer başta olmak üzere Antalya’da faaliyet gösteren eğlence sektörü ve sanatçılar, pandemi dolaysıyla zor günler geçiriyor. “TUTCAK” Youtube kanalına röportaj veren, devletten destek alamadıklarını belirten işletmeci ve sanatçılar, destek beklerken, Antalya’da eğlence sektöründe faaliyet gösteren işletmelerin bu süreç içerisinde ancak yarısının açılabileceğini söyledi. Yaklaşık olarak 20 yıldır yurt içi ve yurt dışında sahne alan Mehmet Yenigün, “Hem biz müzisyenler hem de mekan sahipleri olarak bu sürecin zorluğunun farkındayız. Ancak burada bilinmeyen bir taraf var; Biz cafeler barlar meyhaneler illaki açılsın konusunda bir diretme yapmıyoruz. Bizim tek isteğimiz bu süreçte kapanması gerekiyorsa sektörün tüm çalışan insanlarına ciddi bir destek verilmesi” dedi.

Eğlence sektörü zor durumda!

Ahmet Duran YENİGÜN

Kemer başta olmak üzere Antalya’da faaliyet gösteren eğlence sektörü ve sanatçılar, pandemi dolaysıyla zor günler geçiriyor. “TUTCAK” Youtube kanalına röportaj veren, devletten destek alamadıklarını belirten işletmeci ve sanatçılar, destek beklerken, Antalya’da eğlence sektöründe faaliyet gösteren işletmelerin bu süreç içerisinde ancak yarısının açılabileceğini söyledi.

MANAVOĞLU: EN SERT CEZALARI UYGULASINLAR

İşletmeci Mehmet Manavoğlu:

“Bütün denetimleri yapsınlar en sert cezaları uygulasınlar ve biz buna uyalım. Bu şekilde bu şartlarla acilen bizi açmalarını istiyoruz. Çünkü artık bıçak kemiğe dayandı. Açıkçası ilk pandemi dönemi ile birlikte hükümetimizin söylediği önlemleri biz alarak dükkanlarımızı açtık, bütün maske, hijyen kuralları, düşük kapasite kriterlerine uymamıza rağmen aşağı yukarı bir 3 ay, 3,5 ay açık kaldıktan sonra birkaç gün öncesinden bir haber geldi ve bir anda kapandık.

BÜTÜN GELİRLERİMİZ BİTMİŞ DURUMDA

Ve tabi bu süreç çok ciddi sıkıntılara sebep oldu, bazıları kısa çalışma ödeneğinden yararlandı bazıları yararlanamadı, bu yararlananlar bile zaten bunun çok yetersiz olduğu için açıkçası geçim zorluğu çekiyor, bizler birçok işyerimizde kira olduğu için kira ödemeleri devam ettiği için zorlanıyoruz. Bazı mülk sahipleri sağolsun yardımcı oluyor, ama onlar da aşağı yukarı yarı yarıya gibi ya da üçte birini karşılamak gibi. Üç buçuk aydır kapalıyız sonuçta bütün gelirlerimiz bitmiş durumda. Aşağı yukarı işyerlerimizde yüz kişi çalışıyor. Şuan hepsi mağdur, biz de mağduruz. Tabii burada en önemli sıkıntı şu, bize burada pandemide destek alındığı söyleniyor, ama biz açıkçası 1 liralık destek almadık. Alan bir kişi de tanımıyorum. Çünkü belli kıstaslar var; işte 3 milyon cironun altında olması lazım, bir sonraki yıl yüzde 50 olması lazım. Yeni açtığımız iş yerlerimiz var ve o kıstaslara uyumuyoruz. Mesela eski işyerlerimizde de yine uyumuyor bazı şeylerden dolayı. Yani bu filtre elemeleri anlamış değiliz. Bazı devreden devretmek isteyen yerler olduğunu biliyorum ve bu süreç biraz daha uzarsa tahminen dönüşte yüzde 30-40 gibi işyerleri olmayacak. Ya öyle demeyecek ya da devretmek isteyecek ve kapatacak gidecek bir şekilde. Ama sonuçta çok fazla yer kalacağını düşünmüyorum.

