GÜNDEM
Giriş Tarihi : 17-05-2021 16:48   Güncelleme : 17-05-2021 16:48

‘TÜRSAB, Mehmet Ersoy’dan daha büyüktür’

“TÜRSAB’ı hacizlerle kapının önüne koymak, hizmet veremez bir kurum haline getirmek istiyorlar” diyen Türkiye Seyahat Acentaları Birliği (TÜRSAB) Başkanı Firuz Bağlıkaya, “Seyahat acenteliği mesleğinin içinden gelmiş, geçmiş TÜRSAB seçimlerinde bize yol arkadaşlığı yapmış bakanımızın, bu göreve gelişi nedeniyle duyduğumuz sevinci kursağımızda bırakmasıdır. Sayın bakan bu süreçte TÜRSAB’ı siyaseten tasfiye edilecek bir rakip kuruluş gibi görmemeli. TÜRSAB Mehmet Ersoy’dan da sahibi olduğu kuruluştan da daha büyüktür. Ne ben birliğin gördüğü ilk başkanım, ne de birliğimizin gördüğü ilk bakan kendisidir. Bu son da olmayacaktır. Mesele var etmektir. Bir şeyleri yok etmek için herhangi bir çabaya, bir zekaya ihtiyaç yoktur” dedi.

‘TÜRSAB, Mehmet Ersoy’dan daha büyüktür’

Turizm Meclisi TV’de Savaş Daş, Yılmaz Keleş ve Hasan Arslan’ın sorularını cevaplayan TÜRSAB Başkanı Firuz Bağlıkaya önemli açıklamalarda bulundu. turizmajansı.com’da yer alan röportajda ‘Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Ersoy’un TÜRSAB’ın üstüne neden bu kadar geliyor?’ sorusuna cevap veren Bağlıkaya, “Bakanlık girişimi ile TÜRSAB’ın Ankara’da işlettiği CerModern, birliğin elinden alındı, içindeki işletmeciye kiralandı. Hem de hukuksuz biçimde. TÜRSAB’ın Dışişleri Bakanlığı adına verdiği vize hizmeti vardı. O da TÜRSAB’ın elinden alındı, bakanın kardeşi dahil, birkaç şirkete verildi. TÜRSAB’ın ve turizmcilerin ortak olduğu Lütfi Kırdar Kongre Merkezi’ne, bu kriz ortamında her ay haciz gönderen bir bakanlığımız var. Olabilir mi, oluyor işte. Hem de devlet kira, tahsis bedeli almazken, acentelerin, turizmcilerin evine ekmek götüremediği bir dönemde, Lütfi Kırdar Kongre Merkezi’nin kira ve yükümlülüklerinin ertelenmesi, bu dönem için en azından muaf tutulması için çalışmasını beklediğimiz bakanlık, turizmcileri oradan tahliye etmek için her ay haciz gönderiyor. Turizmcileri Lütfi Kırdar Kongre Merkezi’nden tahliye etmek istiyor” dedi.

‘HİZMET VEREMEZ BİR KURUM HALİNE GETİRMEK İSTİYORLAR’

Vakıf sayesinde TÜRSAB binasını kurtarmak istediklerini dile getiren Bağlıkaya, “‘Neden bağış aldınız?’ diye vakıf yönetimini, dolaylı olarak TÜRSAB’ı savcılıklara şikayet ediyorlar. Kim mi? Bakanlık tabii. Siz hiç vakfa neden bağış alıyorsunuz diye savcılığa şikayet edilen bir vakıf yönetimi gördünüz mü? Peki, Vakıflar İstanbul Bölge Müdürlüğü’nün vakfa bağış yapanları arayıp, yaptığınız bağışı geri isteyin dediğini hiç duydunuz mu? Biz bunların hepsi ile mücadele ederken, teslim olmayınca, TÜRSAB’ın nefesini kesmek için ücretsiz devir hakkı tanıdılar, yetmedi. 2020’de aidat almamış olan TÜRSAB’a şimdi de ‘2021 aidatlarını almayın’ deyip, dar boğaza sürüklemek, TÜRSAB’ı hacizlerle kapının önüne koymak, hizmet veremez bir kurum haline getirmek istiyorlar” diye konuştu.

‘MESLEĞİMİZE VURULMAK İSTENEN BÜYÜK BİR DARBE’

Otellerin transfer meselesinin seyahat acentalarına vurulmak istenen büyük bir darbe olduğunu belirten Bağlıkaya, “Evet, seyahat acentalarına, mesleğimize vurulmak istenen büyük bir darbe. Bizlerin, üyelerimizin derdimizi anlatmaya yönelik mücadelesi ve aklıselim insanların konuya el atması ile şimdilik önlendi. Ama bu yeni bir şey değildi, 1618 çalışmasında da bakanlık tarafından önümüze getirilmiş, biz itiraz edince kanun çalışması tamamen bir kenara bırakılmıştı. Seyahat acentalarının ekmeklerini orasından burasından tırtıklamaya yönelik çalışmalar sadece transfer meselesinde değil ki. Villa kiralama denilen konuda da bakanlık bu işin seyahat acentalarına mahsus olmadığını resmi yazıyla bildirdi. Bunlar devam edecek, biliyoruz ve her benzeri hamleye var gücümüzle karşı çıkacağız” şeklinde konuştu.

