SİYASET
Giriş Tarihi : 02-01-2022 20:03   Güncelleme : 02-01-2022 20:03

‘Kemer’in gözü ve gözcüsüsünüz’

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Kemer İlçe Başkanı Hüsnü Ünal ve Yönetim Kurulu Üyesi Hasan Kayrak’ın daveti üzerine Kemer’e gelen CHP Ankara Milletvekili Yıldırım Kaya, gazetemizi ziyaret etti. Gazetemiz İmtiyaz Sahibi Ahmet Duran Yenigün’e açıklamalarda bulunan Kaya, gazetemizin ilçede gözcülük yaptığını ve ne gördüyse yazdığını belirterek, “Siz gözcülük yaparken yandaşa gözcülük değil, gördüğünüz neyse onu yazıyorsunuz. Onun için Kemer’in gözü ve gözcüsüsünüz. Eğer bizim denetleyicilerimiz gözcülerimiz sağlam olmazsa düşman kaleyi hemen zapt eder. Yerel gazeteler özellikle resmi ilan alma konusunda çok ciddi sorunlar yaşıyor. Eğer yerel gazeteler ayakta kalmaz ise biz bir avuç havuz medyasının insafına ve eline kalırız. Bu Türkiye’nin hayrına değildir. En doğrusu yerel parti örgütü ve yerel gazetedir” dedi.

‘Kemer’in gözü ve gözcüsüsünüz’

Ahmet Duran YENİGÜN-Şüheda PARTAL

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Ankara Milletvekili Yıldırım Kaya, CHP Kemer İlçe Başkanı Hüsnü Ünal ve Yönetim Kurulu Üyesi Hasan Kayrak’ın daveti üzerine Kemer’i ziyaret etti. İlçe başkanlığında partililerle buluşan Kaya, gazetemizi de ziyaret ederek İmtiyaz Sahibi Ahmet Duran Yenigün’e açıklamalarda bulundu. Aslen Kırşehirli olan ve milletvekili olduktan sonra 2,5 yıl partide Eğitim Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcılığı görevinde bulunan Kaya, Eğitim Sen’in ilk kurucu genel başkanlığını da yaptığını belirterek, “30 yıl öğretmenlik yaptım. Yaşamım boyunca siyasal mücadele ile geçmiş, sık sık öğretmenlik mesleğinden uzaklaştırılmış, sürgün edilmiş, ciddi savaş vermiş mücadele etmiş biriyim. 2018’de Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu’nun talimatıyla Ankara’da 2. Bölgede Milletvekili adayı oldum ve ben o zaman milletvekili olmayı düşünen biri değildim. Ben hep kafamda yerel yönetimler düşünen bir insandım. Kırşehir konusunda belediye başkan aday adayı olarak iki kez müracaat ettim, ama hiç birinde yol açılmadı ama, bir şey olmak için değil de halkla birlikte bir şeyi değiştirebilir miyiz umuduyla bu yolu seçtim. Milletvekili olmak hiç aklımda yoktu. Yani benim içim dışım mücadele ve eğitim. Daha çok eğitim alanına ilişkin. Nedeni de şu; hem mesleğim bu, hem de Türkiye’nin ve Cumhuriyetin en temel sorunu eğitimdir. Cumhuriyetin temeli eğitimle atılmıştır, cumhuriyetle hesaplaşmak isteyen bir siyasal iktidar var. O zaman cumhuriyetle hesaplaşmak istiyorsa, cumhuriyeti yıkmak istiyorsa, hani sizin bu binanın çatısına dinamit koysak binayı yıkamayız ama temele atarsanız yıkılır, onlar da cumhuriyetin temelinin eğitimle atıldığını bildikleri için temele dinamit koymaya çalışıyorlar. Bizde o temele onlara inmesinin önüne geçen ve orda bir set çeken bir hamleyi yapıyoruz. Bu cumhuriyet büyük bedeller ödenerek kuruldu. Gazi Mustafa Kemal Atatürk ‘Baş Öğretmenlik’ ünvanını boş yere almadı. Eğitime verdiği önemi herkes bilir. Sakarya Meydan Savaşı devam ederken 15 ve 21 Temmuz 1921 tarihlerinde Ankara’da altı gün devam eden muallimler şurasına katılır ve orada o zaman kadın öğretmenleri de bu toplantıya davet ediyorlar hatta Mustafa Kemal Atatürk kürsüde; ‘muallimler ve muallimeler’ diyor. Biz şimdi öğretmen dedik mi kadın ve erkek öğretmen hepsini kapsıyor. Ama o zaman böyle bir kavram olmadığı için muallimler ve muallimeler yani kadın ve erkek öğretmenler diyor. O gün kadına ve eğitime, öğretmene verdiği değeri anlatıyor. Aslında Yıldırım Kaya’nın özeti eğitimci, mücadeleci Ankara Milletvekili ama her şeyden önemlisi bir cumhuriyet sevdalısı bir demokrasi sevdalısı isim diyebiliriz” diye konuştu.

