bursa escort Av. Ertuğrul Yalçın Tüketici kredileri
Advert
Tüketici kredileri
Av. Ertuğrul Yalçın

Tüketici kredileri

Bu içerik 406 kez okundu.
Advert

4822 Sayılı Kanun ile Değişik 4077 Sayılı Kanun’un “Tüketici Kredisi” başlıklı 10. maddesinde, Tüketici Kredisi; tüketicilerin bir mal veya hizmet edinmek amacıyla kredi verenden nakit olarak aldıkları kredisi olarak tanımlanmıştır. Yine Yasa’nın “Tanımlar” başlıklı 3. maddesinde,

“Tüketici”; Bir mal veya hizmeti ticari veya mesleki olmayan amaçlarla edinen, kullanan veya yararlanan gerçek ya da tüzel kişi, olarak tanımlanmıştır. Tanımlardan da belirtildiği üzere, tüketici kredisi işleminin ancak bir tüketici ile kredi veren arasında yapılması mümkündür. Burada bir tacirin ya da bir ticari işletmenin, bir mal ya da hizmeti edinmek amacıyla da olsa nakit olarak almış oldukları krediler, kredi kullananın tüketici sıfatı taşımaması nedeni ile tüketici kredisi olarak tanımlanması mümkün olmayacaktır. Yasa’nın 10. maddesine göre, Tüketici Kredisi Sözleşmesinin yazılı olarak yapılması ve bu sözleşmenin bir nüshasının tüketiciye verilmesi zorunludur. Taraflar arasında akdedilen sözleşmede öngörülen kredi şartları, sözleşme süresi içerisinde tüketici aleyhine değiştirilemez. Hükümde belirtildiği üzere, tüketici kredileri sadece yazılı olarak düzenlenir ve ihtilaf vukuunda sözleşmesinin bir nüshasının düzenlenerek tüketiciye verildiğini ispat etme yükümlülüğü kredi kullanan kuruluşlar üzerindedir. Taraflar arasında akdedilen sözleşmede öngörülen kredi şartlarının sözleşme süresi içerisinde tüketici aleyhine değiştirilemeyeceği yönündeki hüküm emredici nitelikte bir hükümdür.

Ancak Yasanın anılan emredici hükmüne aykırı olarak önceden öngörülen sözleşme şartlarının sözleşme süresi içerisinde tüketici aleyhine değişikliğine yol açan kredi kullandırım uygulamalarına son zamanlarda sıkça rastlanmaktadır. Örneğin Kredi Kuruluşları ve Bankalar, 28.10.2010 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 2010/974 Sayılı. Bakanlar Kurulu Kararı gereğince, Kaynak Kullanımı Destekleme Fonu oranının %10’dan %15’e çıkarılması nedeni ile tüketicilere kullandırdıkları kredilere bu artış oranını Tüketici Hukuku Rehberi - 119 - uygulamaktadırlar. Oysaki söz konusu Bakanlar Kurulu Kararı, 4077 Sayılı Yasa’nın 10. maddesi hükmüne açıkça aykırılık teşkil etmektedir. Ancak burada uygulayıcı konumunda olan, Tüketici Sorunları Hakem Heyetleri, Tüketici Mahkemeleri ve Yargıtay Hukuk Daireleri’nin önlerine gelen uyuşmazlıklarda, 4077 Sayılı Yasa’nın emredici hükmüne aykırı bulunan Kurul Kararlarını uygulamamaları, mevcut bir hukuk normunun, bir üst hukuk normuna aykırı olamayacağı şeklindeki genel hukuk kuralına da uygun düşecektir.

Yasa’nın 10. maddesinin devamında Tüketici Kredisi Sözleşmelerinde bulunması gerekli olan hususlar düzenlenmiştir. Buna göre bir Tüketici Kredisi Sözleşmesinde;

a) Tüketici kredisi tutarı,

b) Faiz ve diğer unsurlarla birlikte toplam borç tutarı,

c) Faizin hesaplandığı yıllık oranı,

d) Ödeme tarihleri, anapara, faiz, fon ve diğer masrafların ayrı ayrı belirtildiği ödeme planı,

e) İstenecek teminatlar,

f) Akdi faiz oranının yüzde otuz fazlasını geçmemek üzere gecikme faizi oranı,

g) Borçlunun temerrüde düşmesinin hukuki sonuçları,

h) Kredinin vadesinden önce kapatılmasına ilişkin şartlar,

ı) Kredinin yabancı para birimi cinsinden kullandırılması durumunda, geri ödemeye ilişkin taksitlerin ve toplam kredi tutarının hesaplanmasında, hangi tarihteki kurun dikkate alınacağına ilişkin şartları yer alır. Madde metninde tüketici kredisi sözleşmesinde yer alan hususların ayrıntılı düzenlenmesi ile, tüketicilerin borçlandıkları borç ve ödeme koşulları konusunda bilgilendirilmesiyle birlikte, borca ilişkin olarak kredi kullandıran kuruluşların da sözleşmelere birtakım hükümler koyma yolu ile keyfi düzenleme yapılmasının önüne geçilmesi hedeflenmiştir.

