ANTALYA
Giriş Tarihi : 28-03-2021 12:48   Güncelleme : 28-03-2021 12:48

Akdeniz ve Ege'de büyük av baskısı olduğu belirlendi

Akdeniz Su Ürünleri Araştırma Üretme ve Eğitim Enstitüsü'nün, Birleşmiş Milletler (BM) Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) ile Akdeniz ve Ege'deki balıkçılık izleme programı kapsamındaki araştırmalarda büyük bir av baskısı olduğu belirlendi.

Akdeniz ve Ege'de büyük av baskısı olduğu belirlendi

Antalya'da Tarım ve Orman Bakanlığı'na bağlı Akdeniz Su Ürünleri Araştırma Üretme ve Eğitim Enstitüsü, Birleşmiş Milletler (BM) Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) ile Akdeniz ve Ege denizlerinde balıkçılık izleme programı kapsamında küçük ve orta ölçekli balıkçılıktan biyolojik verilerin alınması yönünde araştırma başlatıldı.

YILLIK BALIK ÜRETİMİ 20 MİLYONU AŞIYOR

Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü'ne bağlı olarak çalıştıklarını belirten Enstitü Müdürü Serkan Erkan, araştırmada 6 farklı bölümde Ar-Ge çalışmaları yapıldığı, üretimde ise Türkiye'nin her yerindeki 830 su kaynağına yılda 8-10 milyon sazan balığı bırakıldığını söyledi. Denizel alanda da Marmara'nın güneyi, Ege ve Akdeniz kıyılarının tamamen enstitüye bağlı olduğunu kaydeden Erkan, yılda 10- 12 milyon levrek üretimi yaptıklarını dile getirdi.

AKDENİZ VE EGE SORUMLULUK ALANI

Akdeniz ve Ege'deki lesepsiyen (göç etmiş) türler üzerine çalışmalar yaptıklarını anlatan Serkan Erkan, “Denizlerimizdeki balık popülasyonlarının tespitini yapıyoruz ve Bakanlığın ilgili birimlerine görüş bildiriyoruz. Yeni yetiştiricilik yapılması gereken yerlerin ön etüt raporlarını hazırlıyoruz. İç sulardaki balık ölümleri, balıklandırmanın geri dönüşleri hakkında araştırmalar yapıyoruz. TİKA gibi uluslararası örgütlerle iş birliği halinde Uzak Doğu, Orta Asya ve Afrika ülkelerinden gelen kursiyerlere balıkçılık eğitimi veriyoruz. Ülkemizdeki bütün üniversitelerden stajyer öğrenci kabul ediyor ve pratik eğitim veriliyor. Ayrıca çiftçilerin eğitimi de yapılıyor" dedi.

FAO İLE ORTAK ÇALIŞMA

FAO'nun balıkçılık izleme çalışmalarında sürekli irtibat halinde olduklarını da kaydeden Erkan, sorumluluk alanlarındaki Ege ve Akdeniz'de elde ettikleri verilerin uluslararası camiada da paylaşıldığını ve alt yapı çalışmalarını enstitünün yaptığını açıkladı. Bu çalışmalardan birinin küçük ve orta ölçekli balıkçılıktan biyolojik verilerin alınması olduğundan bahseden Erkan, “Bu bize ne kazandırıyor? Balıkçılığımıza yön veriyoruz. Çanakkale'den İskenderun Körfezi'ne kadar bütün balıkçı barınaklarında balıkçıların yaptığı ağlardan örnekler alınıyor, hatta kendimizde av yaparak numune alarak yaşları, büyüme frekanslarının ölçümü, sudaki popülasyonları tahmin analizlerini yapıyoruz" diye konuştu.

BÜYÜK BİR AV BASKISI VAR

Genel sonuçlar hakkında bilgi veren Erkan, şunları söyledi:

“Türkiye olarak çok iyi bir av silomuz var. Av baskısı bütün ülkelerde olduğu gibi bizde de fazlasıyla var. Balık popülasyonları üzerinde büyük bir av baskımız var. Bunun azaltılması veya kontrollü hale getirilmesini planlıyoruz. Tabi bu baskıda balık popülasyonlarının giderek düşmesine sebep oluyor. Akdeniz tür bakımından çok zengin, Karadeniz gibi değil. 210'un üzerinde tür tespit ettik Akdeniz'deki çalışmalarımızda fakat popülasyon yoğunlukları çok düşük. Bunların büyük kısmı tüketilemez, ekonomiye kazandırılamaz balıklar. Onları da korumak zorundayız."

ÇOK FAZLA LESEPSİYEN TÜR

1836'da Süveyş Kanalı'nın açılmasıyla Kızıldeniz'den Akdeniz'e geçen çok fazla tür olduğunu ve bunların lesepsiyen türler olduğunu kaydeden Erkan, “Bu türler içinde ekonomiye kazandırabildiklerimiz ve kazandırılamayanlar var. Toksik olanlar var örneğin balon balığı. Enstitüde şu anda lokum balığı diye tabir edilen bir balık üzerinde çalışma yapıyoruz. Yine bu balığın ekonomiye kazandırılması sağlandı. Bir şekilde tüketiliyor" diye konuştu.

LOKUM BALIĞI DÖRT MEVSİM ÜREYEBİLİYOR

Akdeniz'e özgü balıklara göre lokum balığının yılın dört mevsimi üreyebildiği için avantaj olduğunu belirten Erkan, “Sürekli gonatlarında yumurta var. Bu da balığın diğer balıklara göre avantajlı olduğu sonucunu doğruyor. Kendi büyüklüğüne yakın bir balığı da yiyebiliyor. Dişli bir yapısı var. Tüketim açısından avantajlı fakat Akdeniz'de yaşayan balıklarımızın yavrularını, yumurtalarını tükettiği için diğer balıklar üzerinde baskı oluşturması dezavantaj olarak değerlendiriliyor" dedi. (DHA)