SÜREÇ ÇOK SIKINTILI İLERLİYOR

Yaklaşık 1 yıldır kapalıyız. Çünkü 2-3 ay açık kaldık yıl boyunca. Ama o iki üç ayda da yaz dönemiydi, önlemler nedeni ile yüzde 50 kapasite çalıştık. O da kurtarmadı. 1 yıldır bir gelirimiz yok. Eğlence sektörü olarak kendi üzerimden konuşacak olursak; sağ olsun dükkan sahiplerimizle belli aşamalarda ilerliyoruz. Bazı işletmelerimi ben peşin ödemiştim. En azından o bir avantaj oldu. Tabii dezavantaj da olabilir indirim alamazsak. Ama en azından sıkıştıran bir şey yok. Fakat diğer işletmelerden ve bildiğim arkadaşlarından çevremden bildiğim kadarıyla tabi süreç çok sıkıntılı ilerliyor.

AÇILSA BİLE BİZİM İÇİN ÇOK KAZANÇLI OLMAYACAKTIR

Yarın bitti deseler ve açılsak bile geçmişteki yaraları sarmak için muhakkak destek olunmalı. Bu desteklerin bir an önce belirlenmesini istiyorum. Açıkçası herkes istiyor. Onun dışında açıldıktan sonra muhtemelen rüya görmeye gerek yok yüzde 50 kapasite ile açılacağımızı düşünüyorum. Yine bizim için çok kazançlı olmayacaktır. Sadece personelimizin maaşını almasına, sanatçılarımızın parasını kazanmasına, yani çarkın dönmesini hizmet edeceğiz. Ama biz yine de yaralarımızı savunmak adına çok ilerleyemeyeceğiz. Ancak pandemi bitip normal seviyeye geldiğimiz zaman biz para kazanabilir ve yaralarımıza sarabiliriz. O yüzden işte desteklememiz gerekiyor. KDV indirimi olabilir, vergi muafiyeti olabilir, işte kira desteği olabilir. Evet, dünyada herkes restoranları kapattı kafeleri kapattı ilk olarak. Ama dünyada birçok ülke bu konu ile ilgili ciddi yardımlar yaptı. Bürolarının yüzde yetmişi ne kadar karşıladılar. Fakat bizde destek olmadan kapandık. Ama sosyal medyadan takip ettiğimiz gibi birçok yerde kalabalıklar olabiliyor veya bazı mekanlar işte oteller full orada eğlenceler yapılabiliyor. Bir şekilde onlar devam ediyor. Ama biz kapalıyız. Nedenini bilmiyoruz. Yani tabii ki HES Kodu ile bizim de açık olmamız gerektiğini düşünüyorum. Gerekli önlemleri alarak ve bütün aslında esnafın söylediği gibi bütün denetimleri yapsınlar en sert cezaları uygulasınlar ve biz bunu uyalım. Bu şekilde, bu şartlarla acilen bizi açmalarını istiyoruz. Çünkü artık bıçak kemiğe dayandı.”

GÜNEŞ: SEKTÖRÜ BIRAKAN İŞLETMECİLER VAR

İşletmeci Cemil Güneş:

