YAŞAM
Giriş Tarihi : 14-05-2020 18:42   Güncelleme : 14-05-2020 18:43

Koruma dediğin böyle olur!

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Ersoy’un talimatları doğrultusunda teknik ekiple Olympos’a gelerek incelemelerde bulunan Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdür Yardımcısı Birol İnceciköz, gazetemize açıklamalarda bulundu. Sosyal medyadaki iddialara cevap veren İnceciköz, “3’ncü Derece Arkeolojik Sit Alanı dediğiniz de bir koruma statüsüdür. Daha düşük bir derece algısı gibi oluşuyor ancak değil. Kesinlikle doğal yapıya bir tahribat yok. Yani bu plan uygulandığında burada mevcutta olan bungalovların çoğu aslında azalacak. Planda betonarme yapı yapılacak demiyor” dedi. Koruma Amaçlı İmar Planı onaylanmasının ardından çok ciddi bir şekilde bilgi kirliliği oluştuğuna değinen Olympos Kazı Başkanı Anadolu Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yelda Olcay Uçkan ise Sit alanı derecesi değişikliği yapılırken hiçbir işlemi ezbere yapmadıklarının altını çizerek, “Jeolojik testler yapıldı yer altında kalıntı var mı diye bakıldı. Onunla da yetinmedik sondaj yaptık. Ondan sonra sit alanı derecesi değişikliğini yaptık. Bakanlıktan uzmanlar geldi ve kurul üyeleri yerinde incelediler. Kurul kararı alındı. Dolayısı ile bu işlemlerin hiçbiri ezbere yapılmadı. 3’ncü derece demek; vazgeçtik burayı terk ettik anlamı taşımıyor. Planlama olursa burası daha kontrollü bir hale gelecek ve burada yaşayan insanların önünü görmelerini, var olana sahip çıkmasına yol açacak” diye konuştu.

Koruma dediğin böyle olur!

Ahmet Duran YENİGÜN-Şüheda PARTAL

Sahip olduğu tarihsel değerleri, muhteşem sahili, endemik bitkileri ve doğasıyla tüm dünyada bilinen Olympos’la ilgili Koruma Amaçlı İmar Planı onaylanmasının ardından sosyal medyada 'Olympos imara açılıyor, doğal güzelliği bozulacak' endişesini dile getirince Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Ersoy’un talimatları doğrultusunda Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdür Yardımcısı Birol İnceciköz’ün başkanlığında oluşan teknik ekip bölgeye gelerek incelemelerde bulundu. 2 gün boyunca sürecek tespitlerin ardından Bakan Mehmet Ersoy’a rapor verilerek gerekli çalışmaların başlanacağı bildirildi.

DEĞERLENDİRME TOPLANTISI YAPILDI

Olympos’ta ayrıca değerlendirme toplantısı da gerçekleştirildi. Toplantıya, Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdür Yardımcısı Birol İnceciköz, Olympos Kazı Başkanı Anadolu Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yelda Olcay Uçkan, Antalya Kültür ve Turizm İl Müdürü İbrahim Acar, Antalya Müze Müdürü Mustafa Demirel, Antalya Kültür Varlıklarını Koruma Kurulu Müdürü Melike Gül, Olympos Kazıları mimarı Erkan Uçkan, Antalya Müze Müdür Yardımcısı Dr. Ahmet Çelik, sanat tarihi uzmanı İsmail Aydemir, Adrasan Jandarma Karakol Komutanı Astsubay Başçavuş Feyzullah Çam, Kumluca Belediye Meclis Üyesi Halil Karataş, Yazır Mahalle Muhtarı Durmuş Karatekeliloğlu katıldı.

‘TALİMATLAR DOĞRULTUSUNDA GEREĞİ YAPILACAK’

Yaklaşık 2 saat süren toplantının ardından gazetemize açıklamalarda bulunan Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdür Yardımcısı Birol İnceciköz, özellikle sosyal medyada çıkan haberler üzerine 8 kişilik teknik ekiple bölgede incelemelere başladıklarını söyledi. İncelemelerin 2 gün daha süreceğini ifade eden İnceciköz, “Sayın bakanımız Mehmet Ersoy’un talimatları doğrultusunda teknik ekibimizle beraber Olympos’a geldik. Hem sosyal medyada çıkan haberlerin hem de buradaki mevcut durumun ne olduğu ile ilgili bir araştırma yapıyoruz ve yerinde inceliyoruz. Mimar, arkeolog ve uzman harita planlayıcılarından oluşan 8 kişilik bir ekibimiz var. Bakanlığımızın en iyi uzmanları diyebileceğimiz arkadaşlarımız bunlar. Arkeolog arkadaşlarımız bu sit alanı statüsünün değiştiği alanda daha önce müze müdürlüğünün burada yaptığı sondaj kuyularının incelemesini yapıyorlar ve aynı zamanda yüzey araştırması yapıyorlar. Şehir planlayıcısı ve mimar arkadaşlar da burada Koruma Amaçlı İmar Planı'nın neyi önerdiği mevcutta burada ne olduğu ve buranın özgün dokusuna aykırı ne var bunların tespitlerini yapıyorlar. Bu çalışmanın sonunda ortaya çıkacak sonuçlara göre de sayın bakanımızın verdiği talimatlar doğrultusunda da gereği yapılacak” dedi.

