SİYASET
Giriş Tarihi : 10-05-2020 14:36

‘Bu hevesten vaz geçilmelidir’

İYİ Parti Antalya Milletvekili Feridun Bahşi, AK Parti’nin meslek örgütlerinin yapısını değiştirmek istediğini söyledi. Bahşi, “İktidarın yandaş medya, yani Ak Medya yarattığı gibi şimdi de yandaş yani Ak barolar ve Ak odalar oluşturmak için harekete geçmektedir. Birlik olmak varken bölünme ve bölünmeyi teşvik edecek yasalar çıkarmak kabul edilemez. Tez zamanda Ak Baro ve Ak Odalar yaratma hevesiyle kalkışılan bu hevesten vaz geçilmelidir” dedi.

‘Bu hevesten vaz geçilmelidir’

Maksut TEMİZEL

İYİ Parti Antalya Milletvekili ve emekli hakim Feridun Bahşi, AK Parti’nin kendi yok oluşunu engellemek için sahte sanal darbe söylentileri ile gündem değiştirmeye çalıştığını iddia etti. “Hukuku ortadan kaldıran, anayasayı ilga eden tek adam rejimi, kuvvetler ayrılığı ilkesini yok etmiş, tarafsız medyaya da yargısız infaz yapmaya devam etmektedir” diyen Bahşi, “AKP kendi yok oluşunu engellemek için sahte sanal darbe söylentileri ile gündem değiştirmeye çalışmaktadır. Yandaş medya yani Ak Medya yarattığı gibi şimdi de yandaş yani Ak barolar ve Ak odalar oluşturmak için harekete geçmektedir. Yandaş yargı ise tıkır tıkır işlemeye devam ediyor. 2017 referandumunda mühürsüz oyların yasaya aykırı olarak geçerli sayılmasına, 31 Mart yerel seçimlerinden sonra İstanbul belediye başkanlığı seçimlerine itiraz incelemesinde aynı şekilde kullanılan 4 pusuladan sadece Başkanlık pusulasının iptali için oy kullanıp seçimin iptalini sağlayanlardan eski YSK üyesi Zeki Yiğit sarayın talimatı ile yandaş Danıştay’a Başkanı seçildi” dedi.

‘SIRA MESLEK BİRLİKLERİNDE’

AK Parti’nin Ankara Barosu ile Diyanet İşleri Başkanlığı arasındaki hutbe tartışmasını bahane ederek, oda seçimleri sisteminin değiştirilmesi konusunu yeniden gündeme taşıdığını belirten Bahşi, sözlerine şöyle devam etti:

“Sıra meslek birliklerini yandaş hale getirmeye gelmişti. AKP Genel Başkanı Erdoğan, bu çerçevede Eylül 2019’da ‘Önümüzdeki dönemde ilk çözmemiz gereken meselelerden birinin barolar başta olmak üzere tüm meslek teşekküllerinin seçim yöntemlerinin temsili demokrasiye uygun hale getirilmesi olduğuna inanıyorum’ şeklinde bir açıklama yapmıştı. Şimdi ise Ankara Barosu ile Diyanet İşleri Başkanlığı arasındaki hutbe tartışmasını bahane ederek, uzun zamandır beklettikleri oda seçimleri sisteminin değiştirilmesi konusunu yeniden gündeme taşıdılar. Son MYK toplantısında ise ‘Ankara Barosu’nun ve benzerlerinin fütursuz saldırılarıyla karşı karşıya kaldık. Sadece bu örnek dahi, meslek kuruluşlarının seçim usullerinin yeniden belirlenmesiyle ilgili denetimin ne kadar önemli olduğunu gösteriyor. Oda ve barolarla ilgili düzenleme konusunda bu konuda derhal çalışmalı ve meclisimizin takdirine bunu sunmalıyız’ dedi. Her yasal düzenlemede yaptıkları gibi bu düzenlemede de yine uluslararası hukuk kuralları, yasa yapma tekniği, devlet aklı değil anlık ve tepkisel öfkenin ürünü olarak düzenleme yapmaya kalktılar. Yasal yollarla ele geçirilemeyen başta barolar ve Barolar Birliği olmak üzere tüm meslek odalarının yönetimlerinin antidemokratik yollarla ele geçirilmesi için yasal düzenleme yapmaya hazırlanılmaktadır.”

