ANTALYA
Giriş Tarihi : 20-08-2021 12:00   Güncelleme : 20-08-2021 12:00

ANTGİAD’da orman yangınlarının bitki örtüsü üzerindeki etkisi konuşuldu

Antalya Genç İş İnsanları Derneği (ANTGİAD) çevrimiçi toplantısı Karabük Üniversitesi Orman Fakültesi Orman Mühendisliği Bölüm Başkanı Yangın Ekolojisi, Bitki Sosyoloji ve Silvikültür Uzmanı Prof. Dr. Ali Kavgacı’ın katılımıyla gerçekleştirildi. ANTGİAD Başkanı Osman Sert’in moderatörlüğünde gerçekleştirilen toplantıda orman yangınlarının Akdeniz Bitki Örtüsü üzerindeki etkileri ve yangın sonrası restorasyon çalışmaları konuşuldu.

ANTGİAD’da orman yangınlarının bitki örtüsü üzerindeki etkisi konuşuldu

Orman Yangınlarının Akdeniz Bitki Örtüsü Üzerindeki Etkileri ve Yangın Sonrası Restorasyon Çalışmaları konulu çevrimiçi toplantının açılışında konuşan ANGİAD Yönetim Kurulu Başkanı Osman Sert, dernek olarak yangının ilk gününden itibaren sahada olarak yardım çalışmalarına katıldıklarını ifade etti. Yangının çok büyük bir alanı kapsadığına şahit olduklarını ifade eden Başkan Osman Sert, “Manavgat tarihimizin en büyük yangınlarından biri olarak içimizi acıttı. İnsanlarımızın evleri, iş yerleri ve yaşam alanları yandı. Ancak bunun ile birlikte Akdeniz’in akciğerlerini, orman alanlarımızın büyük bir kısmını da kaybettik. Ali Kavgacı hocamız bizlere yangının bitki örtüsü üzerindeki hasarlarını ve restorasyonun nasıl olacağı ile ilgili bilgiler verecek. Kendisinden aldığımız bilgiler ile birlikte ormanlarımızın yeniden hayata dönmesi için neler yapılması gerekiyorsa üzerimize düşeni yapmak için yol haritamızı çıkartacağız” dedi.

“MEGA-YANGINLAR YAŞADIK”

Ülke olarak büyük yangınlarla mücadele edildiğini ifade eden Yangın Ekolojisi, Bitki Sosyoloji ve Silvikültür Uzmanı Prof. Dr. Ali Kavgacı, yangınlarda büyük kayıplar olduğunu söyledi. Ülke olarak zor günlerden geçtiklerini ifade eden Kavgacı, Elbirliğiyle bu zor günlerin üstesinden geleceğimize inancım tam. Sıcaklığın yüksek, bağıl nemin düşük olduğu zamanlarda nedeni ne olursa meydana gelen her bir tutuşmanın mega-yangına dönüşme riski vardır. Yaşadığımız yangınlardan bazıları da mega-yangınlara dönüşmüştür” diye konuştu.

“30 YILLIK KIZILÇAM ORMANLARIMIZ KENDİNİ YENİLER”

Yangın sonrası bitki örtüsündeki değişim ve yangın sonrası restorasyon üzerine çalışmalar yaptığını da ifade eden Prof. Dr. Kavgacı, “Kızılçam ormanları, sert yapraklı ormanlar ve makilikler yangına uyumlu ekosistemlerdir. Bu ekosistemleri meydana getiren bitkiler sahip oldukları uyum yetenekleri sayesinde yangın sonrası kolaylıkla gençleşebilmekte ve varlıklarını devam ettirebilmektedirler. En önemli uyum yetenekleriyse yangının teşvikiyle tohumdan gençleşme ve yangın sonrası sürgünden gençleşmedir. Yangının teşvikiyle tohumdan gençleşmeye en iyi örnek kızılçamdır. Kızılçam daimi bir şekilde tepesinde var olan tohum rezervi ile kozalakları ve tohumlarının yangına uyumu sayesinde yangın sonrası kolaylıkla genleşebilmektedir. Bunun sonucu olarak kızılçam yangın sahaları belli bir süre sonra ki bu süre yaklaşık olarak 20 yıldır, yeniden kızılçam ormanına dönüşebilmektedir” şeklinde konuştu.

“MAKİ VE SERT YAPRAKLI ORMANLAR YANGIN ÖNCESİ ÇEŞİTLİLİĞİNE 5 YILDA DÖNER”

Kızılçamın sahaya gelememesi durumunda devreye sürgünden gençleşme yeteneğine sahip bitkiler girdiğini söyleyen Kavgacı, “Maki ve sert yapraklı ormanlar çoğunlukla bu bitkilerden meydana gelmektedir. Aynı bitkiler kızılçam ormanlarının ara ve alt katında da yer almaktadır. Sahaya kızılçamın yerleşemediği sahalar maki ve sert yapraklı ormanlara dönüşmektedir. Yangın öncesi maki ve sert yapraklı orman yapısında olan sahalar ise kısa bir süre sonra ki bu da yaklaşık olarak 5 yıl gibi bir süre. Yangın öncesi bitki çeşitliliğine ulaşabilmekte ve belli bir süre sonra ise yangın öncesi kuruluşlarına ulaşabilmektedir” ifadelerini kullandı.

“30 YAŞINDAN KÜÇÜK OLAN KIZILÇAM ORMAN ALANLARI AĞAÇLANDIRILMALI”

Yangın sonrası restorasyonunun bu durumların dikkate alınarak değerlendirilmesi gerektiğini de söyleyen Kavgacı, “30 yaşından daha yaşlı kızılçam ormanları, doğal gençleşme oranları farklı olsa da büyük oranda gençleşecektir. Bu nedenle, boşaltma kesimleri sonrasında bu alanlarda herhangi bir ekim veya dikim çalışmasına gerek yoktur. Genel olarak bu sahalara tohum serpme yapıldığı bilinmektedir. Söz konusu sahalara ait lokal tohum kaynakları büyük ihtimalle bulunmamaktadır. Dolayısıyla diğer bölgelerden getirilecek tohumların bu bölgelere serpilmesi uzun dönemde genetik bir bozulmaya neden olacağından bu uygulamadan kaçınılmalıdır. Maki ve sert yapraklı ormanlar kısa bir süre içinde eski yapılarına ulaşacaklardır. Yangın sahasının büyüklüğü nedeniyle bu alanlarda herhangi bir çalışmaya gerek bulunmamaktadır. Bu sahaların ağaçlandırmaya konu edilmesi de uygun olmayacaktır. Çünkü sürgünden yenilenen çalılar çok hızlı bir büyüme gösterecektir ve dikilecek fidanların bu bitkilerle mücadele etmesi pek mümkün görünmemektedir. Yaklaşık olarak 30 yaşından küçük olan genç kızılçam ormanları asıl olarak ağaçlandırma çalışmalarına konu olması gereken sahalardır. Bu alanlarda uygun ağaçlandırma teknikleriyle çalışmaların yapılması gerekir” açıklamalarında bulundu.

(İHA)