Advert
Eğitimde sistem değişikliği ve karne heyecanı…
Yılmaz KARAÖZ

Eğitimde sistem değişikliği ve karne heyecanı…

Bu içerik 174 kez okundu.
Advert

Yarenler, 2017-2018 eğitim ve öğretim yılında başımız döndü inan ki... O neydi öyle bir anda sınav sistemi değişti. 12. ve 8. sınıflar nakavt oldu. Sanki üzerlerinden tonlarca ağırlık geçmiş, bütün canlılıklarını, ümitlerini kaybetmiş gibi oldular. Tam bu sarsıntıyı atlatacaklardı ki, nitelikli okul meselesi çıktı. Artık o gençleri geleceğine, başarısına inandırmak neredeyse imkânsız hale geldi. Geçtiğimiz yaz aylarını tatil yapmadan çalıştıklarına mı yansınlar, hedefledikleri okulların nitelikli sayılmamasına mı yansınlar, koydukları hedeflerin tarumar olduğuna mı yansınlar bilemediler. Ya aileler, emeğinin boşa gittiğine üzülürken, çocuklarının psikolojisinin çok bozulduğunu gördüler. Onların psikolojisini düzeltme çabasına girdiler. Eğitimi ikinci plana aldılar. İşte böyle bir ortamda liselere giriş sınavını atlatıp karnelere geldik. Sizce karne heyecanı kaldı mı dersiniz?

Hem tatilin habercisi hem de bir eğitim sezonunun değerlendirmesi mahiyetinde olan karne; her çocuk için farklı bir anlam taşır ve mutlaka her çocuk için heyecanlandırıcıdır. Genel olarak çocukların karne heyecanını tarif edersek çocukları kabaca iki grupta toplayabiliriz; karneyi olumlu karşılayanlar ve karneyi olumsuz karşılayanlar.

Karneyi sevinçle bekleyen çocukları tarif etmek oldukça kolay!.. Okul boyunca elinden geleni en iyi şekilde yapan, aldığı notları hak ettiğine inanan ve bu başarısının ailesi tarafından ödüllendirileceğini düşünen çocuklar, yaz tatilinin habercisi olan karneyi sevinçle bekler ve karne heyecanını olumlu bir şekilde yaşarlar.

Karneyi olumsuz karşılayanların durumu ise, daha karmaşık ve çeşitlidir. Çocuk, yıl içinde aldığı notlardan memnun değilse, “suçluluk duygusu” ile birlikte “yetersizlik hissi”ne kapılır. Elinden geleni yaptığı hâlde ailesi tarafından başarısının yetersiz karşılanacağı endişesini taşırsa, karneyi ailesine nasıl sunacağının tedirginliğini duyar.

Beklediğinden daha düşük değerlendirme ile karşılaşan çocuklar, haksızlığa uğradıklarını düşündükleri için hayal kırıklığına düşerler. Karnesindeki notları iyi olmasına rağmen kardeşinden veya karşılaştırılacağı kuzen ve komşu çocuklarından düşükse, bu adaletsiz mukayesenin altından nasıl kalkacağının stresini yaşarlar. Eve gelecek olan karne; sadece çocuk için değil, ebeveynler için de büyük anlam taşır.

Anne-babalar genellikle eve gelen güzel bir karneyi, âdeta kendi başarıları gibi addeder ve kendileri ile gurur duyar, çocuklarının yaşadıkları sevince ortak olurlar. “Tüm yıl boyunca yeterli desteği sağladım, ona çalışabileceği uygun ortamlar hazırlayıp sundum.” düşüncesi ile kendilerine de pay çıkarırlar. Fakat ne yazık ki, aynı hassasiyeti ve sorumluluk duygusunu, karne başarısı düşük olduğu zaman kolay kolay gösteremezler, kabahati tamamen çocuğa yükleyip çocuğun duyduğu üzüntüyü ve gerginliği tek başına göğüslemesini isterler. Çoğu zaman anne-babalar, kötü bir karne ile karşılaştıklarında;

“Tüm yıl boyunca gerekli desteği sağlayamadım, ona çalışabileceği uygun ortamları sunamadım.” diye düşünmektense; “Yeteri kadar çalışmadın, verdiğimiz emeklerin karşılığını gösteremedin.” şeklinde sitemkâr ve suçluluk yükleyici yaklaşımlarda bulunurlar. Hâlbuki yıl boyunca, okul-aile işbirliği içerisinde olan anne-babalar için eve gelen karne ne olursa olsun sürpriz değildir. İlgili ebeveynler, çocuklarının hangi derslerde zorlandıklarını, bu durumun nasıl takviye edilmesi gerektiği hakkındaki bilgileri öğretmenlerinden yıl içinde alırlar.

