bursa escort Şuheda UMUT
Advert
UMUT
Şuheda

UMUT

Bu içerik 2199 kez okundu.
Advert

             Her şey bitmiş gibi mi geldi? Dönüşü yok mu gidilen bu karanlık yolun? Emanete sahip çıkamadık mı? Bizi daha neler bekliyor? Durdurmaya çalıştık, ama gücümüz mü yetmedi? Yorulduk, bezdik mi bu gidişattan? Maskelilerin her durumda kibirle zeytinyağı gibi üste çıkması kanımıza mı dokunuyor? Evet, bu soruların ve bunlara benzer soruların aklınızı meşgul ettiğini, sizi derin derin düşündürüp karamsarlığa ittiğini ve umutsuzluğa düşürdüğünü görüp duyar gibiyim. Nasıl mı görüp duyuyorum? Bu sorular benim de uykularımı kaçırıyor. İnanıyorum ki bizim gibi yurdunu, milletini, devletini, ülkesini canı gönülden seven, önce vatanım ve milletim diyen, olayları daha geniş bir açıyla görmesini bilen her vatanperverin aklından geçen bu sorular umutsuzluğa sürüklemektedir maalesef. Bu sorular benim de aklımı meşgul etse de umutsuzluğa düşmüyorum asla. Çünkü biz eğer gerçekten Mustafa Kemal Atatürk’ün askerleri ve evlatlarıysak bize umutsuzluk yakışmaz. Kadim Türk Milleti olarak şanlı Tarihimizi ve ecdadımızı unutmadıysak umutsuzluğa yer yoktur içimizde. Evet, Türk’ün karakterine en uygun yönetim şekli olan cumhuriyeti, Türkiye Cumhuriyeti Devletimizi, ilkelerini ve devrimlerini bize emanet eden Mustafa Kemal Atatürk’ün emanetine yeterince sahip çıkamadığımız için devletimizin yönetim şekli maalesef değiştirilmiştir. Biz millet olarak içeride ve dışarıda oynanan büyük oyunları yeterince görebilseydik emanete sahip çıkar ve yönetim şeklimizin değiştirilmesini isteyenlere ‘’HAYIR’’ diyebilirdik. Elbette bunu görenler, bizler gibi, hayır dedi ama sesimiz, nefesimiz bunu göremeyenleri uyandırmaya henüz yetmedi. 