‘TÜRSAB, MEHMET ERSOY’DAN DAHA BÜYÜKTÜR’

“Turizmi bildiğini sanıp seyahat acentalarını devreden çıkarma peşinde olanların çabalarının bitmeyeceğini biliyoruz. Ama seyahat acentaları olmadan turizm olmaz, onlar bunu bilmiyorlar” diyen Bağlıkaya, sözlerine şöyle devam etti:

“Asıl üzücü olan; seyahat acenteliği mesleğinin içinden gelmiş, geçmiş TÜRSAB seçimlerinde bize yol arkadaşlığı yapmış bakanımızın, bu göreve gelişi nedeniyle duyduğumuz sevinci kursağımızda bırakmasıdır. Her kriz bir fırsattır derler. Bu salgın da sanıyorum, küçülen pastanın sadece bir elin parmaklarını geçmeyecek sayıda kuruluşlarca paylaşılmasına ilişkin niyetleri açığa çıkardı. Sayın bakan bu süreçte TÜRSAB’ı siyaseten tasfiye edilecek bir rakip kuruluş gibi görmemeli. TÜRSAB Mehmet Ersoy’dan da sahibi olduğu kuruluştan da daha büyüktür. Ne ben birliğin gördüğü ilk başkanım, ne de birliğimizin gördüğü ilk bakan kendisidir. Bu son da olmayacaktır. Mesele var etmektir. Bir şeyleri yok etmek için herhangi bir çabaya, bir zekaya ihtiyaç yoktur. Yok edersin olur biter. Var etmektir zeka isteyen, yeni çözümler bulunmasını gerektiren, uğraş gerektiren, mücadele gerektiren var etmeye çalışmaktır. Var etmek emek ister, yok etmek kolaydır. Gelin zoru seçin sizden beklenen de o’dur.”

‘ONLAR, ŞEHİT AİLELERİ İÇİN VERİLEN HAC VİZELERİNİ SATANLARDIR’

Düzenledikleri ‘2021 yılı aidatı alınmasın’ kampanyasıyla TÜRSAB’ı zayıflatma operasyonuna alet olanlarla ilgili soruyu cevaplayan Bağlıkaya, kampanyaya imza atan meslektaşlarının oynanan oyunun farkında olmadığını ifade ederek, kampanyayı örgütleyenlerin, görünenin ötesinde hedefleri olduğunu ileri sürdü. Bağlıkaya, aidat alınmaması için imza kampanyasını organize edenleri, şöyle tarif etti: “Onları aslında herkes çok iyi tanır. Onlar şehit aileleri için ücretsiz verilen hac vizelerini satanlardır. İşine gelmeyen şeyleri söyleyen meslektaşlarına pusu kurup darp edenlerdir. Yıllarca TÜRSAB’ın kanını emip bugünkü mali sıkıntının ortaya çıkmasına neden olanlardır. Mamaları kesildi, çıldırıyorlar. Eskiyi özlüyorlar. Biz bozduk onların düzenlerini.”

‘PİSLİKLERİ ORTAYA ÇIKIYOR, TELAŞLARININ ASIL NEDENİ BU’

Konuşmasının devamında önemli açıklamalarda bulunan Bağlıkaya, hac-umre operasyonlarında charter faaliyetinde bulunmak üzere kurulan Birlik Havacılık’ın hisse bedellerinin TÜRSAB’ın kasasından ödendiğinin ortaya çıktığını, bu konuda suç duyurusunda bulunduklarını ve aidatları bahane ederek imza toplayanların kaygılarından birinin de bu olduğunu dile getirdi. Bağlıkaya, “Birlik Havacılık vardı, hatırlar mısınız? Birlik Havacılık’tan ödenen hisse bedelleri dahi, TÜRSAB’ın kasasından ödenmiş. Bunların belgeleri çıktı ve savcılığa suç duyurularını yaptık. Biz burada ne kadar uzun kalırsak, o kadar fazla çıkacak pislikleri ortaya. Hemen gitmemizi istiyorlar. Telaş içindeler” şeklinde konuştu.

‘BUNLARIN SERVETİNİN KAYNAĞI TÜRSAB’DIR’

Geçmişte TÜRSAB’da kurulan menfaat örgütlenmesini kendilerinin bozduğunu söyleyen Bağlıkaya, sözlerine şöyle devam etti:

“TÜRSAB’ın yaptığı tüm ticari faaliyetlerini, başka şirketler üzerinden yaparak gelirini sakladılar. Kime ne ödeniyor, sakladılar. TÜRSAB’da herkese, açıktan bu şirketler üzerinden maaşlar primler ödediler. Bundan 5 yıl önce, bugün eleştirdikleri maaşları alan lise mezunu sekreterler vardı. Ama tüm ödemelerde olduğu gibi, bilançoların içine şirket bordrolarına gizlediler. Bu şirketlerin hiç birisi ile ilgili hesap vermedikleri gibi, TÜRSAB’ın kendisi ile ilgili dahi genel kurullara uyduruk, düzmece bilançolar getirdiler. Genç arkadaşlar bilmezler o zamanları. Bunlar TÜRSAB’ı soyuyorlardı, biz bozduk. Araştırın bakın, bunların servetlerinin kaynağı TÜRSAB’dır.”