Yine Yasa’nın 10. maddesinde, Kredi veren, taksitlerden birinin veya birkaçının ödenmemesi halinde kalan borcun tümünün ifasını talep etme hakkını saklı tutmuşsa bu hak;

a) Ancak kredi verenin bütün edimlerini ifa etmiş olması durumunda ve

b)Tüketicinin birbirini izleyen en az 2 taksiti ödemede temerrüde düşmesi halinde kullanılabilir.

c) Ancak kredi verenin bu hakkını kullanabilmesi için en az 1 hafta süre vererek muacceliyet uyarısında bulunması gerekir.

Yasa’nın 10. maddesinde düzenlenen bir diğer hüküm de, “Tüketici kredisinin teminatı olarak şahsi teminat verildiği hallerde, kredi veren, asıl borçluya başvurmadan, kefilden borcun ifasını isteyemez” hükmüdür. Madde metninde yer alan bu emredici hüküm, çok açık şekilde kaleme alınmış olmasına rağmen uygulamada asıl borçluya başvurulmadan kefile başvurulduğu durumlara sıklıkla rastlanmaktadır. Yine uygulamada zaman zaman tüketici kredilerinde tüketici ard arda en az 2 taksiti ödemeden temerrüde düşmediği halde veya da temerrüde düşmüş sayılsa bile en az 1 hafta süre vererek muacceliyet uyarısında bulunmaksızın kredi kuruluşları ve bankalarca hesap kat edilerek borcun tamamının ifası tüketicilerden istenmekte ve icra takibine konu edilmektedir. Ancak Kredi Kullandırım Kurumları ile Bankaların yapmış olduklarının 4077 Sayılı Yasa’nın 10. maddesinde düzenlenen hükümlere aykırı olarak başlatılan icra takiplerinin süresinde yapılacak itirazlarla durdurulması mümkün bulunmaktadır. 4077 Sayılı Yasa’nın 10. maddesinin getirmiş olmuş olduğu düzenlemelerden birisi de; Tüketicinin, kredi verene borçlandığı toplam miktarı önceden ödeyebileceği gibi aynı zamanda vadesi gelmemiş bir ya da birden çok taksit ödemesinde de bulunabileceği Tüketici Hukuku Rehberi - 121 - yönündeki düzenlemedir. Her iki durumda da kredi veren, ödenen miktara göre gerekli faiz ve komisyon indirimini yapmakla yükümlüdür. Bakanlık ödenen miktara göre gerekli faiz ve komisyon indiriminin ne oranda yapılacağının usul ve esaslarını belirler. Bu konuda 01.08.2003 tarihli, 25186 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan, Tüketici Kredisinde Erken Ödeme İndirimi Ve Kredinin Yıllık Maliyet Oranını Hesaplama Usul Ve Esasları Hakkında Yönetmelik hükümleri ile tüketici kredilerinde erken ödeme halinde yapılacak olan indirim usul ve esasları düzenlenmiştir. Ancak uygulamada sıklıkla karıştırılan durumlardan bir tanesi de; tüketici kredilerinde erken ödemelere yapılan erken ödeme indirimi ile 4077 Sayılı Yasa’nın 10/B maddesinde düzenlenen uzun vadeli konut finansmanı kredilerinde, yapılan erken ödemelere ilişkin olarak yapılan erken ödeme indirimidir. 4077 Sayılı Yasa’nın 10. maddesine ilişkin olarak tüketici kredilerinde erken ödemelere ilişkin olarak yapılan erken ödeme indirimini yapılacağını az yukarıdaki paragrafta belirtmiştik. Ancak uzun vadeli konut finansmanlarında ise durum farklı nitelik taşımaktadır. 4077 Sayılı Yasa’nın 10/B madde hükmünde; Tüketici, konut finansmanı kuruluşuna borçlandığı toplam miktarı önceden ödeyebileceği gibi aynı zamanda bir ya da birden çok ödemeyi vadesinden önce yapabilir. Her iki durumda da konut finansmanı kuruluşu, vadesinden önce ödenen taksitler için gerekli faiz indirimini yapmakla yükümlüdür. Ödenen miktara göre gerekli faiz indiriminin ve kredinin tüketiciye yıllık maliyet oranının hesaplanmasında Bakanlık tarafından çıkartılan ilgili yönetmelik hükümleri uygulanır. “Faiz oranının sabit olarak belirlenmesi halinde, sözleşmede yer verilmek suretiyle, bir ya da birden fazla ödemenin vadesinden önce yapılması durumunda konut finansmanı kuruluşu tarafından tüketiciden erken ödeme ücreti talep edilebilir. Erken ödeme ücreti gerekli faiz indirimi yapılarak hesaplanan ve tüketici tarafından