KÜLTÜR - SANAT
Giriş Tarihi : 22-01-2020 09:48

Kemer’in Tarihçisi

Araştırmacı özelliği ile yıllardır topladığı çok sayıda resim, bilgi, yaşlı isimlerle yaptığı röportajları bir araya getirerek Kemer’in tarihine ışık tutan Ramazan Kar, yıllardır topladığı eserleri Kemer’de açılacak müzeye bağışlamak istediğini söyledi. ‘ Anılar ve Alıntılarla Dünden Bugüne Kemer isimli kitabının ardından 2 kitap daha hazırladığını aktaran Kar, “Kemer’de yaşamak herkese nasip olmaz. Kemer’in en büyük eksikliklerinden biri kent arşivi, kent belleği ve kullandığı materyalleri eşyaları anlatan hiçbir şeyimiz yok. Türkiye’nin çoğu köylerinin bile müzeleri ve kültür evleri var. Bizim neden yok? Kendi tarihimizi, kültürümüzü niye anlatmıyoruz?” dedi.

Kemer’in Tarihçisi

Ahmet Duran YENİGÜN - Şüheda PARTAL

Kemer’in tarihçisi olarak bilinen ve yaptığı çeşitli araştırmaları ve oluşturduğu arşivi ile eski Kemer’i günümüze taşıyan Ramazan Kar, Kemer’in eskiyi yeniyle buluşturmak adına yıllardır çeşitli araştırmalar yapıyor. Yakınlardan, uzaklardan Kemer hakkında ne bilgiler, bulgular fotoğraflar buluyorsa arşivine koyuyor. Evinin zemin katı dahil 3 katında da eski Kemer’le ilgili çok sayıda yazılı belge, alet edevat bulunuyor. Bu birikimlerini Kemerliler, Antalyalılar ve Türkiye’nin dört bir yanına yaymak adına ‘Anılar ve Alıntılarla Dünden Bugüne Kemer’ isimli bir de kitap da yayınlayan Ramazan Kar, kitabının haricinde çok sayıda mekanda eski Kemer fotoğraflarının yer aldığı sergilerini de meraklılar ile buluşturuyor.

‘KEMER’DE YAŞAMAK HERKESE NASİP OLMAZ’

Yıllardır topladığı eserleri Kemer’de açılacak müzeye bağışlamak istediğini söyleyen Ramazan Kar, evinin kapılarını gazetemize açtı. 1959 yılında bir çiftçi çocuğu olarak Kemer’de dünyaya geldiğini aktaran Ramazan Kar, “Kemerli hemşerilerimiz 1989 yılında muhtarlık görevi verdiler, o zaman Türkiye’nin en genç muhtarlarından biriydim. Kemer Merkez Mahallesi’nin ilk muhtarı Kemer Köyü olarak da son muhtarı oldum. 1991 yılında Kemer ilçe olduktan sonra 3 dönemde belediye meclis üyeliği görevinde bulundum. Buradan sevgili hemşerilerime sonsuz şükranlarımı sunuyorum. Kemer’de yaşamanın bir güzelliği var, Kemer’de yaşamak herkese nasip olmaz. Ben kendi aile geçmişimi araştırmaya başladığım zaman çok enteresan belge ve bilgiler elde ettim. Bu araştırmaları yaparken Kemer tarihine ışık tutan belgelere ulaştım. Kemer tarihinden Antalya tarihine ve daha da ileri giderek Türkiye tarihine ulaştım. Bunların içinde birçok enteresan belge ve bilgiler elimize geçti” dedi.

‘EN ESKİ BELGEMİZ 1904 YILINA AİT’

