TURİZM
Giriş Tarihi : 07-10-2021 17:39   Güncelleme : 07-10-2021 17:41

‘Ben Kemer’in ilk turizmcisiyim’

Kemer’in ilk turizmcilerinde 76 yaşındaki Orduvar Akman, Beycik Mahallesi’nde bulunan Kartal Yuvası’nda gazetemiz imtiyaz sahibi Ahmet Duran Yenigün’e turizme nasıl başladığını anlattı. Çamyuva Mahallesi’nde bulunan Akman Motel ve Akman Beach Otel’in sahibi de olan Orduvar Akman, turizmden artık para kazanmanın zor olduğunu belirterek, “Şimdilerde turizm sahillerde değil, daha çok doğada. Bu pandemiden dolayı da herkes artık doğayı istiyor. 15-20 dolara müşteri alıyorlar, ye iç yat. Yurt dışında havalimanlarında bir kahve parasına oda veriyorlar. Yani para kazanmak mümkün değil, ama yaptılar. Artık turizmden para geleceğini de düşünmüyorum” dedi. Beycik’te sağlık amaçlı bir projesi de olduğunu ifade eden Akman, tek isteğinin de projeyi hayata geçirmek olduğunu söyledi.

‘Ben Kemer’in ilk turizmcisiyim’

Ahmet Duran YENİGÜN

 

 

Kemer’in ilk turizmcilerinden 76 yaşındaki Orduvar Akman, Beycik Mahallesi’nde bulunan Kartal Yuvası’nda gazetemiz imtiyaz sahibi Ahmet Duran Yenigün’e turizme nasıl başladığını anlattı. 1972 yılında Çamyuva’nın ilk oteli olan Akman Motel’i açarak turizme başladığını belirten Akman şunları anlattı:

ZORLUKLAR İÇİNDE ÖĞRENİMİMİ TAMAMLADIM

“1944 Çamyuva Kemer doğumluyum. Babam rahmetli Kâtip Bayram Ali’dir. Bu memleketin en zeki insanlarındandı hem Osmanlıca hem de yeni Türkçeyi bilirdi. Kumluca’dan Antalya’ya kadar hiç okur yazar adam yoktu o zamanlar. Bütün muhtarlar atlarla bize gelir babam bunların defterlerini kitaplarını yazardı ve bu insanlar kışın Ağva Deresi taşardı evimizde misafir ederdik. Evde kazanlarla yemek pişerdi. İlk okulu Kuzdere’de okudum ve okula gitmek için her gün 10 kilometre yürürdüm. Ortaokulu da para olmayınca 1 sene sonra Antalya’da merkez ortaokulunda okudum. Paramız yok, bir pantolon, bir gömlek bir de ceketim vardı. Merkezdeki çocuklarda para var, köyden gelenlerde para yoktu. Okula da sabahçı ve öğlenci olarak gidiyorduk. O zamanlar bir tane avukat vardı, sabahçı olduğumda öğleden sonra avukatın yazıhanesinde duruyordum ve böyle çalışmaya başladık. Almancam çok iyiydi, yaz aylarında da Antalya Tanıtma Turizm Derneğinde çalışıyordum. Yani yaşamak için para kazanmaya başlamıştım. Hiç unutmuyorum ev kiramız 30 liraydı. Amca oğluyla beraber kalıyorduk, ev sahibi elektrik parasını ekstradan istiyordu ve elektrik parasını ödeyemediğimiz için gaz lambasıyla ders çalışıyorduk. Böyle Antalya da Ortaokul ve liseyi bitirdim. Rehberlik ve otelcilik kursları vardı onları da bitirdim. Yani zorluklar içinde öğrenimimi tamamladım.”