konut finansmanı kuruluşuna erken ödenen tutarın yüzde ikisini geçemez. Oranların değişken olarak belirlenmesi halinde tüketiciden erken ödeme ücreti talep edilemez.” hükmünü amirdir. Belirtilen madde metninde de görüldüğü üzere, uzun vadeli konut finansmanı kredilerinde, tüketicinin borcun tamamı ya da bir kısmını vadesinden önce ödemesi halinde, vadesinden önce ödenen taksitler için kredi kuruluşu tarafından faiz indirimi yapılacak ancak buna karşın vadesinden önce yapılan ödemelerden dolayı da kredi kuruluşu tarafından tüketiciden erken ödeme ücreti talep edilebilecektir. Burada tüketici kredileri ile uzun vadeli konut kredileri (mortgage) arasındaki borcun vadesinden önce ödenmesine ilişkin yapılacak faiz indirimlerini kısaca inceledikten sonra bir diğer önemli ayrım olan vadeden önce yapılan ödemelere ilişkin uygulanan faiz indirimi ile borcun faiz oranlarında ortaya çıkan düşüş nedeni ile kredi borcu yapılandırma indirimi ayrımına değinmek gerekir. Zira uygulamada kimi hukukçularca bu iki ayrım birbirine karıştırılmaktadır. Vadesinden önce yapılan ödemelere ilişkin olarak ödenen kısma ilişkin olarak faiz indirimi yapılacağını az önce belirtmiştik. Ancak kredi borcunun devamı esnasında sabit oranlı faiz üzerinden borçlanılması halinde faiz oranlarında düşüş meydana gelmesi durumunda toplam borç üzerinde yapılabilecek faiz indirimi farklı şeydir. Faizlerde oranlarında düşüş meydana gelmesi halinde borcun inen faiz oranlarına göre tekrar yapılandırılması hususunda kredi kuruluşunu indirim yapmaya zorlayıcı bir mevzuat hükmü bulunmamaktadır. Kredi kullandıran kuruluşun burada kendi inisiyatifi ile borcu yapılandırması söz konusudur. Faiz oranlarında meydana gelen düşüş sonucunda borcun kredi kuruluşunca yapılandırılması halinde borç filen ödenmemekte sadece oluşan yeni faiz düşüşüne göre tekrar borç miktarı hesaplanarak yeniden yapılandırılmaktadır. Ancak kredi borcunun vadesinden önce ödenmesi sonucunda yapılacak faiz indiriminde ise borç fiilen ödenerek sona erdirilmekte ya da azaltılmaktadır. Keza uygulamada faiz oranlarında meydana gelen düşüş nedeni ile kredi kuruluşlarınca borcun yeniden yapılandırılması sonucunda kredi kuruluşlarınca yapılandırma komisyonu, yapılandırma masrafı ve sair isimler adı altında ücretler alınmaktadır. Ancak bu ücretin alınıp alınmaması konusunda Ankara 7. Tüketici Mahkemesi’ne gelen bir uyuşmazlıkta, Mahkeme 2010/858 E., 2011/309 K. Sayılı kararında, “sözleşme yapılıp taksitler ödenmeye başladıktan sonra bankayı yapılandırmaya zorlamanın hukuken mümkün olmadığı, bankanın kendi inisiyatifi ile yapılandırmayı kabul ettiğine göre tüketiciye yapılandırma ile ilgili faiz oranını her şey dahil olmak üzere net biçimde ve kalan süre içinde ödenecek taksit tutarını bildirerek yapmak zorunda olduğunu, borç yapılandırmasını kabul eden bankanın erken ödeme komisyonu adı altında ve plan değişikliği adı altında yeniden ücret talep etmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu” gerekçesiyle bankaca tüketiciden alınan yapılandırma masraf ve komisyon bedelinin tüketiciye iadesine karar verilmiş, Sayın Mahkemenin bu kararı, Sayın Yargıtay 13. H. D.’nin 2011/9823 E., 2011/19204 K. Sayılı kararı ile onanmıştır. 4077 Sayılı Yasa’nın 10. maddesinin getirmiş bulunduğu bir diğer düzenleme de; “Kredi verenin, tüketici kredisini, belirli marka bir mal veya hizmet satın alınması ya da belirli bir satıcı veya sağlayıcı ile yapılacak satış sözleşmesi şartı ile vermesi durumunda, satılan malın veya hizmetin hiç ya da zamanında teslim veya ifa edilmemesi halinde kredi veren tüketiciye karşı satıcı veya sağlayıcı ile birlikte müteselsilen sorumlu olduğu” yönündeki emredici düzenlemedir. 