‘İŞTE ASIL HAZMEDEMEDİKLERİ MESELE…’

TÜRSAB’da eski ilişki ağını canlandırmak isteyenlerin, makamlarını kullanarak, tüm muhalefeti kendilerine karşı birleştirdiğini söyleyen Bağlıkaya, “Eze eze seçimi aldık. İşte asıl hazmedemedikleri mesele budur” dedi. Birtakım hesaplar içinde olanların, bazı meslektaşlarını kandırarak TÜRSAB’a karşı hareket ettirdiğini belirten Bağlıkaya, bu durumdan duyduğu üzüntüyü, “Kartalı üzen, kendi tüyünden yapılmış okla vurulmasıymış” diyerek şöyle devam etti:

“Bana muhalefet olsun diye; sırf benden istediğini alamadığı için; bize verilen oylara ihanet etmediğimiz için; bana ve TÜRSAB’a düşman olanların, bu birlik ve başkanına yapılan operasyonların yanında yer almasını kimse unutmayacak. Unutanlara da biz hatırlatacağız. Bakın, kim TÜRSAB’a karşı bir tutum ve eylem içindeyse; bu konuda gerçekten özel bir gayret sarf ediyorsa; bunun meslek aşkıyla turizm ile birliğe sahip çıkmakla bir ilgisi olmadığını muhakkak görürsünüz. Altını kazıyıp bakın ya birliğe borcu ya üstünü örtmeye çalıştığı geçmişten gelen bir usulsüzlüğü ya da karşılanmamış bir menfaat beklentisini bulursunuz. Bunların kim olduğunu biz biliyoruz. Bu ortamdan menfaat bekleyip hesap görmeye çalışan, fırsatçılara uyan arkadaşlara da tavsiyem, bir gün gerçekten TÜRSAB’ı yönetmek istiyorsanız, TÜRSAB’dan menfaatleri kesildiği için bu tür operasyonlar yapanların oyununa gelmeyin. Kullanılmış olmaktan başka elinize hiçbir şey geçmez.”

‘YARIN AYNI OPERASYONLARI SİZE YAPARLAR’

“Yarın siz TÜRSAB’ı idare ettiğinizde, bunlara menfaat sağlamazsanız, aynı operasyonları, bu sefer de başkalarını kullanarak size yapmaya devam ederler. Bundan hiç şüpheniz olmasın. Mesleğinize sahip çıkın; Birliğimize sahip çıkın” diyen Bağlıkaya, “Yoksa o kongre salonundan başınız eğik çıkarsınız. Bu yaptıklarınızın utancını ömür boyu taşırsınız. Sizi kullananlarda o duygu yoktur. Onlar utanmazlar. Siz gidersiniz başkalarını bulup onları kullanırlar. Siz, meselenin 3-4 bin lira aidat olduğunu düşünüyorsanız, yanılırsınız. Onlar kayıtsız şartsız, ahlaklı ahlaksız her yola başvurarak intikam alma peşindeler. Er meydanında kaybettikleri için, kalleşçe rövanş alma peşindeler. Asıl mesele bu. Üyelerimizin bu dönemdeki iyi niyetli çabalarını takdirle karşılıyoruz. Küçücük dahi bir katkısı olandan da çabalayandan da Allah razı olsun” diye konuştu.

‘FİGÜRAN OLUP POZ VERENLER NE ÇÖZDÜLER?’

İyi niyetle bu çaba içinde olanların dışında bir de bu durumu fırsata çevirmeye çalışıp kendi derneğinin ya da oluşumunun popülaritesini artırmaya çalışanların olduğunu iddia eden Bağlıkaya, “Durumdan vazife çıkarmaya soyunan bezirganlar her dönem oldu. Onları da ibretle izliyoruz. Seyahat acentalarına ve TÜRSAB’a karşı olan mevcut tavrı, kendilerine fırsat olarak görüp rol çalmaya çalışanlar, bizim talep edip çözümlediklerimiz dışında bir tek konu halledemedikleri gibi, birilerinin seyahat acentalarının yanındaymış gibi bir algı yaratma tiyatrosunda figüran oldular. Yani, birilerinin ‘Aslında bizim acentalarla aramız iyi. Biz hepsi ile zaten görüşüyoruz. Burada problemli olan TÜRSAB’ gibi bir algı oluşturmasına yardımcı oldular. Yani bu işin figüranı oldular. Adını duymadığımız dernekler, acentacı mı değil mi belli olmayan bir sürü kişi ya da kuruluşlar, her gün poz verdiler. Ne çözdüler?” dedi.

(Haber Merkezi)