YAŞAM
Giriş Tarihi : 10-01-2022 19:57   Güncelleme : 10-01-2022 19:57

AGC: 10 Ocak dayanışma ve mücadele günüdür

Antalya Gazeteciler Cemiyeti (AGC) Yönetimi Kurulu, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü nedeniyle yayınladığı basın açıklamasında, basın çalışanlarının ve basın yayın kuruluşlarının karşı karşıya olduğu sıkıntılara dikkat çekti.

AGC: 10 Ocak dayanışma ve mücadele günüdür

Antalya Gazeteciler Cemiyeti (AGC) Yönetimi Kurulu, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü nedeniyle yayınladığı basın açıklamasında, basın çalışanlarının ve basın yayın kuruluşlarının karşı karşıya olduğu sıkıntılara dikkat çekti.

Basın ve ifade özgürlüğü alanında yaşanan geri gidişe eklenen ekonomik sıkıntılar nedeniyle basın sektörünün en zor dönemini yaşadığına dikkat çekilen açıklamada, “Bayram olarak ilan edilen 10 Ocak artık bizim için bayram değil dayanışma ve mücadele günüdür” denildi.

Açıklamada şu görüşlere yer verildi:

“Son yıllarda artan bir şekilde basın ve ifade özgürlüğü alanında Türkiye’de maalesef geriye gidiş yaşanmaktadır. Akademisyenlerin, yazarların, gazetecilerin kısaca fikir üretenlerin hedef yapıldığı, onurunun zedelendiği, saldırıya uğradığı bir süreci yaşamaktayız. Demokratik toplumlarda tartışmasız bir şekilde gazetecilik faaliyeti olarak görülen yorumlar, haberler, köşe yazıları Basın Kanunu ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin ön gördüğü basın ve ifade özgürlüğü bağlamından koparılarak adli bir vaka haline sokulmaktadır. Oysa gelişmiş, demokratik toplum olmanın en koşulu ifade ve basın özgürlüğünün hukuk devleti kuralları ile güvence altına alınmasından geçmektedir. Bu husus ülkelerin ekonomik gelişmişliğinin de ön sözü gibidir.

“10 Ocak’ı, yaşanan sorunlar ve geri alınan haklar nedeniyle “Çalışan Gazeteciler Bayramı” değil “dayanışma ve mücadele günü” olarak anıyoruz. Mesleki yasaların çıkarılmasından basın özgürlüğüne kadar birçok konuda iyileştirme beklediğimiz bir dönemde, basın çalışanlarının yıpranma haklarında yaşanan kısıtlamalardan tutun da basın kartı verilmesi süreçlerinde yaşanan bürokratik savsaklamalara ve keyfi kararlara kadar bir dizi sorun ve geriye gidiş yaşanmaktadır. Basın çalışanlarının yaşadığı ekonomik sıkıntılar ise kabul edilebilir bir durum olmaktan çıkmıştır. Artık asgari ücretli iş bulmak bile basın çalışanları için sorun haline gelmiştir.

Basın ve ifade özgürlüğü yanında yaşanan sorunlara paralel olarak gazetecilere en çok istihdam sağlayan yazılı basının yaşadığı ekonomik sıkıntılar ise hat safhadadır. Ülkemizin içinde bulunduğu ekonomik sıkıntılar neticesinde döviz kurunda yaşanan artış özellikle Anadolu basınını yayın durdurmaya zorlamaktadır. Gazete maliyetlerini oluşturan kâğıt, kalıp ve mürekkep başta olmak tüm malzemelerde döviz cinsinden fiyatlar artmaktadır.

İğneden ipliğe ekonomide bütün mal ve hizmetlere zam gelmesine, büro masrafları, dağıtım ve personel maliyetlerinde görülen artışlara rağmen, gazetelerin önemli gelir kalemlerinden biri olan resmi ilan fiyatları maalesef yerinde saymış, her yılbaşında yapılması gereken fiyat artışı yapılamamıştır. Basın İlan Kurumu Genel Kurulu’na Hükümet kanadının 12 temsilcisinin 1 yıldır atanmaması, kurumun faaliyetlerini kilitlemekte, resmi ilan fiyat artışına ilişkin kararın alınmasını da engellemektedir.

Yazılı basının yaşadığı sıkıntılar artık herkesin malumudur ancak televizyon yayıncılığı da döviz kurundaki artışa bağlı olarak yüksek uydu kira bedelleri ile karşı karşıyadır. Özellikle yerel ve bölgesel televizyonlar, yüksek uydu kiraları nedeniyle yayınlarını güçlükle yapar hale düşmüştür. İnternet gazeteciliği alanında yaşanan yasal boşluklar ise hala giderilememiştir. İnternet gazeteciliği alanında yaşanan yasal boşluk, bu alanın gelişimini geciktirmekte, gelir kalemlerinin ise olması gereken seviyenin altında tutmaktadır.

Netice itibariyle basın sektörü son yılların en kötü dönemine yaşamaktadır. Böyle bir ortamda, 10 Ocak 1961 yılında 212 sayılı yasa ile basın çalışanlarına sağlanan hakların bile gerisine düşülmüştür. Bu yasa, basın emekçilerinin sigortalı çalışmasını, işten çıkarılmaları durumunda ihbar ve kıdem tazminatlarının ödenmesini, yıllık ve haftalık olmak üzere belirlenen tarihlerde izin yapmalarını teminat altına almıştı. En önemli getirisi ise gazetecilik faaliyetlerini özgürce yürütmelerini güvenceye bağlamaktaydı.

Umarız en kısa zamanda basın yayın kuruluşlarının içinde bulunduğu sıkıntılara köklü çözümler bulmak üzere iktidar başta olmak üzere siyaset kurumları ve kamu idaresi harekete geçer. Hep tekrarladığımız gibi 10 Ocak’lar ve 24 Temmuz’lar bizim için bayram günü değil, dayanışma günleridir. 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Bayramı’nı gerçek anlamıyla kutlayabileceğimiz günlere en kısa dönemde ulaşmayı diliyoruz.”