YABANCI PLAKALI ARABALARI GÖRÜNCE OTELE GELİYORLARDI

“Kayınpederim Cemal Tugay İlkokulu Müdürüydü. Kayınvalidem de aynı okulda öğretmendi. Eşimde Güzeloba’da öğretmenlik mesleğine başladı ve tanışarak 1970 yılında evlendik. Düğün filan da yapmadık, astsubay gazinosunda yüzükleri takarak nikah yaptık. Evlendikten sonra 1972 yılında Turizm Bölge Müdürlüğünde bir mimar vardı, o otel projesini çizerek Akman Motel’i yaptık. O zaman tünellerden Tekirova’nın sonuna kadar hiç otel yoktu, sadece bizim otelimiz vardı. Hatta bizim otelin kalıp kerestelerini Club Med’e sattım. Tabi biz oteli yaptık ama giden gelen yok. Araba alacak param yoktu o zaman bir motosiklet aldım. Kemer’de 3 kişide motosiklet vardı, 1’i de bendeydi. Yol olmadığı için patika yolundan Antalya’ya motosikletle gider gelirdim. Dinamitlerle yol açılmaya çalışılıyordu.

Bir gün Antalya’dan dönerken Almanya’dan gelen turistler vardı ve bana ‘biz Kemer’e gideceğiz. Yatacak yer var mı?’ diye sordular. Ben de ‘biz bir otelde kalıyoruz, isterseniz beni takip edin sizi götüreyim’ dedim. Bizim otele geliyorduk, ertesi gün benim otel sahibi olduğumu öğreniyorlardı. Otel Kumluca karayolunun dibinde olduğu için gelen yabancı arabalar otelde kalanların yabancı plakalı arabalarını görünce otele geliyorlardı. Bu şekilde otele turistler gelmeye başladı.”

BASINÇ ODALI İLK DALGIÇ OKULUNU AÇTIK

“Daha sonra dalgıç okulu yapmaya karar verdik. Basınç odalı ilk dalgıç okulunu açtık ve 4 Alman çalışıyordu. Her sene ocak ayında Duesseldorf’ta tekne fuarı vardı oraya gidip stant açıyorduk. Önümüzdeki yılın otel ve dalgıç rezervasyonunu yapıyorduk. Dalgıç okulunu 1990 yılına kadar çalıştırdık ve eski oteli de yıktıktan sonra bu tatil köyünü yaptık. 1978 yılında da Akman Beach Otel’i yaptık. 2001 yılında da Kumluca’da arazi aldık otele başladık ve böyle devam ettik.”

KAHVE PARASINA ODA VERİYORLAR

“Şimdi benim Beycik’te sağlık amaçlı bir projem var. 100 odalı bir proje bu. Burada insanlar doğada yürüyüş yapsın gezsin istiyoruz. Denize gitmek isterlerse de sahilde 2 otelimiz var servislerle götürüp getireceğiz. Ancak inşaat yapım maliyetleri çok yükseldi. Pandemiden sonra fiyatlar yüzde 100 arttı. Yani şu oteli bir an önce bitirmek istiyorum. Ondan sonra ben rahatlayacağım. Benim cebimde param varsa yaparım, yoksa yapmam. Benim 5 kuruş kimseye borcum yok. Bankalar kredi vermek istiyor, ama neyle geri ödeyeceksin. 15-20 dolara müşteri alıyorlar, ye iç yat. Yurt dışında havalimanlarında bir kahve parasına oda veriyorlar. Yani para kazanmak mümkün değil, ama yaptılar.”

ŞİMDİ TURİZM SAHİLLERDE DEĞİL, DAHA ÇOK DOĞADA

“Benim Alanya’da arkadaşım var, diğerlerine şu fiyattan aşağıya vermeyelim diye anlaşmışlar ve 50 dolardan aşağı vermeyelim dediler. Turistler gelmeye başlayınca arkadaşın otelinde kimse yok, diğerlerinde dolu. Ondan sonra acentelerle anlaşmışlar ucuz vermeye başlamışlar odaları. Yani şimdiden sonra turizmden para kazanmak mümkün değil. Biz dalgıç okulunu açtığımızda 280 mark alıyorduk ve öğretiyorduk. Ertesi gün dalış yapılacak yine 280 mark alıyorduk. Biz iyi para kazandık. Ancak şimdi turizm sahillerde değil, daha çok doğada. Bu pandemiden dolayı da herkes artık doğayı istiyor ve biz yaptığımız otelleri diğerleri gibi yüksek yapmadık. Tur operatörleri getirdiği turistler arasında anket yaptırıyor, işte nasıl bir otelde kalmak istiyorsunuz gibi ve anketlerde yüksek büyük otellere hiç rağbet yok, hep bahçe içinde doğal otelde tatil yapmak istiyorlar. Onun için biz 3 tesisimizi de öyle yaptık. Yüksek katlı yapmadık.”