‘MEVCUT SİT STATÜSÜYLE ALTYAPI MÜMKÜN DEĞİLDİ’

Mevzuata göre bölgedeki yapıların altyapılarının yapılabilmesinin mevcut sit alan statüsüyle mümkün olmayacağını belirten İnceciköz, “Sonuçta burası bir ören yeri ve aynı zamanda turizmin olduğu bir bölge. Burada 90'lı yıllarda insanların bir barınma ihtiyacı oluyor ve buraya ziyaretçiler gelmeye başlıyor, önce karavanlar ve çadırlarla geliyorlar. Ancak zamanla turizm Türkiye geliştikçe ve buranın da popülaritesi artınca bir barınma ihtiyacı oluşmuş, yani insanlar daha fazla kalmak istiyor bölgede. Buradaki insanlar da buraya en uygun malzeme ile barınma ihtiyacını çözmüşler. Temelsiz ağaç bungalovlarla doğa ile tamamen bütünleşik yapmışlar ve zamanla bu yapılar burada oluşmuş. Ancak, buradaki doğal karakterli yapıların mevzuatımıza göre altyapılarını yapılabilmesi mevcut sit sınırları alanı statüsüyle mümkün değil.”

‘KAZI BAŞKANLIĞININ ÖNERİSİNDE DE STATÜ DEĞİŞİKLİĞİ VAR’

Dönemin İl Özel İdaresi öncülüğünde bölge halkının talepleri doğrultusunda ve kazı başkanlığı koordinasyonunda çalışmalara başlanıldığına değinen İnceciköz, sözlerine şöyle devam etti:

“Hal böyleyken buradaki insanların talepleri doğrultusunda o dönemki İl Özel İdaresi öncülüğünde sonrasında Antalya Büyükşehir Belediyesi ve Kumluca Belediyesi ile kazı başkanlığımızın koordinasyonunda burada bir çalışma yapılıyor. Bakın kazı başkanlığı diyorum, çünkü bu çok önemli; ülkemizin birçok yerinde kazı başkanlıkları vardır ve bu kazı başkanlıkları özellikle bu konudaki işlerde daha fazla, daha hassas ve daha sert korumacıdır. Kazı başkanlıkları alanın en hassas noktalarına dikkat ederek çalışırlar. Şimdi dosya geçmişine baktığınız zaman kazı başkanlığının önerisinde de statü değişikliği var, çünkü burada yaşayan insanların bir ihtiyacı var.”

‘KESİNLİKLE DOĞAL YAPIYA BİR TAHRİBAT YOK’

Sosyal medyadaki iddialara da cevap veren Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdür Yardımcısı Birol İnceciköz, Olympos’ta doğal yapıda kesinlikle tahribata izin vermeyeceklerini söyledi. 3’ncü Derece Arkeolojik Sit Alanı statüsünün daha düşük bir statü gibi algı oluşturulduğuna dikkat çeken İnceciköz, “Maalesef biz toplum olarak az okuyoruz. Aslında mevzuatımıza bakarlarsa çok basit, ancak toplum olarak araştırmadan okumadan konuşuyoruz. 1. ve 2. Derece Arkeolojik Sit Alanı’nın mevzuattaki karşılığı aslında aynı. Hiçbir farkı yok. Aralarında tek fark; 2. Derece Arkeolojik Sit Alanlarında bulunan ruhsatlı yapıların basit bakım onarımlarına izin verilebiliyor, yoksa 1’nci derece ile 2’nci derecenin de statüsü aynı. 3’ncü Derece Arkeolojik Sit Alanı dediğiniz de bir koruma statüsüdür. Daha düşük bir derece algısı gibi oluşuyor ancak değil. 3’ncü Derece Arkeolojik Sit Alanı; kontrollü olarak mevcut bölgenin ihtiyaçları doğrultusunda yeni bazı şeyleri düzenlemelere izin verilebilecek alanlar der. Bunu da müze denetiminde sondaj kuyuları açılıp, eğer zeminde herhangi bir kültür varlığı çıkmamışsa sana yeni düzenleme izin verir ve bunu da bir plan kapsamında yapar. Bakın bu da bir koruma. Yani bunu denetimli yapar. Bunun içerisinde Müze Müdürlüğü denetimi ve Kazı Başkanlığı görüşü var. Yani imar planı geçti, hadi ben buraya bir bungalov ev yapmak istiyorum dediklerinde; bu dediğimiz süreçlerin hepsiden geçecek, projesi Koruma Kurulunda onaylanacak ki ondan sonra uygun olup olmadığına karar verilecek. 1’nci, 2’nci ve 3’ncü derecelerin arasındaki fark bu. Kesinlikle doğal yapıya bir tahribat yok” diye konuştu.