‘30 YILDIR KEMER’DE, HALA KEMERLİ SAYILMIYOR’

Antalya ve Akdeniz’in Türkiye’nin aydınlık yarınlara erişebilmesi için bir umut kapısı olduğunu ifade eden Kaya, “Akdeniz’in ılık rüzgarları esmediği müddetçe Türkiye’de demokrasiden ve barıştan bahsetmemiz mümkün değil. Yani Antalya’nın hem kıyıları hem dağlarının tepesinde Yörük çadırlarındaki hayatın kendisi Türkiye’yi Anadolu’yu anlatıyor. Dolayısıyla biz Yörük çadırlarında yaşanan ile sahil boyundaki yaşananı birleştirerek bir yeni bir Türkiye yaratmamız mümkün. Bunu burada yaşayanlardan öğrenmek gerekiyor. Buradaki mücadelenin kendisi bir varlık yokluk mücadelesinden daha çok bir ülke mücadelesi. Burası Avrupa’ya örnek teşkil edebilecek bir yaşam tarzını ortaya koyuyor. İlk önce turistlerden para kazanmayı önüne koymuş bir yer gibi algılandı ama, daha sonra şu fark edildi; aslında onlardan öğrendiklerimizi yaparak yaşayarak onlara da öğretmeye başladı. Avrupa bizden daha çağdaş daha modern olarak gözüküyor ya, Avrupa’nın bir çok ülkesine bile her anlamda önderlik yapmış, bağımsızlığı, demokrasiyi, özgürlüğü bunun tümünü bir bütün olarak dünyaya örnek model olarak sunmuş bir ülkeyiz. Akdeniz de bunun harmanlanması. Ben Akdeniz’de Antalya’da şunu hep görmüşümdür, sendikacılık döneminde de gördüm, Türkiye’nin dört bir yanından insanlar var, Antalyalı mısın değil misin? sorusunun kaybolmaya yüz tuttuğu bir şey. Şimdi Kemer’de de öyle Kemer İlçe Başkanımız 30 yıldır Kemer’de hala Kemerli sayılmıyor. Şimdi niye Burdurlu olduğu için doğduğu yer mi? doyduğu yer mi? mücadele ettiği yer mi? şimdi bunların tümünün kırılmaya yüz tuttuğu bir kent. Bu yaklaşımı eğer Antalya’da Akdeniz’de kırabilirsek Anadolu’da da bunu daha rahat kırabilme yoluna gireriz. Çünkü Anadolu daha ketumdur, değişime kapalıdır Anadolu” dedi.

‘ÖRGÜTLENME SARMAŞIK GİBİDİR’

Cumhuriyet Halk Partisi’nin örgütlenme modelinde, çalışma tarzında ve mücadele anlayışında köklü bir değişime gidilmesi gerektiğine dikkat çeken Kaya, “Dikey bir örgütlenmeye sahibiz. Halbuki örgütlenme bir sarmaşık gibidir. Ben buna halk sarmaşığı diyorum. Sarmaşık tohumunu atarsınız bir binada, kök saldığında binanın her yerini sarar. Siz o sarmaşığı sökseniz de bir başka yerde yeniden çıkar. Bizim örgütlenmemizin de böyle olması gerekiyor. Sokakta, mahallede, iş yerlerinde, gençlerin arasında, kadınların arasında, narenciye bahçelerinde, seralarda örgütlenmeyi böyle yayarsanız. O zaman oradan gelen veriler sizi doğru yere götürür. Örgütlenmeyi genel merkez, il başkanlığı ve ilçe başkanlığı zeminine indirmeliyiz. Bu süreci gören ve bu süreci aşmak için çaba sarf eden bir genel başkanımız var. Genel başkanımızın özellikle İstanbul’da, Ankara’da, Antalya’da, Mersin’de, Adana’da, Hatay’da, büyükşehir belediyelerinin kazanılmasının altında yatan şudur; burayı kendisi bizzat analiz edip örgütün söylediğini de dikkate alan, yanlış bir yönelime direnerek ve mücadele ederek risk alarak karar verdi” diye konuştu.