“İlk pandemiden sonra yani “yeni normal” dediğimiz dönemde mekanları açıldığında biz sosyal mesafe kurallarına uyarak; masaların düzenli, temizlik düzeni, temizliğe bakacak personel, müşterimizin sağlığı, kendi çalışanımızın sağlığı ve maske takma vs. bütün olayları dikkate alıp, devletin koyduğu bütün kuralları dikkate alıp o şekilde hazırlığımızı yapıp mekanımızı açmıştık. İlk dönemlerde insanlar biraz çekiniyordu, tamam birden bire açıldı mekanlar ama nasıl olacak, kalabalık olacak mı? E tabi bir de yaz dönemi olunca insanlar kapalı mekanlarda çok durmayı pek tercih etmiyordu. Daha çok böyle açık hava mekanlarına rağbet ediyorlardı, kalabalıklardan kaçıyordu insanlar. Bu haliyle bizi de etkiledi kapalı mekan olduğumuz için. Garsonunda komisine, valesinden sanatçısına kadar düşünürseniz yaklaşık elli kişi burada hali hazırda çalışan insanlar şuan işsiz durumda. Tabi bu süreçte birçok kişi buradan memleketine döndü. Ailesinin yanına dönüp de annesinin babasının emekli maaşıyla geçinmeye çalışanlar var. Günübirlik işlerde -iş bulursa tabi- çalışmayı deneyip de öyle evine ekmek götürmeyi deneyen insanlar var. Bu süreçte yaklaşık 10-12 kişi kadar sektörü bırakan çalışma arkadaşlarımız da oldu. Bir çok mekan sahibi ile bu sektörde çalışan insanlarla işletmecilerle tanışıyoruz; satabilen sattı, kapatabilen ya da borçlarına karşılık mekanı bırakıp çoğu kişi de kira borcuna karşılık mülk sahibine içindeki eşyaları bırakıp gitmiş durumda. Artık bu işten bıktıklarını söyleyip işte bir açıl bir kapan bir açıl bir kapan bu belirsizlikten bıkıp da dayanamayıp bu sektörü bırakan işletmeciler de var.

HAZIRLIKSIZ YAKALANDIK

Hiç beklediğimiz bir anda işletmelerimiz kapandı. Tam böyle kışın ortasında işlerimizin “tamam iyiye gidecek artık” dediğimiz dönemde mekanı kapattılar. Tabi bu bizim için iyi olmadı, hazırlıksız yakalandık. Bu çalışan arkadaşlar için de öyle oldu; müzisyenler için, sanatçılar için, birçok kişi için bu sektörle dolaylı olarak bağlantısı olan insanlar için de geçerli bu durum. Bir anda pat diye kapandı. Ne zaman açılacağı da belli değil. Üç ayı aşkın bir zaman oldu hala da açılıp açılmayacağı ilgili bir umut da yok. Gelen açıklamalar da hep bir belirsizlik üzerine; bakacağız, edeceğiz, üç gün sonra değerlendireceğiz, beş gün sonra toplantıda açıklayacağız vs. henüz bu belirsizliğin içinde beklemekteyiz. Güvenli Turizm sertifikası benzeri bir sertifika sistemi geliştirilip aylık denetlemeleri yapılıp insanların bu kurallara uyması da sağlanabilir. En azından bu belgeler sayesinde bu sektördeki tüketicilerin müşterilerinde hangi mekanın daha güvenli olduğu hangi kafenin bu kurallara uymadığını tespit etmesi sağlanabilir. Aslında destek anlamında hükümetten bir şey bekliyorduk, ama ne borçlarla ilgili ne vergilerle ilgili hiçbir destekleme olmadı. Biz zaten destekten ziyade mekanların açılmasını istiyoruz. Bize imkan verilsin biz çalışalım destek değil çalışıp kendi kendimize bir şekilde bu çarkı çevirmek istiyoruz.”