Burada olgun bir anne-babanın doğru tepkisi, gelen karne kötü olduğunda dahi gereken sorumluluğu üstlenmektir ve nerede hata yapıldığını, bundan sonra ne gibi önlemler alabileceklerini düşünüp mantıklı, çocuğa uygun stratejiler geliştirmektir. Dönem dönem çocukların okul başarılarında iniş çıkışlarla karşılaşılabilir. Özellikle ön ergenlik ve ergenlik dönemlerinde çocukların ilgileri daha çok kendilerini tanımaya, tanıtmaya ve toplum içerisinde bir yer edinmeye yöneldiği için, bu dönemlerde geçici başarısızlıklarla karşılaşmak oldukça tabiî bir durumdur. Ne yazık ki, bu tablo aileler tarafından normal karşılanmadığı için her yıl karne döneminde gencecik evlatlarımızın intihara teşebbüs ettiklerini veya evden kaçtıklarını gazetelerde okuyup televizyonlarda izliyoruz.

Oysa ki, herhangi bir anne-babaya, sahip oldukları en değerli varlık sorulduğunda herkesin vereceği cevap aynıdır: “Çocuklar!..” Hayatta hiçbir şey, kişi için, evlâdının sağlığından ve mutluluğundan daha büyük bir anlam taşımazken çocuklardaki bu tip davranışlara sebep olan kişiler de maalesef aslında bu durumu hiç arzu etmeyen anne-babalarıdır. Eğer bizler için gerçekten en önemli şey çocuklarımızın mutluluğu ve sağlığı ise, bunu onlara gösterip hissettirelim.

Özellikle karne başarısı düşük olan çocukların, buna daha fazla ihtiyacı vardır. Objektif olarak çocuklarımızın zihnî kapasitelerinin farkında olabilirsek, onlardan beklediğimiz başarı da daha gerçekçi olacaktır. Ayrıca unutulmaması gereken önemli bir nokta da yaşadığı hayattan tatmin olan ve başarılı olarak değerlendirilen insanların hepsi, çocukluk döneminde bulundukları sınıfın en parlak öğrencileri olmak zorunda değildir. Kötü bir karne ile karşılaşıldığında, çocuğun gerginliğini artıracak tutumlar sergilemekten kaçınılmalıdır. Fakat durumu hiç umursamıyormuş gibi rol yapmak da istenmeyen başka problemlere sebep olabilir. Eğer çocuk, ailesinin bu kötü durumu hiç önemsemediğini hissederse, bu durumu değiştirmek için yapılması gereken strateji değişiklikleri üzerinde düşünmeyecek ve muhtemelen böyle bir durum, onun ders çalışma konusunda gevşek davranmasına sebep olacaktır.

Çocuğa verilen mesaj, gelen karne ile çocuğa duyulan sevgi arasında hiçbir ilişki olmadığı yönünde olmalı, aynı zamanda durumunu iyileştirmek için gereken değişiklikleri yapması için motive etmelidir. Aynı şekilde çok başarılı karnelerin de çok pahalı hediyelerle ödüllendirilmesi sakıncalıdır. Aile çok değerli ödüllerle çocuğa karne sevincini yaşatmaya çalışırsa, bu durum da karnenin aile için çok değer taşıdığını gösterir.

Her türlü olumlu davranışın pekişmesi için ödüllerden yararlanılması bu davranışı pekiştirir, fakat okul başarısını idâme ettirmek için çocuğun amacı, ailenin sunduğu ödüllerden ziyade iyi bir meslek sahibi olmak, kendini geliştirmek olduğundan, çalışmaya duyulan istek daha güçlü olacaktır. Eve gelen karneler, bu bahsedilen sınırlar içerisinde değerlendirildiğinde, çocukların kişilikleri ezilmeden çocuklar başarıya yönlenebilirler.

Yaz tatilleri, çocuklarımızla birlikte kaliteli zaman geçirebileceğimiz uygun dönemlerdir. Bu dönemin hem ebeveyn hem de çocuklar için faydalı geçirilmesi oldukça önemlidir. Okul başarısı ne olursa olsun, her çocuğun bu tatilde dinlenmeye, oyun oynamaya ve istediği faaliyetleri belli sınırlar içerisinde yapmaya hakkı vardır. Tatilini iyi değerlendiren çocuklar, yeni eğitim sezonuna daha büyük istek ve motivasyonla başlarlar.

Karneyi elinize aldığınızda empati kurabilmeniz, yani bu karne benim karnem olsaydı diyebilmeniz dileğiyle…

Muhabbetle kalın…

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X