           Her ne olursa olsun umutsuzluğa asla kapılmamalıyız. Çünkü insan asıl umudunu kaybettiği an her şeyini kaybetmiş demektir. Benim hâlâ umudum var, yaşadığım müddetçe de umudum var olacak. Çünkü bizim şanlı Tarihimizde adlarını Tarihin sayfalarına altın harflerle yazdıran nice değeri kahramanımız ve liderimiz var. Mustafa Kemal Atatürk, bunun şuurunda olan bir lider olarak ‘’Muhtaç olduğun kudret damarlarındaki asil kanda mevcuttur’’ sözüyle Tarihimizden ve ecdatlarımızdan aldığı güçle kendi özündeki mayasındaki güzellikleri birleştirerek adını şanlı Tarihimizin sayfalarına altın harflerle yazdırmıştır. Bizim özümüze dönüşümüz de umutsuzluktan kurtulup içimizin yeniden aşkla, sevgiyle, coşkuyla, heyecanla, umutla dolması için reçetemiz de yol haritamız da rehberimiz de Mustafa Kemal Atatürk’ün ilke ve devrimleridir. Atatürk’ün ilke ve devrimlerini gerçekten anlamış, özümsemiş, derinliğini yeterince idrak etmiş olsaydık, vatanımızın ve milletimizin menfaatlerini kendi çıkarlarımızın üstünde tutmuş olsaydık, önce yurdum ve milletim diyebilseydik eğer bugün her anlamda yurtta ve cihanda barışı sağlayacak kadar güçlü, vatanımızın her karış toprağından bereket fışkıran, ilimde-bilimde ve insanlıkta bütün dünyaya örnek olabilen ve bütün ulusların gıpta ile baktığı bir ülke ve millet olur idik. Bir zamanlar yani Mustafa Kemal Atatürk’ün; sömürge devletlerine, emperyalist güçlere, boyun eğmeyerek milletimizi bağımsızlığa ve vatanımızı kurtuluşa erdirdiği Millî Mücadelemize bütün dünya hayranlık duymakta ve imrenmekteydi. Ne zaman ki Atatürk’ün ilke ve devrimlerinin aydınlık yolundan uzaklaşıldı işte o zaman bugün içine sokulmaya çalışıldığımız ve kısmen de sokulduğumuz duruma gelinen yolların taşları dizilmiş oldu. Türk Milleti olarak vatanımızın bütünlüğü, milletimizin birliği ve bağımsızlığı için Atatürk’ün ‘’Milliyetçilik’’ ilkesinin önemini idrak etmek zorundayız. Ümmetçilikle biz güzel vatanımızdaki bağımsızlığımızı ve hatta varlığımızı koruyamayız. Elhamdülillah Müslüman’ız, ama unutulmamalıdır ki biz Arap değiliz. Bizi Araplaştırma çabası içinde olanlar nasıl büyük bir yanılgı içinde olduklarını göremiyorlar. Güçlü bir devlet ve millet olarak vatanımızda varlığımızı gerçek manada bağımsız olarak sürdürebilmemiz için hem millet olarak karakteristik güzel özelliklerimizi yeniden ortaya çıkarabilmeliyiz hem de dinimizin özündeki güzellikleri yaşamalıyız. Atatürk’ün ‘’Laiklik’’ ilkesinden uzaklaşılarak devletin, siyasetin içine cemaat ve tarikat adı altında ayrıştırıcılar, bölücüler sokulduğu için bugün gelinen durum ortadadır.  

            Nerede Ahmet Yeseviler, Mevlânâlar, Yunus Emreler, Hacı Bektaşi Veliler, Tapduk Emreler… Türklük şuuruyla İslamiyet’in özündeki güzellikleri, incelikleri bir arada yaşayarak milletimize, halkımıza ve bütün insanlığa iyi örnek olan birleştirici, yapıcı güzel ve özel insanlar nerede…

           Günümüzde maalesef tarikat, cemaat adı altında dini imanı para, şan, şöhret olan, din kisvesi altında asıl amaçları sömürgeci güçlerin adına milletimizin birlik ve bütünlüğünü bozmak, vatanımızı parçalamak olan hainlere karşı uyanık olmalıyız. Bu bed zatların devletin, ordunun, yargının her türlü kamu kurum ve kuruluşunun içine sızmasına göz yumanların vicdanları sızım sızım sızlamalı.  

         (Bu arada gerçek tasavvuf ehli olan, tek niyeti ve tek gayesi erdemli insanlar olarak iyiliği, güzelliği yaşamaya ve yaymaya çalışanları kastetmiyorum. Zaten özü ve niyeti iyi olanların, güzel olanların ne siyasetle ne parayla pulla şanla şöhretle bir işleri de olmuyor.)

           Umudumuzu kaybetmemeliyiz. Çünkü vatanımızda hâlâ Türklük şuuru, insanlık onuru ve İslamiyet’in özündeki güzellikleri ve incelikleri özümsemiş nice güzel insanlarımız var. Memleketimin uyumayan ve bir gün uyanacak olan güzel insanlarının özündeki, özümüzdeki, vatan ve millet sevgisi olduğu müddetçe elbet yanlışlardan dönülerek yeniden aydınlık yoldan yürüyeceğiz.

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
istanbul evden eve nakliyat
maltepe escort alanya escort kartal escort manavgat escort antalya escort - istanbul escort - bursa escort