‘PLANDA BETONARME YAPI YAPILACAK DEMİYOR’

Koruma Amaçlı İmar Planı’nda mevcut yapıların çoğalmayacağını aksine azaltılacağını ifade eden İnceciköz, “Kendimde bir şehir planlayıcısıyım, buradaki Koruma Amaçlı İmar Planı’nın incelediğimde alana çok düşük emsali bir yapılaşma önermişler. Planda 0/30-0/15 emsal vermişler. Şu anda bizim arkadaşlarımız sahada bunun araştırmasını ve hesaplamalarını yapıyor. Zaten mevcut bungalovlar planın öngördüğü yapılaşma oranından daha fazla. Şu anda mevcut da yer alan içinde bulunduğumuz yer, yani bu plan uygulandığında burada mevcutta olan bungalovların çoğu aslında azalacak. Yeni planda ayrıca temelsiz ve ahşap en fazla iki katı geçmeyen bungalovlar yapılabileceği söyleniyor. Planda betonarme yapı yapılacak demiyor, ahşap, iki katı geçmeyen ve temelsiz bungalov yapabilirsin diyor. 64 bin 577 metrekare şu anda mevcutta yapılaşmış bungalov yapılar var. Planla 24 bin 352 metrekareye düşüyor. Yani 64 bin metrekareden 24 bin metrekareye düşüyor yapılaşma oranımız” dedi.

‘YOLA YAKIN BÜTÜN KISIMLAR TEMİZLENECEK’

Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü’nün Olympos Deresi konusunda planda görüşlerine ver verildiğini de hatırlatan İnceciköz, “Bu görüşte dere yatağından kenarına kadar bir hat çekilmiş ve bu hat içerisine dere ıslahı yapılmadan yeni yapı yapılamayacağını belirtmiş. Yani planda bunu söylüyor ve buna uyulmak zorunda. Zaten şimdi baktığınız zaman bu ıslah hattın içinde kalıyor. Yani bu plan uygulandığında yola yakın bütün kısımlar temizlenecek. Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü bir bilimsel çalışma gerçekleştirmiş ve buradaki derenin ıslah edilmesi gerektiğini söylüyor. Yoksa yoğun bir yağışta buraya yakın bölgeler su altında kalacağını belirtiyor” diye konuştu.

UÇKAN: BİLGİ KİRLİLİĞİNDEN DOLAYI YANLIŞ ANLAMALAR OLDU

Koruma Amaçlı İmar Planı onaylanmasının ardından çok ciddi bir şekilde bilgi kirliliği oluştuğuna değinen Olympos Kazı Başkanı Anadolu Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yelda Olcay Uçkan ise, “Özellikle sosyal medyada bu bilgi kirliliğinden dolayı da yanlış anlamalar oluştu. Şimdi Olympos dediğimiz zaman iki şeyi hatta üç şeyi bir arada düşünmemiz lazım; bir tanesi arkeolojik alan bu 1’nci derece zaten üzerinde tartışmaya gerek yok. İkincisi ise bizim antik kentin içinde ve çevresinde çok eskiden köylülerin evleri var, onlar da yaşamını devam ettirsinler diye o kısımlarda yani basit onarımlarla ömürlerini sürdürebilirler diye bu alan 3'tü. İlk karar alındığında buranın doğal sit özelliğini de hesaba katarak burası da 3’ncü derece olarak yani hem 1’i ve 2'yi koruma amaçlı da bir alan olarak tespit edilmiştir” dedi.