4077 Sayılı Yasa’nın 10. maddesinin son fıkrası, “Kredi verenin ödemeleri bir kıymetli evraka bağlaması ya da krediyi kıymetli evrak kabul etmek suretiyle teminat altına alması yasaktır. Bu yasağa rağmen tüketiciden bir kıymetli evrak alınacak olursa, tüketici bu kıymetli evrakı kredi verenden geri istemek hakkına sahiptir. Ayrıca, kredi veren kıymetli evrakın ciro edilmesi sebebiyle tüketicinin uğradığı zararı tazmin etmekle yükümlüdür.” Hükmünü amirdir. Belirtilen madde metni ile, çok açık ve emredici nitelikte hükümler ile tüketiciyi koruyucu önlemler alınmıştır.4077 Sayılı Yasa’nın 10/A madde hükmünde düzenlenmiştir. Maddenin ilk fıkrasında, kredi kartı ile mal veya hizmet alımı sonucu nakdi krediye dönüşen veya kredi kartı ile nakit çekim suretiyle kullanılan kredilerin de 10 uncu madde hükümlerine tabi olduğu belirtilmiştir. Ancak, bu tür krediler hakkında 10 uncu maddenin ikinci fıkrasının (a), (b), (h) ve (ı) bentleri ile dördüncü fıkra hükümlerinin uygulanmayacağı kaleme alınmıştır. 10. maddesinin 2. fıkrası tüketicisi kredisi sözleşmesinde bulunması zorunlu olan hususları düzenlenmiştir. Burada belirtilen 10. maddenin a bendi tüketici kredisi tutarını, b bendi faiz ve diğer unsurlarla birlikte toplam borç tutarını, h bendi kredinin vadesinden önce kapatılmasına ilişkin şartları, ı bendi ise kredinin yabancı para birimi cinsinden kullandırılması durumunda, geri ödemeye ilişkin taksitlerin ve toplam kredi tutarının hesaplanmasında, hangi tarihteki kurun dikkate alınacağına ilişkin şartları düzenlemiştir. Kredi kartları adı verilen kredilerde bu hususların bulunmayacağı Yasa’nın 10/A maddesinde düzenlenmiştir. Keza kredi kartlarına ilişkin 10/A maddesinde, 10. maddesinin 4. fıkrasının uygulanmayacağının belirtildiği yukarıda belirtilmişti. 4. fıkrada, tüketici, kredi verene borçlandığı toplam miktarı önceden ödemesi veya vadesi gelmemiş bir ya da birden çok taksit ödemesinde de bulunması halinde, kredi veren, ödenen miktara göre gerekli faiz ve komisyon indirimini yapmakla yükümlü olacağı şeklindeki düzenlemedir. Kredi kartı ile yapılan alışveriş sonrasında borcun erken ödenmesi halinde borçta indirim yapılmayacağı doğal bir sonuçtur. Madde metniyle de bu husus vurgulanmak istemiştir. Yine 4077 Sayılı Yasa’nın 10/A maddesinin 2. fıkrasında; Kredi veren tarafından tüketiciye gönderilen dönemsel hesap özetlerinin, 10 uncu maddenin ikinci fıkrasının (d) bendinde öngörülen ödeme planı hükmünde olduğu belirtilmiş ve dönemsel hesap özetinde yer alan asgari ödeme tutarının vadesinde ödenmemesi halinde; tüketicinin, 10 uncu maddenin (f) bendinde yer alan gecikme faizi herhangi bir isim altında yükümlülük altına sokulamayacağı düzenlenmiştir. 4077 Sayılı Yasa’nın 10/A maddesinin 3. fıkrasında da, kredi verenin faiz artırımını, otuz gün önceden tüketiciye bildirmek zorunda olduğu ve kredi veren tarafından artırılan faiz oranının geriye dönük olarak uygulanamayacağı düzenlenmiş olup yine fıkranın son cümlesinde, Tüketicinin bildirim tarihinden itibaren en geç altmış gün içinde tüm borcu ödeyip kredi kullanmaya son verdiği takdirde faiz artışından etkilenmeyeceği düzenlenmiştir. Maddenin son fıkra hükmünde ise, mal veya hizmetin kredi kartı ile satın alındığı durumlarda, satıcı veya sağlayıcının, tüketiciden komisyon veya benzeri bir isim altında ilave ödemede bulunmasını isteyemeyeceği belirtilmiştir. Zaman zaman uygulamada karşılaşılan bir durumdur. Ancak yasa metni çok açık düzenlendiğinden bu gibi durumlarda tüketiciden alınan bedelin satıcı ve sağlayıcılardan geri talep edilmesi mümkündür.

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
istanbul evden eve nakliyat
maltepe escort alanya escort kartal escort bahelievler escort manavgat escort antalya escort - istanbul escort - bursa escort