bursa escort Dilek Figen YILDIRIM Kutlama değil, anma günü olmalı…
Advert
Kutlama değil, anma günü olmalı…
Dilek Figen YILDIRIM

Kutlama değil, anma günü olmalı…

Bu içerik 845 kez okundu.
Advert

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü kutlanıyor. Her yerde; sokaklarda kadınlarımıza karanfiller güller dağıtan dernek ya da belediye çalışanları, düzenlenen yemek ve konserler, “Her şey kadınlarımız için” sloganları ve bunun gibi bir sürü saçma sapan, biz kanaatkar kadınlarımızın gözlerini boyayan süslemeler…

Hoşumuza gitmiyor da değil aslında, bir an olsun önemli hissediyorsun kendini. Ama burada vurgulanması gereken iki konu var, biri kapitalist sistemin bir tuzağı olan tüm özel günler gibi gösterilmesi ki bu doğru değil. Çünkü bilmeyenler için tekrarlamak istiyorum, 8 Mart kutlanılması gereken bir gün değildir. 1857 yılında ABD'de tekstil fabrikasındaki grev sırasında çıkan bir yangın sonucunda 120 kişinin hayatını kaybetmesi ile ortaya çıkan bir gündür. Ve bu emekçi kadınlarımızın anılması gereken bir gündür kutlanması değil.

Diğer bir konu ise, kadınlarımızın öneminin vurgulandığı bu etkinliklerin, ülkemizde ne kadar inandırıcı olduğu.

Bizim ülkemizde çok zordur kadın olmak.

Gelenek ve törelerimizin doğrultusunda hareket eden bir çoğunluğun içinde var olmaya çalışıyoruz. Kadınlarımız, erkek egemenliğinin baskın olduğu bir toplumda kendini ispat etmeye çalışırken, bir yandan da iyi bir anne, eş ve evlat olarak da görevlerini yerine getirmek zorunda.

Bir taraftan gerekli yaptırımlar olmadığından sürekli artan, cinsel istismarlar, çocuk gelinler, şiddet eğilimleri ve kadın cinayetleri. Namus ya da kıskançlık uğruna annelerini, kardeşlerini, eşlerini ya da sevgililerini hatta çocuklarını öldüren ve birkaç ay yattıktan sonra aramızda dolaşmaya devam eden katillerin var olduğu bir toplumun içindeyiz. Ya da kahkaha attı, mini etek giydi gibi bahanelerle taciz ve tecavüzü hafifletici sebep gören bir yargının olduğu bir ülkedeyiz. Kamu spotu uygulamaları ile engellenmiyor bunlar, affı olmayan cezalar olmadıkça, bu suçların önüne geçilebileceğine inanmıyorum ben.

Dün bir haber gördüm, şeker fabrikalarının din istismarcılarından daha çok gündeme geldiğinden şikayetçi idi diyanet yetkileri. Bu konu da çok önemli tabi ancak daha önemlisi, bundan yakınan bir kurumun çocukların evlenme yaşını neredeyse bebekliğe indirecek olmaları değil mi? Çocuk yaştaki bir kızımızın evlendirilmesi de bir cinsel istismar değil mi zaten…

Ve bir konumuz daha var ki, bizim toplumumuzda hem kadın hem de engelli olmak… Bir kadın olarak yaşanılan tüm bu zorluklara maruz kalırken, bir de engelli iseniz vay halinize. İki kat ayrımcılık ile karşı karşıyasınızdır artık.

Toplumumuzun belirli bir kesiminde, zaten kız çocuğunu okutmak istemeyen aile, bir de bu kız çocuğu engelli ise iyice baskı altındadır. Büyük şehirlerde bile sıkça rastladığımız, çevresel faktörlerden ve ne yazık ki bir kısım eğitim görevlilerinin tepkilerinden dolayı okutulmaz engelli çocuklarımız.

Bilinçli bir aileye sahip olup, her türlü zorlukla mücadele ederek okumayı başaran bu çocuklarımız içinde bu kez işe girerken yapılan hak ihlalleri söz konusudur. Sınavları verip bir kuruma girmeye hak kazanan, ancak karşılaştıkları tepkiler sonucu çalışmaya devam edemeyen birçok örneğimiz var bizim ne yazık ki.

Evet son olarak şunu söylemek istiyorum, engelli ya da engelsiz kadınlarımızın fuhuşa zorlandığı, darp edildiği, cinsel istismara uğradığı ve öldürüldüğü ve bunlara sebep olanların aramızda dolaştığı bir toplumda sizce bir günlük “KADINLARIMIZ BAŞTACIMIZDIR” denilmesinin bir anlamı var mı?

Karar sizin…

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
istanbul evden eve nakliyat
maltepe escort alanya escort kartal escort bahelievler escort manavgat escort antalya escort - istanbul escort - bursa escort