‘TALEBİN ARTMASI BİRTAKIM DENGELERİ DEĞİŞTİRDİ’

Olympos’un alternatif bir turizm haline gelmesiyle taleplerin arttığına dikkat çeken Prof. Dr. Yelda Olcay Uçkan, sözlerine şöyle devam etti:

“Yıllar geçtikçe buraya olan talebin artması birtakım dengeleri değiştirdi. Arkeolojik alanda biz iki yıldan itibaren çalışmalara başladık. Kazı çalışmaları, onarım çalışmaları derken dolayısıyla ihtiyaçlar değişti. Aynı zamanda ören yerinin hemen yakınında olan evlerin sahiplerinin çoğu da orayı terk etti. Artık orada yaşamıyorlar. Şimdi orada atıl bir durum oluştu. Yani burada bir turizm potansiyeli özellikle burayı tercih eden bir müşteri kitlesi var ve en önemlisi bence buradaki işletmelerin sahiplerinin de buralı olması. Bu çok önemli ve bunu çok önemsiyorum. İşletme sahiplerinin yanılmıyorsam yüzde 90'ı buralı. Halil Karataş’ı örnek alalım dedesi burada doğmuş kendisi burada doğmuş büyümüş, buralar onların mülkü ama sit alanı.”

‘DAHA KONTROLLÜ BİR HALE GELECEK’

Prof. Dr. Yelda Olcay Uçkan, “Burada yoğun bir turizm baskısı olunca gerek işletmeciler gerek gelen misafirler gerekse kazı yapan bizler sıkıntılar yaşamaya başladık. Altyapı sıkıntısı var yoğunluktan dolayı. Mesela en basitinden Allah korusun bir yangın çıksa donanımlı bir itfaiye aracının aşağıya inmesi bile çok zor. Yeri yok, altyapı yok bunlar bir örnek, ancak bunları yaşadık. Daha önce Musa Dağı'nda yangın çıktı ve hepimiz gördük, yangın aşağı doğru bir inse buraya alıp götürecek sahile kadar. Dolayısıyla burada bir planlamaya ihtiyaç var. Çünkü planlama olursa burası daha kontrollü bir hale gelecek. İkincisi de burada yaşayan insanların önünü görmelerini ve var olana sahip çıkmasına yol açacak” diye konuştu.

‘VAZGEÇTİK BURAYI TERK ETTİK ANLAMI TAŞIMIYOR’

Bölgede daha önce izinsiz yapılan yapıların daha düzgün bir hale getirilmesi için statü değişikliği yapıldığını belirten Prof. Dr. Yelda Olcay Uçkan, “Plan yapılabilmesi için ve buranın düzgün bir hale gelebilmesi için sit alanı derecesi değişikliği gerekti. 2’nci derece olsaydı koruma amaçlı imar planı yapılamıyordu. 3’ncü derecede yapılıyor, ancak 3’ncü derece demek; vazgeçtik burayı terk ettik anlamı taşımıyor. 3’ncü derecede yine burada yapılacak olan uygulamalar kuruldan geçecek ve kurul tarafında onaylanacak. Burada zaten ahşap konstrüksiyon olduğu için derin bir temel kazısı olmayacak, o özelliği var” dedi.

‘BU İŞLEMLERİN HİÇBİRİ EZBERE YAPILMADI’

Sit alanı derecesi değişikliği yapılırken hiçbir işlemi ezbere yapmadıklarının altını çizen Prof. Dr. Yelda Olcay Uçkan, “Bu çalışma çıkmadan önce antik kentte dahil buranın halihazır çalışmaları ortaya çıktı. Ondan sonra jeolojik testler yapıldı yer altında kalıntı var mı diye bakıldı ve bu jeolojik etütler bize zaten buranın dolgu olduğunu gösterdi. Yani burası ciddi bir dolgu alanı. Onunla da yetinmedik sondaj yaptık. Ondan sonra sit alanı derecesi değişikliğini yaptık. Bakanlıktan uzmanlar geldi ve kurul üyeleri yerinde incelediler. Kurul kararı alındı. Dolayısı ile bu işlemlerin hiçbiri ezbere yapılmadı. Bu plan benim uzmanlık alanım değil ama prensip olarak planın buraya faydalı olacağı görüşündeyim ve bir süre sonra da zaten teşekkür edecekler” diye konuştu.