Birçok eski belge, fotoğraf, kitap ve gazetelerin bulunduğu kütüphanesinin herkese açık olduğunu belirten Ramazan Kar, “Kütüphanem her zaman bilim adamlarına açıktır ve istedikleri zaman gelip faydalanabilir tezini doktorasını hazırlayabilirler. En eski belgemiz 1904 yılına aittir. Bunlar belge olarak hep yazılı ve bu zamana kadar Kemer’de yaşayan yaşlılarımız var. Bu yaşlılarımızla söyleşi yaparak Kemer hakkında bilgi, Kemer’in tarihiyle, kültürüyle, gelenekleri ve görenekleriyle ilgili arşivini topladık. Şu anda rahmetli olmuş yaklaşık 200 Kemerlinin hatıraları ve röportajları elimizde. Yine binlerce Kemer’le ilgili fotoğraflar topladık. Tarihe mal olmuş bir sultanımızın şöyle bir hatırası vardır, ‘gün gelecek bir tane fotoğraf yüzlerce sayfa kitaptan daha değerli olacak’ bugünkü fotoğraflarda o yüzlerce sayfa değerli kitaplardan daha değerli bir fotoğraf” diye konuştu.

‘UNUTMAMAK UNUTTURMAMAK İÇİN’

Selçukluların 1200 yılında Kemer’e geldiğini ve Türkiye’nin en sağlam en güzel Selçuklu Av Köşkü’nün Kemer’de yapıldığını aktaran Ramazan Kar, “Türkiye genelinde 3 tane av köşkü vardır, bu üçünden en sağlamı Kemer’dedir. Önümüzdeki günlerde de kaymakamlık ve belediyemiz çalışmalarıyla burası turizme açılacak. Bunun yanında Osmanlıdan pek belge ve bilgi yok, ama burada Çanakkale savaşından sonra Fransa’nın başkentinin ismini taşıyan Paris 2 gemisini burada ne işi vardı?”

Kar, sözlerine şöyle devam etti:

“1916 yılında Çanakkale savaşından sonra gemilerin bakım ve onarımları Meis Adası’nda yapılıyordu. Mustafa Ertuğrul ve arkadaşları verilen görev gereği dünyanın o zamanki ilk ve son kara topuyla İngilizlerin ‘Ben My Cree’ isimli ilk uçak gemisini Kaş ilçesinin bayındır burnu top mevziisinden Meis Adası önünde batırmıştır. İkinci defa Kemer’de Paris II ve Alexandra savaş gemilerini batırmıştır. Ne yazık ki bu kahramanımız 90’lı yıllara kadar sadece anılarda kaldı. Kemerliler Mustafa Ertuğrul’a sahip çıktılar ve ismini caddelerde yaşattılar, parklara isimleri verildi, anıtları yapıldı, unutmamak unutturmamak için.”

‘MUSTAFA ERTUĞRUL’UN DÜRBÜNÜNÜ EMANET OLARAK VERDİ’

Mustafa Ertuğrul’un emekli olduktan sonra Antalya’ya yerleştiğini hatırlatan Ramazan Kar, “Sonra soyisim kanununun çıktığı zaman, kardeşi bir dönem Antalya milletvekilliği de yapan Ethem Ağva, ‘birader sen Ağva Kemer’de çok büyük işler yaptın, unutulmasın soyadımız Ağva olsun’ der ve iki kardeşte kabul eder. Ama Çanakkale savaşlarının 27’nci Alay Komutanı, Kurtuluş Savaşlarının 57’nci tümen komutanı, Antalya’nın komutanı kayınpederi Albay Şefik Aker, Mustafa Ertuğrul’a ‘ben bu vatana hizmetlerimi rütbe için şan şöhret için yapmadım, ak bir er olarak lekesiz Aker soyadını aldım. Benim oğlum yok soyadımı sen taşıyacaksın’ der ve damadına Aker soyadını veriyor. Antalya’da iki kardeşlerden birinin soyadı Aker oluyor diğerinin Ağva oluyor. Şu an İstanbul’da yaşayan kızı İlhan hanım var, her defasında gider elini öperim. O bize Mustafa Ertuğrul’un dürbününü emanet olarak verdi. Mustafa Ertuğrul’un 1930’lu 1940’lı yıllarda yaptığı yaklaşık 12 adet tablosunu, yine Mustafa Ertuğrul’un bizi aydınlatan Kemer’de geçen olayları anlatan daktiloyla yazdığı hatıralarını emanet etti. Bu hatıraların arasında Paris II ve Alexandra’nın milimi milimine bulunduğu yerler mevkilerin çizimleri var” diye konuştu.