‘YÜZDE 31’İ BAŞARI, YÜZDE 40’I BAŞARISIZ OLARAK GÖRDÜK’

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nu aday olarak gösterdiklerinde partinin büyük bir kesiminden tepki aldıklarını ifade eden Yıldırım Kaya, “Ekrem İmamoğlu’nu hiç kimse bilmezdi. Ama Ekrem İmamoğlu’nu genel başkanımız Beylikdüzü İlçe Başkanlığından Beylikdüzü Belediye Başkanından itibaren takip ediyor, takip ettikten sonra ilçe belediye başkanı iken Anadolu’yu gezmesini sağlıyor. İmamoğlu İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı olarak ilan edildiğinde biz örgütün büyük bir kesiminden ve Ekrem beyi tanımayanlardan çok tepki aldık. Ama seçim kazanıldığında iş başka bir noktaya doğru gidiyor. Ben Ankara Milletvekiliyim, Mansur Yavaş’ın adaylaşması konusunda örgütten çok tepki aldık. Ama genel başkanımız ve biz olmazsa olmaz diye direttik bugün Türkiye’nin en başarılı belediye başkanlarından biri oldu. Demek ki dün hangi zeminde siyaset yaptığına bakmayacağız. Rahmetli Necdet Calp’ten hep bahsettik, Halkçı Parti yüzde 33 oy almıştı. Şimdi bizim cumhurbaşkanlığı seçiminde yüzde 31 oy aldığımızda büyük oy aldık gibi lanse edildi. Halbuki Ekmelettin İhsanoğlu’nun adaylığında yüzde 40’a yakın oy alınmıştı. Yüzde 31’i başarı, yüzde 40’ı başarısız olarak gördük. Toplum şuna kilitleniyor, yöneten yerde misin değil misin? Yüzde 49,9 oy alsan öbürü de yüzde 50,1 oy alsa Cumhurbaşkanlığı makamına oturuyorsa kaybetmişsin demektir”

‘BAŞARI İKTİDARI ELE GEÇİRDİĞİNDE OLUR’

“Başarı iktidarı ele geçirdiğinde olur” diyen Kaya, sözlerine şöyle devam etti:

“Birde uygulamada iktidarı ele geçirmekte yetmiyor. Ben hep şöyle diyorum; hükümet olmak mı? iktidar olmak mı? Ben hükümet olmanın sorunları çözemeyeceğini biliyorum. İktidar olmamız gerekiyor. Bunun yolu da Hakkari’den Edirne’ye, özellikle Antalya’dan Sinop burnuna kadar Türkiye’yi kucaklamaktan geçiyor. Bu kucaklamanın örnekleri Antalya’da var mı? Derseniz, var bence. Antalya’nın hem kıyı kesimleri hem iç kesimlerinde başarılar var. Mesela Döşemealtı Belediyesi’nde iki dönemdir kazanıyoruz. Kemer bir Avrupa kenti gibi görünüyor ama, mahalleriyle şehir merkezini buluşturduğunuzda bir Avrupa kentinden çok Anadolu’da Yozgat’ın bir beldesi gibi de düşünebilirsin. Bizim İlçe örgütümüz o halk sarmaşığı dediğimiz örgütlenme modelini hayata geçirse burada mesela, bir beş yıldızlı otele peşkeş çekilmek üzere hazırlanan bir birim var. Orda ilçe örgütümüzün ve belde halkının ciddi yürüttüğü bir mücadele var. Ama mücadelenin sonuç alabilmesi için buradaki yapılan işle Ankara’yı buluşturmak gerekiyor. Yani buradaki mücadeleye Ankara’dan destek olup parlamentoda bunu gündeme getirmek gerekiyor.”

‘HERKESE DOKUNMAYA VE DİNLEMEYE ÇALIŞIYOR’

Hem gazeteciler açısından, hem basın dünyası açısından, hem de tarım, sanayi ve ekonomik politikalar açısından kurulmuş masalarda çalışmalar yürütüldüğünü aktaran Kaya, “Bu şu anlama geliyor, eksiği yok mu? tabi ki var. Ama iktidar olmadan önce hazırlık çalışmalarının yapılıyor olması önemli ve kıymetli. Bunun daha sistematik daha nitelikli daha kapsayıcı olması doğru bir eleştiri. Şunu söyleyebilirim CHP hiç olmadığı kadar iktidara kendisini hazırlıyor ve uğraşıyor. Genel başkanımız CHP üyesi olanların katılmadığı toplantılar yapıyor, yani muhtarlardır, kanaat önderleridir herkese dokunmaya ve dinlemeye çalışıyor” dedi.