KARATAŞ: ATADAN DEDEDEN BERİ BİZ BURALIYIZ

Olympos’ta işletmesi bulunan Kumluca Belediye Meclis Üyesi Yusuf Halil Karataş da Koruma Amaçlı İmar Planı’nın Türkiye’de örnek olarak gösterilecek bir model olduğunu söyledi. Olympos’un bulunduğu Yazır Mahallesi’nde muhtarlık da yapan Karataş, ailesinin 1840’lı yıllardan bu yana bölgede yaşadığını belirterek, “Atadan dededen beri biz buralıyız. Bu bölgeyi kışla olarak kullanmışız, yazın ise yaylaya gitmişiz. Öz ve öz Yörük çocuğuyuz. Çocukluğumda çok oğlak güttüm, ekin biçtim, harman kaldırdım. 1960-1970’li yıllarda yerleşik hayata geçtik. Şimdiki pansiyonların olduğu bölgelerde arazilerimiz vardı ve ekip biçiyorduk. Buralar çok verimli bir tarım arazisi değil her şeyi dolgu. 1990'lı yıllarda burada bir turizm hareketi başladı ve bunları da yine bizler yaptık. Buranın yerli köylüsü portakal bahçelerini kamping ve restoran yaptı. O zamanlar kampingler de meşhurdu. Karavanlarla gelirlerdi çadırlarını kurarlardı” dedi.

‘KENDİMİZE ZARAR VERMİŞİZ’

1990'lı yıllarda bölgede turizmin başlamasıyla yoğunluğun arttığına değinen Karataş, “Buraya gelenler konuştuğumuzda dünyanın birçok yerlerine gittiklerini ancak oraların artık beton olduğunu ve Türkiye'nin doğallığından bahsederlerdi. Biz de bu Yörüklüğün getirdiği bir oba kültürü var, burada kamping dediğimiz çardak dediğimiz köşk dediğimiz çadırlar kurduk, daha sonradan ağaç ev oldu etrafını kapattık. Derken daha sonra da bungalov içerisinde banyo ve tuvaleti konuldu. İşte en son iki katlıya kadar gitti. İyi yaptık derken kötü yaptığımızı da anladık. Biz doğaya ve çevreye zarar vermedik ama fark etmeden biz kendi kendimize zarar vermişiz” diye konuştu.

‘İMARA AÇILMA DİYE BİR ŞEY YOK’

Bölgedeki işletmelerin hepsinin tapulu olduğunu belirten Kumluca Belediye Meclis Üyesi Yusuf Halil Karataş, “Muhtar olduğum dönemde çok araştırdım. Aslında burada yapılan planla biz koruma altına alınıyoruz. İyi başlamışız doğru insanlarla yola çıkmışız, Allah da yardım etti bugünlere kadar getirdik. Şu anda planlar uygulanacak inşallah. Sosyal medyada yanlış bir algı oluştu. İmara açıldı diye konuşuldu, ama burada imara açılma diye bir şey yok. Açılan bir yerde yok. Ben ona imar planı demiyorum. Koruma planın bize vermiş olduğu emsal 0-30 ve Olympos’taki mevcut yapılan yapılaşma yüzde seksen daha kaliteli daha nezih bir ortamda dönüşecek. Ben iddia ediyorum bu örnek bir proje olacak, model bir proje olacak ve Türkiye'nin bu gibi tarihi mekanları da örnek olarak gösterilecek” dedi.

KAYA: BİLGİ KİRLİLİĞİ YÜZÜNDEN BÖYLE BİR TEPKİ OLUŞTU

Olympos’ta uzun yıllar işletmecilik yapan Kadir'in Ağaç Evleri'nin sahibi Kadir Kaya da plana tam destek verdiklerini söyledi. Kaya, yaptığı açıklamada şunları söyledi:

“Bence doğru bir karar. Zaten burada çok büyük bir arazi yok. Büyük bir otel yapılmasının imkanı da yok. Mevcut alanlar korunarak beton olmayan koruma amaçlı bir imar planı oluşturuldu. Zaten 2’nci dereceden 3’ncü dereceye geçmesinin nedeni de bu. Çevreci arkadaşlarımıza duyarlılıkları için teşekkür ediyoruz ancak bilgi kirliliği yüzünden böyle bir tepki oluştu. Yoksa doğru kaynaklı bilgi alsalar arkadaşlarımızın sevineceği bir imar uygulaması olacak burada, çünkü betonarme bir yapı olmayacak. Kaldı ki bölgede yapılaşma artmayacak aksine daha da azalacak. Yani bölgenin daha güzel ve düzenli bir hale gelmesi sağlanacak. Burada yapılacak hizmetin sürdürebilirlik ve kaliteli yapılması daha çok önemli. Onun için planı tamamen destekliyor.”