GÜNDEM
Giriş Tarihi : 19-08-2021 16:41   Güncelleme : 19-08-2021 17:23

Ahh hürremim vahh hüremim

Ahh hürremim vahh hüremim

‘Vah benim Kemerim vah…’ demiş, elinde çantası, ayağında topuklu ayakkabısıyla kimseye yukardan bakmamış, köylü ile köylü olmuş, giyeceği kıyafetini gideceği evin ekonomik durumuna göre giymiş ve böyle yaparak hata etmiş…

Kim mi yapmış bunları? Tabi ki Milli Hürremimiz ve Yoga Hocamız Neşe Gül…

Köşe yazarlığına soyunmuş Neşe Gül, “Eh Şimdi Yazma Sırası Bana Geldi” demiş.

Seçimlerde “Benim kalem" deyip sonuna kadar güvendiği Kuzdere ve Arslanbucak halkı yanıltmış ‘Paşasını’ (Mustafa Gül). “Memleketlinizin, yeri gelip bir yerden akrabanızın, karaoğlunuzun evinin yıkılmasına vicdanınız rahat mı?” diye sormuş Hürremimiz ve eklemiş;

“15 yıl elinden gelenin en iyisini yapmaya çalışmış, çoluğunu çocuğunu, ailesini bu uğurda harcamış, siması sert olsa da yüreği vicdanlı olan, ikiyüzlülük nedir bilmeyen bir belediye başkanını kin ve nefret kusanların eline verip, evini bile yıktırdınız ya özellikle sizlere daha bir canı gönülden teşekkür ediyorum.”

Ne diyelim; ‘Ahh Hürremimiz vahh Hürremimiz’ diyelim.

 

Peki, Hürremimiz ve Yoga Hocamız,

2009 seçimleri öncesi ‘paşanızı, karaoğlunuzu’ nafaka parası için icraya vermediniz mi?

O dönem kapıdan bile içeri almadığınız paşanız, Kemer Belediye Başkanı olunca neden bir anda vazgeçilmez oldu?

Hadi bunları geçtik, nafaka parası bile ödeyemeyen, borç batağındaki paşanız, başkan seçilince 10 yıl boyunca onlarca evler, mallar, mülkleri nasıl edindiniz?

E bunlar, sizin emekli paranız ve paşanızın başkanlık maaşıyla sahip olunamayacak şeyler…

Bodrum’dan Kemer’e helikopterle gelen siz değil miydiniz?

Özellikle 2009 yılı seçimlerinden önce yanında bulunanlara destek olanlara seçimlerden sonra kazık atan sevgili paşanız değil miydi?

Kızını her gün Antalya’ya Belediyeye ait makam aracıyla okula gönderen siz değil miydiniz?

Tüm bunları Kemer halkı bilmekle beraber bu malların nasıl edinildiğine dair her şey ayyuka çıkmış.

Koluma taktım çantamı, giydim topuklu ayakkabımı, herkesin ekonomik durumuna göre kendimi ayarladım.Ziyaretlerde bulundum” diyerek Kemer halkını rencide etmiyor musunuz?

İşine geleni yıkan, işine gelmediğine göz yuman sizin paşanız değil miydi?

Bizim Arslabucak’ta, Kiriş’te, Antalya’da da evlerimiz var gider oralarda yaşarız” diyen sizin paşanız değil mi yoksa?

Nereden geldi bu değirmenin suyu da bu kadar mal mülk sahibi oldunuz?

Kuzdere’ye kaçak koca malikâneyi nasıl diktiniz?

 

Hadi bunları geçtik…

Siz kemer halkını bu kadar salak mı sanıyorsunuz?

5 mahkeme sizi haksız bulmuş ve kaçak malikânenizin yıkımına karar vermiş. Burada suçlu kim?

Kendi kendinizi ihbar etmişsiniz. Sonrada “Evimizi yıkıyorlar. İntikam alıyorlar” diye acıtasyonla kendinizi haklı çıkarmaya çalışıyorsunuz.

 

Ahh hürremim vahh hüremim, ne hale düştün hürremim.

Hadi ‘nameste’ diyelim, ufkumuzu açalım, beden ve zihnimizi birbirine bağlayan ve kendimiz ile dünyayı daha derinden görelim…