‘TÜRKİYE’DE BAŞKA BİR ÖRNEĞİ YOK’

Fırsat buldukça en çok sahaflar ve antikacıları gezdiğini söyleyen Ramazan Kar, “Belli zamanlarda Almanya’ya giderim orada dostlarım var. Benim için en önemli eserlerden biride 1916 baskılı Çanakkale savaşlarını anlatan bir Almanca dergidir. Tamamen Osmanlı coğrafyasını anlatan ve ayrıca Çanakkale savaşlarını Almanların gözüyle anlatan bir dergidir bu. Bu derginin içinde o kadar önemli belgeler var ki, bir tanesi yurtiçindeki ve yurtdışındaki Müslümanların ne yapması gerektiğini anlatan Osmanlıca, Arapça, Farsça ve Almanca fetva vardır. Bu derginin Türkiye’de başka bir örneği yoktur. Yine bizim için en önemli kaynaklardan bir tanesi olan 1919 basımı Alman General Liman von Sanders'in anıları. Ayrıca vatandaşlarımız ellerinde olan tüm eski materyalleri bize bağışlıyorlar, dedesinden kalan herhangi bir materyali getirir bu sana emanet derler” dedi.

‘KENDİ TARİHİMİZİ, KÜLTÜRÜMÜZÜ NİYE ANLATMIYORUZ?’

Kemer’in her taşının altında her ağaç kökünde bir tarih yattığını ifade eden Ramazan Kar, “Sonuçta turizminden ekmek yiyoruz. Kemer’in en büyük eksikliklerinden biri kent arşivi, kent belleği ve kullandığı materyalleri eşyaları anlatan hiçbir eserimiz yok. Türkiye’nin çoğu köylerinin bile müzeleri ve kültür evleri var. Bizim neden yok? Kendi tarihimizi, kültürümüzü niye anlatmıyoruz? İnşallah bunu önümüzdeki günlerde Kemer’e kazandıracağız. Kemer’in her taşının altında her ağacın kökünde bir tarih yatmaktadır. Sadece Tahtalı Dağı’nda benim tespit edebildiğim 12 civarından endemik bitkilerimiz var. Rahmetli Özal Kemer’e ilk geldiği zaman ‘turizmi deniz sahilinden alıp şu Torosların arkasına götürmemiz lazım’ diyordu. Ama geç kaldık” diye konuştu.

‘GÜN IŞIĞINA ÇIKMAYI BEKLEYEN BATIKLARIMIZ VAR’

‘Anılar ve Alıntılarla Dünden Bugüne Kemer’in isimli kitabının ardından 2 kitap daha hazırladığını aktaran Kar, “Bir tanesini hazırladık bitti, bu kitabımda Çanakkale savaşlarında 27’nci Alay Komutanı Albay Şefik Aker’in hiç yayınlanmamış fotoğrafları ve anıları yer almakta. İstanbul’da yaşayan torunu İhsan Günaltay beni davet etmişti, gidip ziyaret ettim. Orada hiç açılmayan bir kutu çıkardı bize, onun içinden dedesine ve babasına ait pek çok fotoğraflar verdi. Buradan kendisine Allah uzun ömürler versin diliyorum çünkü kendisi 90 yaş civarında, dedesinin ve babasının emanetlerine en iyi şekilde layık olmaya çalışacağız. Yine Kemer’in kültürünü anlatan bir kitabımız var. Mesela Evliya Çelebi Çıralı ve Adrasan’a kadar gelmiştir. Ayrıca buradaki en eski tarihi yapılardan bir tanesi de yontma taş devrine kadar uzanan Beldibi’ndeki kaya resimlerimiz var. Yani bu Akdeniz havzasında insanoğlunun var olduğu süreden beri yaşanmıştır. Tabi burada araştırmacılarımızın arkeologlarımızın ve bilim insanlarımızın gelip daha çok değinmesi gerekiyor. Ayrıca Bodrum’da dünyanın en eski batığı olan gemi Adrasan’dan gitmiştir, yine burada daha binlerce batıklarımız var gün ışığına çıkmayı bekleyen. Araştırmacılarımızı, arkeologlarımızı ve bilim insanlarımızı Kemer’e Akdeniz havzasına davet diyorum” dedi.