SUNGUR: İNSANLAR NE YAPACAĞINI BİLEMEDİ

İşletmeci Tolga Sungur:

“İlk kapanmada evet gerçekten toparlayabilirdik diye düşünmüştük. Bir ay içinde açılır diye düşündük. Üç ay işletmemiz kapalıydı, daha sonra tekrar kapanınca ayakta kalmak için gerçekten zorlandık. Yapılacak destekleri bekledik, ama haliyle gelmedi, herkesin zannettiği gibi hiçbir destek olmadı. Herkesin şuan da nasıl açacağız diye bir endişesi var. Bilmiyorum insanlar nasıl açılacak. Çok insanlarımız arkadaşlarımız dostlarımız dükkanlarını kapattı. Sektörler değişti, insanlar ne yapacağını bilemedi, arkadaşlarımız var sanatçı meze yapmaya başladı, arkadaşlarımız farklı işlere yöneldi. İnsanlar ne yapacağını şaşırdı. Şu an ayakta kalmak için elimizden geleni deniyoruz. Hala kiramızı ödüyoruz, hala elektriğinizi ödüyoruz. Şunu da belirteyim tekrar kapandığı taktirde inan hiçbir arkadaşımız ayakta kalamayacak. Çünkü kiralar yüksek. Nasıl ayakta kalmamız gerekir onu bir düşünmek lazım. Benim için öncelikle kiradan önce gelen çalışanlarım. Çünkü onlar da bir aileye bakıyor. Şu anda ne durumdalar? Evet, konuşuyoruz, ama ne kadar destek olabiliyorum, onun farkında değilim, olabildiğim kadar olabiliyorum, nereye kadar olabiliyorsunuz ki gelir yok. Bilmiyorum nasıl olacak herkesin işi gücü rast gelsin diliyorum.”

BÜLBÜL: ÇOK PERSONELE ZARAR VERDİ

İşletme Müdürü Timur Bülbül:

“Pandemi dönemi bizi bayağı bir etkiledi; hem müşteri portföyü açısından gelen giden misafirler açısından işletmenin işte maddi manevi bayağı zorluklar çektirdi. En çok bizim personele zarar verdi. 28 personelle çalışıyorduk, şimdi 12’ye düşürdük. Herkes evde, bizim sektördekilerin hepsi evde, diğer sektörler normalleşti gidiyor. Destek bekledik ama umduğumuz desteği vermediler. Yani verilmeyecek yerlere verildi, verilecek yerleri es geçildi. Çalıştığınız esnaf arkadaşlar bayağı anlayışlı bu konuda. Yani onlar da her şeyin bilincinde. Sağımız solumuz her tarafımız çoğu yer devretmiş kiraları ödeyememiş dükkan sahipleri feshetmiş kiralarını. Bugün burayı açsalar, bütün şartları ile hazırız biz. Yarı yarıya boşalttık zaten. Mesafelere uygun olarak. Artık yeni gelen nasıl olacak? Nasıl edilecek? Ona göre bir hijyen çalışması, mesafe çalışması… Hepsini elimizden geldiği kadarıyla yapmaya çalışacağız. Şu anda gelecek iyi bir haberi bekliyoruz.”

BOLAT: PERSONELLERİMİZ ÇOK SORUN YAŞADI

Sanatçı/ İşletmeci Onur Bolat:

“Dükkanı açtıktan sonra yani ikinci haftamızda bu pandemi sürecine girdik, pandemi süreci bizi maddi olarak hem kendi personelimizi hem de bizi fazla etkiledi. Sahne yapan bir sanatçı olarak dedik ki kendi dükkanımız olsun. Maalesef ilk dönemde aldığımız bir haberle kapatmak zorunda kaldık. İlk etapta aslında çok fazla kötü bir şey hissetmedik. Niye? Çünkü dünyanın yaşadığı bir zorluktu. “Problem değil” dedik, uymak istedik ve uyduk. Bu süreçte personelimiz çok sıkıntı yaşadı, hani biz bir şekilde kendimizi ailemizle vs. devam ettirebildik ama personellerimiz çok sorun yaşadılar.