DEVLETTEN YANA BİZ HİÇBİR KATKI GÖRMEDİK

“Mesela 2 otelimizin arası devlet arazisiydi ve 49 yıllığına verdiler. Turizm teşvik yasasına göre bitişiğinde otel varsa kamu arazisi o otele verilmesi gerekiyor. O zaman turizm bakanlığından genel müdür aradı müracaat edin size vereceğiz orayı dediler. O zamanın Turizm Bakanı da Mesut Yılmaz. Bunlar dedim başkasına verirler dedim, yok dedi yasa var size vereceğiz dedi. Ondan sonra gittiler başkasına verdiler, bize vermediler. Git başka yeri ver, benim bitişiğimi neden veriyorsun? Yani devletten yana biz hiçbir katkı görmedik. Akman Beach’in olduğu yeri kamulaştırdılar, ANAP İl Başkanı Rıfat Diker beri tarafı kiraladı diye, sana istersen yan tarafı kamulaştırıp verelim dediler. Hemen Ankara’ya gittik. Tamam dediler 18’nci maddeyi uyguladılar ve hazine arazisinin diğer tarafını verdiler, bizim tapulu yerimiz kaldı. Dediler kamulaştırmayı bir şekilde kaldırırız, 1 sene içerisinde oteli yapacaksın ve devletten de bir kuruş kredi almayacaksın. Tamam dedim, taahhüt imzaladım ve yaptım. 1989 yılında da oteli açtık.”

DEVLETLE UĞRAŞMAK KADAR BİR ZORLUK YOK

“Bir gün Başbakan Turgut Özal ağa Ceylan’ın oraya gelmiş, orada kalıyor. Ağa Ceylan beni aradı başbakanla yemek yiyeceğiz sende gel dedi, bende ben gelmem dedim. Ertesi gün de bayram, oteldeyiz, öbür otelden aradılar; biz oteli açtık başbakan da geldi dediler. Rıfat Diker’in de karkas binası duruyor. Başbakanın danışmanı Can Pulak da bana Orduvar bir kurdele kestirelim oteli açtın sonuçta dedi. Bende kestirmeyeceğim dedim. Demirel’in yasağı kalksın öyle kestireceğim dedim. Özal’da karkas binayı görünce ‘bu bina kimin yahu’ dedi. Bu sizin il başkanı Rıfat Diker’in binası efendim dedim. O dedi ‘buraya nereden gelmiş? Yıksın bu binayı, buraya hiç yakışmadı’ dedi, aynen böyle söyledi. Yani çok uğraştık. Devletle uğraşmak kadar bir zorluk yok. İş devlete kaldı mı süreç uzuyor.”

ARTIK TURİZMDEN PARA GELECEĞİNİ DE DÜŞÜNMÜYORUM

“Ben 1944 doğumluyum, babamı 6 yaşında kaybettim, annemi de 11 yaşında. Tahtalı’dan eşekle kar getirirdim. Buraya elektrik 1980 yılında geldi. Yani şimdi bakıyorum biz neler çekmişiz. Ama artık turizmden para geleceğini de düşünmüyorum. Bu fiyatlarla da mümkün değil. Ama Kartal yuvasını da sağlık turizmine hizmet edecek, yani Kemer’e bir katkı sunacak bir tesisi kavuşturmak istiyorum. Zaman zorluklarla geçti ama Kemer’e turizm anlamında ömrüm yettiğince hizmet etmeye devam edeceğim.”