‘TEPKİLER SEBEBİYLE GERÇEKLEŞTİRİLEMEMİŞTİ’

“Odaların seçimleri ile ilgili yapılması düşünülen düzenleme ile ilgili somut bilgi olmasa da daha önce hazırlanarak tepkiler sebebiyle bekletilen yasanın hayata geçirilmesine çalışılacağı anlaşılmaktadır” diyen Bahşi, “Bu konuda yapılacakların başında delege sistemi bozularak temsilde adalet sisteminin ortadan kaldırılıp seçimleri yandaşların kazanmasının sağlanması, oda üyeliğinin zorunlu olmaktan çıkarılması ve odaların bölünerek Ak odaların oluşturulması gelmektedir. Esasen bu konudaki ilk düzenleme rahmetli Özdemir Özok’un TBB Başkanlığı döneminde yani 2009 yılında Devlet Denetleme Kurulu raporuna girmiş daha sonra da 2014-2014 ve 2017-2018 yıllarında benzer çalışmalar yapılmış her defasında Türkiye Barolar Birliği önderliğinde yapılan tepkiler sebebiyle gerçekleştirilememişti. Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu, 24 Şubat 2018 tarihinde tüm baro temsilcilerinin katıldığı toplantıda yaptığı konuşmada meslek birliklerinin bölünmesi fikrinin FETÖ projesi olduğunu, bugün FETÖCÜ olduğu gerekçesiyle kapatılan, öğretim üyeleri de KHK ekinde ihraç edilen bir üniversitede yapıldığını, ayrıca meslek birliklerinin ismindeki ‘Türk’ ve ‘Türkiye’ ibaresinin çıkarılması ve aynı şehirde aynı meslekten birden fazla örgüt kurulmasının sakıncalarını dile getirmişti. O gün çıkarılmaya cesaret edilen bu düzenleme Ankara Barosu ile Diyanet arasındaki yersiz ve gereksiz tartışma bahane edilerek çıkarılmaya çalışılacaktır. Hâlbuki uygulamadaki sistem temsilde adaleti sağlayan hakkaniyetli bir seçim sistemidir” şeklinde konuştu.

‘ADALETSİZ BİR SONUCU ORTAYA ÇIKARMAKTADIR’

Ülke genelinde 130 bin avukat olduğuna değinen İYİ Parti Antalya Milletvekili Feridun Bahşi, “Bunun 46 bini yani yüzde 35’i İstanbul’dadır. Türkiye Barolar Birliğinin toplam 504 delegesinden 137’si İstanbul, 52’si Ankara, 29’u İzmir, 16’sı Antalya Barosu seçimlerinde belirlenmektedir. İllerde her baro için 2 delege, ayrıca sonraki her 300 üye için 1 delege hakkı bulunmaktadır. Kamuoyuna yansıyan bilgilere göre Saray, bu sistemi, il baroları için, 5 delege ayrıca sonraki her 1000 ya da 3000 avukat üye için 1 delege şeklinde kurmaya çalışmaktadır. Bu durumda 46.000 avukat sayısı ile 137 delegeye sahip olan İstanbul Barosunun delege sayısı, 1000 baro üyesine 1 delegeye göre 45’e hatta 3000 baro üyesine 1 delege sayısına göre de 30’a düşmektedir. Bu da temsilde adalet sistemini yerle yeksan etmekte, avukatların Türkiye Barolar Birliğinde temsilinde adaletsiz bir sonucu ortaya çıkarmaktadır” dedi.

‘BU HEVESTEN VAZ GEÇİLMELİDİR’

Meslek birliklerinin illerde birden fazla örgüt kurmasının ise tam bir kargaşa ve bölünmelere sebep olacağını ifade eden Bahşi, “Yine meslek birliklerine üyelik zorunluluğunun kaldırılması da birçok sakıncayı beraberinde getirmektedir. Bilindiği gibi meslek birlikleri ahilik geleneğinin günümüzdeki temsilcileridir. Ahilik geleneğinin en önemli hususiyetlerinden birisi de aynı meslekte birliği ve bütünlüğü sağlamaktır. Türkiye, meslek içi bölünmelerin sıkıntılarını en ağır şekilde 12 Eylül darbesi öncesi yaşadı. Özellikle Pol-Der Ve Pol-Bir olarak poliste yaşanan felaketler de o günleri yaşayan insanların hala hafızalarında tazeliğini korumaktadır. Bu işin sonu iyi görünmemektedir. Meslek odalarının bölünmesi aralarına nifak girmesi sonucunu doğuracaktır. Meslek odaları arasındaki bölünme insanlar arasındaki parçalanmayı arttıracaktır. Birlik olmak varken bölünme ve bölünmeyi teşvik edecek yasalar çıkarmak kabul edilemez. Tez zamanda Ak Baro ve Ak Odalar yaratma hevesiyle kalkışılan bu hevesten vaz geçilmelidir. Unutulmamalıdır ki; ayarını bozduğunuz kantar gün gelir sizi de tartar” diye konuştu.