PSİKOLOJİK OLARAK ÇOK ETKİLENDİK

İlk zamanlarda hani çok fazla hissedildi bunun acısı. Ama daha sonra ikinci yasaklarla vs. saatlerin bir 24:00 olması, bir 22:00 olması bizi de bayağı zorlu bir sürece soktu. Hem bir şey yok, Hem de bir şey var gibiydi. Maalesef bizde anlayamadık. Psikolojik olarak çok etkilendik. Çünkü yasak varsa her şey yasak vardır diye düşünüyorduk. İlk başlarda buna çok uyduk çok gerçekten hani elimizden geldiği kadar uymaya çalıştık, ama akabinde gördüğümüz kadarıyla işte AVM’lere gidip alışverişimizi yapabiliyoruz, kuaförlerden vs diğer sektörlerden hepsinden faydalanabiliyoruz. Eğlence sektörünün bu bedeli ödemesi psikolojik olarak bize maddi hasardan daha çok hasar verdi.

SÜREKLİ OYNANMASI BİZE CİDDİ ZARARLAR VERDİ

‘Bugün açın’ deseler, açabilecek durumumuz kalmadı artık. Yani dükkan açmak gerçekten çok maliyet isteyen şeyler. Yani şu an “Hadi arkadaşlar dükkanı açıyoruz” desek zaten personel bulamayacağız. Personellerimizin çoğu, bir kısmı memleketlerine gitti. Bir kısmı sektör değiştirdi. Biz direndik, direnebildiğimiz kadar. Ama şuan dükkanımızı açmak için belli başlı maliyetlerimiz var. Bunları nasıl karşılayacağımızı bilmiyoruz. Çünkü bir kere açılıp bir kere kapanması, saatlerle sürekli oynanması bize ciddi zararlar verdi. İlk açıldığı zaman saat 02.00’ydi. 02.00’ye kadar işimizi yapabiliyorduk. O zaman bir nebze yine hani bir şeyler dönebiliyordu. Ama sonra 00.00‘a çekildi. Sonra 22.00 oldu. Sonra kapandı. Kademeli olarak düşüşler bizi tahminimizden daha fazla etkiledi. Şu an içinde açılacak olsa nasıl açacağımızı bilmeden hareket ediyoruz. Yani bir ümidimiz var. Evet açılacak, bundan dolayı çok mutluyuz. Ama nasıl açacağımızı inanın biz de bilmiyoruz. Dolayısı ile hiçbir ümidimiz kalmadı. Yani gece alemi bitme noktasına geldi. Benim 25 senelik bir müzik hayatım var. Birçok isimle çalıştım. Müzisyenlerle beraber garsonu komisi mutfakçısı mezecisi sayabileceğim bir sürü şey peçetecisi, kuruyemişçisi bir sürü sektör etkileniyor bu durumdan. Tabii onlara da sormak lazım beklentileri kaldı mı acaba diye. Benim pek kalmadı. Sektör değiştirmek istiyorum, ama bu saatten sonra ne yapabilirim. ‘Saldım Çayıra Mevlam Kayıra’ derler ya bizde biraz öyle oldu.”

YENİGÜN: MÜZİSYENLER ENSTRÜMANINI SATMAYA BAŞLADI

Sanatçı Mehmet Yenigün:

“Yaklaşık olarak 20 yıldır yurt içi ve yurt dışında sahne alıyorum, en çok üzüldüğüm konulardan bir tanesi müzisyenlik, ses sanatçılığı ülkemizde meslek olarak görülmüyor. Bize sorulduğunda “ne iş yapıyorsun?” dendiğinde “müzisyeniz” dediğimizde tekrar bir soru geliyor, “başka ne iş yapıyorsun?” İlk istediğim şey yaptığımız işin meslek haline gelmesi, yani en çok istediğim şeylerden bir tanesi bu. Ülkemizde yaşanan sürecin ne kadar zor olduğunu sağlık açısından önemli olduğunun farkındayız. Hem biz müzisyenler hem de mekan sahipleri olarak bu sürecin zorluğunun farkındayız. Ancak burada bilinmeyen bir taraf var; Biz cafeler barlar meyhaneler illaki açılsın konusunda bir diretme yapmıyoruz. Bizim tek isteğimiz bu süreçte kapanması gerekiyorsa sektörün tüm çalışan insanlarına ciddi bir destek verilmesi. Yani örnek veriyorum, Ben orkestramdaki bir müzisyeni aradığımda ne yapıyorsun dediğimde ‘abi bugün çocuğumu doyuramadım’ dediğinde biz sabaha kadar uyuyamıyoruz. Gel de uyu. Yani evet, bir destek paketi açıklandı. Teşekkür ediyoruz hükümetimize. Ancak 1000 TL ne ev kirasına ne elektriğine ne suyuna ne de dört tane çocuğu olan iki tane, üç tane çocuğu olan müzisyeni doyurabilecek bir para değil. Buna çok üzülüyorum gerçekten. Bir müzisyenin namusu çaldığı enstrümanıdır. Öyle bir hale geldik ki bu süreçte müzisyenler enstrümanını satmaya başladı. Bu gerçekten çok üzücü bir durum.”

TURALI: ÖYLESİNE BEKLİYORSUNUZ

Sanatçı Arzu Turalı:

“Pandemi dönemi tabi ki çok zor geçiyor sanatçılar için, sadece sanatçılar için değil, müzisyenler için… Buna şöyle bakmak lazım, bu büyük bir pasta bu pastadan herkes dilim alıyor. Bir işletmeci mekanını açarken alışverişe gidiyor; manavına gidiyor, etini alıyor, çerezini alıyor, içkisini alıyor bu süreçte bununla beraber bir çok sektör nemalanıyor. Şöyle ki mesela siz eşinizi dışarıya yemeğe çıkardığınızda, eşiniz hazırlanmak için kuaföre gidiyor, kuaförler para kazanıyor. Yemeğe gittiniz, eğlenceye geldiniz, gülcü gül satıyor, sonra bademci geliyor, midyeci geliyor o geliyor bu geliyor yani gece bitiyor. Taksilerle eve dönüyorlar o kadar geniş bir sektör ki bu aslında. Yani sadece sanatçı, müzisyen işletmeciler zor durumda değil. Bu kadar büyük bir kesim zor durumda. Bunu anlamak lazım öncelikle. Yani biliyorsunuz intiharlar falan da oldu bu son dönemde. Ama çok şükür çevremdeki arkadaşlarından öyle bir şey yok. Ama hepsi çok zor durumda. Hepsi farklı farklı sektörlere yöneldiler. Ben de zor durumdayım, Herkes zor durumda. Benim de iki çocuğum var. Çünkü sadece düşünsenize yapacağınız yani yaptığınız meslek bu. Başka bir şey bilmiyorsunuz yapamıyorsunuz. Sesinizle para kazanıyorsunuz. Bekliyorsunuz öylesine bekliyorsunuz. HES Kodu, ateş ölçer vs. mesafe gibi tedbirler alınırsa sıkıntı olmayacağını düşünüyorum. Evde otururken izliyoruz, beş yıldızlı otellerde, kayak merkezlerinde gayet güzel herkes eğleniyor. Biz evde oturuyoruz. Hani artık açılsın. Mesafeli, düzeyli ve seviyeli olarak herkes işine gücüne baksın.”