‘İKİNCİ KEZ HATA YAPARSAN AF EDECEK KİMSEYİ BULAMAZSIN’

Geçmişte yapılan hataların tekrar edilmemesi gerektiğine işaret eden Kaya, “Kendi üzerimize düşen payı alıyoruz ve bunun da telafi edilmesi için elimizden gelen her türlü çabayı yürütmek zorundayız. Eğer iktidar olacaksak ki olacağız, Antalya Büyükşehir’i yeniden daha farklı kazanacaksak o zaman geçmiş dönemde 2019’da yapılan hataları yapmadan gitmeliyiz. Hatayı bir kez yaparsın insan seni affeder ama, ikici kez yaptığında ne seni affedecek insan bulabilirsin ne de af dileyebilecek bir örgüt bulabilirsin. Dolayısıyla Kemer İlçe Örgütümüzde güçlü bir başkanımız ve yönetimde arkadaşlarımız var. Onların çırpınışlarını ve emeklerini zayi etme hakkımız yok. Biz doğruları olumlulukları gün yüzüne çıkarmamız lazım. Eksiklikleri de evin içinde halının altına değil süpürmeden halının üzerine çıkartıp çözerek gitmemiz lazım. Hatalarımızı görüp çözerek gitmek zorundayız. Belediye Başkanları ‘ben neymişim be abi’ demeyecek. Örgüt onu denetleyen onunla birlikte iş gören bir yapıya kavuşacak. Örgüt sadece yönetim kurulu üyeleri ile kendini sınırlı görmeyecek. Eğer yönetim kurulu üyeleri ile kendini sınırlı görürse bu hayatta başarılı olamaz. Bizim örgütlere yeni bir anlayışı egemenlik alanı olarak kurmamız lazım. 10 tane partili getirip meydana çıkıp iki slogan atıp giden bir örgüt artık bitti. Kapıları çalacağız, ihtiyaçları nelerdir bunları göreceğiz. Şimdi şurada bir etüt merkezi var ve bu etüt merkezi eğitimde. Bir belediye kreş, yurt, etüt merkezi açıyorsa ve öğrencilere burs ayarlıyorsa bu belediye geleceğine sahip çıkıyor demektir. Geleceğine sahip çıkmayan hiç başarılı olamaz” diye konuştu.

‘KEMER’İN GÖZÜ VE GÖZCÜSÜSÜNÜZ’

Gazetemizin ilçede gözcülük yaptığını ve ne gördüyse yazdığını ifade eden Kaya, “Ben 2022 yılının ilk gününde umudun adresindeyim. Çünkü burada gözcülük yapıyorsunuz. Siz gözcülük yaparken yandaşa gözcülük değil, gördüğünüz neyse onu yazıyorsunuz. Onun için Kemer’in gözü ve gözcüsüsünüz. Kemer’de siyaset yapan herkes; ‘ben yanlış yaparsam en yakın dostum da olsa bu gözcü beni affetmez. Çünkü dürbünde gördüğü neyse bunu ortaya koyuyor’ diyor. Biz bunu bilerek hareket etmek zorundayız. Türkiye’nin de bizi gözleyen milyonları var. Vatandaşta bizi gözlüyor, çiftçide, fabrika sahibi de bizi gözlüyor ve diyor ki; bunlar gelirse benim yaşam tarzım nasıl olur? giyimine kuşamına müdahale edilir mi? ya da fikri ayrılıklar olur mu? bunların hiç birinin olup olmayacağını ve olmadığını yerel yönetimlerde gösterdik. Bizim referansımız 2019’da kazandığımız belediyelerde ki uygulamalardır. Eğer bizim denetleyicilerimiz gözcülerimiz sağlam olmazsa düşman kaleyi hemen zapt eder” şeklinde konuştu.

‘BİR AVUÇ HAVUZ MEDYASININ İNSAFINA KALIRIZ’

Yerel gazetelerin önemine de dikkat çeken Kaya, “Yerel gazeteler özellikle resmi ilan alma konusunda çok ciddi sorunlar yaşıyor. Eğer yerel gazeteler ayakta kalmaz ise biz bir avuç havuz medyasının insafına ve eline kalırız. Bizim denetimimizde olsa da Türkiye’nin hayrına değildir bu. En doğrusu yerel parti örgütü ve yerel gazetedir. Ben öğretmenim şu gazeteyi internet üzerinden okuduğum zaman hiçbir zevk almıyorum. Eline aldığın zaman o matbaa kokusu gelecek, o kokuyla bunu gözleyeceksin. Ben gazetede haber olduğunda mutlu oluyorum, televizyon haberciliğinde bile mutlu olmuyorum. Çünkü bu kalıcı, öbürü uçup gidiyor. Esası kalıcı olandır. Bu gazetelerin hepsini ben saklıyorum evimde. Bunu terk etmememiz lazım” dedi.