PALA: ENSTRÜMANLARIMIZI SATMAK ZORUNDA KALDIK

Müzisyen Gökhan Pala:

“Bu zamana kadar işimizin sabit bir geliri vardı, buna göre bir yaşam standardımız vardı. Tüm dünyada boy gösteren bir pandemide biz de nasibimizi aldık. İlkinde karınca ve ateşböceği hikayesindeki ateşböceği gibiydik çok ciddiye almadık, arabamızı satmak zorunda kaldık, enstrümanlarımızı satmak zorunda kaldık. İşin ciddiyetini aslında anladık. Tekrar bir çalışma düzenimize başladığımızda tabi paramızın kıymeti oldu. Çalıştığımız rakamlar yarı yarıya düştü. Masraflarımız iki katına çıktı. Tabi zorlandık bu dönemde. Üç buçuk ay bir şekilde işsiz kalacağımı asla hayal edemedim. Bir pandemide, ikinci pandemide tekrar böyle bir şey yaşayabileceğinizi biliyorduk. Daha sorumlu para harcadık. Borçlarımızın farkında olduk ama ikinci bir arabamız yoktu.

SANATÇILIKTAN ÇİĞKÖFTE DÖNEMİNE

Pandemiden sonra aşçılık okumaya karar verdim. Aslında kendim yemek için yaptım. 2 yıl uğraştım bir çiğ köfte tarifini vardı burada çok paylaşım yaptığım için eşim dostum merak ederdi, ben de bunu artık satmaya kalkışıyorum. Pandemi döneminde sanatçılıktan çiğköfte dönemine bir evrimi oldu. Olmak zorunda kaldı. 3 bin TL’ye aldığım bir DJ setup bin TL’ye satmak zorunda kaldım. Şimdi bu satış yaptığımız insanlar müzisyen değildi. Fırsatçı olan insanlar da o dönemde enstrümanları topladılar. Birçok müzisyen arkadaşım enstrümanlarını sattı. Ben işte gitarımı DJ setupımı, laptopu mu satmak zorunda kaldım. Senetlerim, banka borçlarım vardı. Elektriğim kesildi. Bunları ilk pandemi döneminde yaşadık. Gitarlarını satan arkadaşlarımı görüyorum. Paylaşıyorlar. Bazı arkadaşlarım yani evli olmayan, en azından burada pek sorumlulukları olmayan insanlar ailelerinin yanına göç etmek zorunda kaldılar. Yani bu bir tasarruf oldu. Ayıp bir şey değil. Ama bunu yapmak zorunda kalan arkadaşlarım var. Beklentimiz en azından daha makul şekilde normalleşmek. Bizde tabii yani para kazanalım hırsı ile yarın açın her yer açılsın hiçbir şey olmamış gibi demiyoruz. Ama önlemler yeterli seviyede alınsın. Herkes bir sorumluluk sahibi olsun. Herkes üstüne düşeni yapsın bir şekilde bu çark artık dönmeli.”

AYDANARIĞ: HİÇ BU KADAR ZORLANMAMIŞTIM

Sanatçı Görkem Aydanarığ:

“Üniversiteden bu yana Antalya’da yaşıyorum. Bu işin eğitimini aldım. Konservatuvar okudum, çok emek harcadım gerçekten. Sanatın hep bir yerindeydim ailem de dahil. Babam da aynı zamanda müzisyendi. Hayatımın hiçbir döneminde hiç bu kadar zorlanmadım. Ne üniversite de ne ondan öncesinde ne de sonrasında. Pandemiye kadar hiç bu kadar zorlanmamıştım. İşimi yaptığım zamanda hep bir şekilde para kazanabiliyorduk, bir gün üç bir gün beş ama bir şekilde çarkımızı döndürebiliyorduk. Çok iyi zamanlarımız da oldu. Artık sektörü değiştirmek zorundayız. Şu an yine birazcık umutlu kalmaya çalışıyoruz. En azından yeni bir girişimde bulunduk. Çiğköfte bize yeni bir adım oluşturdu. Şimdi işte tekrar meyhaneye dönmeye çalışıyoruz. Müzik olur olmaz ama meyhane dediğimizde adı meyhane müzikli restoran aslında. Bunun paket servisi var. Biliyorsunuz gıda hiçbir zaman ölmedi. Marketler ölmedi. Onlar devam etti çalışmaya. En azından yemek yaparak biraz daha ayakta kalacağınıza inanıyoruz.”