Advert
Akıncılar
Şuheda

Akıncılar

Bu içerik 272 kez okundu.
Advert

Ak olmalı insanın alnı da vicdanı da, ak olmalı kalbi de niyeti de; işte o vakit insan, huzurlu ve mutlu yaşayabilir. Biz insan olarak yaratılmışsak, özümüze ruhumuza müthiş bir enerji bahşedilmişse bunun kıymetini bilmemiz ve Allah’a şükredebilmemiz için alnımızın ak, vicdanımızın rahat olacağı bir hayat yaşamalıyız. Peki, insanın nasıl ak olur alnı, nasıl rahattır vicdanı? Alnımızın ak ve vicdanımızın rahat olmasının ilk ve en önemli şartı niyetlerimizin iyi olmasıdır. İyi ve güzel niyetlerin, eyleme geçmese bile yaydığı müspet enerjiyle, bize ve insanlara öyle yararları vardır ki… Niyetimiz ilk çıkış noktasında iyiyse, onun bozulmasına veya değişmesine izin vermemeliyiz. Herkese, her duruma, her olaya, kısacası her şeye rağmen asla iyi ve güzel niyetlerimizin bozulmasına izin vermemeliyiz. Çünkü niyetlerimiz nasılsa biz oyuzdur. Niyetlerimiz iyi ve güzelse biz de iyi ve güzel bir insanızdır. Eğer niyetlerimiz kötüyse biz de kötüyüzdür. İnsan kendi elinden, dilinden ve belinden kimsenin zarar görmediği bir yaşam sürüyorsa alnı da vicdanı da her daim aktır, temizdir, rahattır. İster kul hakkı deyin ister insan hakları; ırkı, dili, dini, inanışı her ne olursa olsun insanlara saygı gösterdiğimiz, faydalı olduğumuz, adil davrandığımız müddetçe biz insan gibi insanızdır. Aksi takdirde eğer ki insanlara saygı göstermiyorsak, elimizden, dilimizden, belimizden zarar görüyorsa insanlar ve adil davranmıyorsak, üstelik bu hâlimizden ötürü vicdanımız sızlamıyor ve alnımızın karasını göremiyorsak o zaman insanlıktan çıkmış, adeta insan kostümü giymiş bir bed bir mahlûka dönüşmüşüzdür.

 

Akı alnımızın yansırdı yüzümüze, gözlerimize. Biz bunu bilir, buna inanır idik evvelde. Özümüzde, mayamızda yüzümüzü ağartacak ve alnımızı ak eyleyecek meziyetlerle donatılmış millet idik Tarihte. İstisnaları var idiyse de o vakitlerde kaideyi bozmaya yetmezdi Türk’ün Töresinde. Türk’ün Töresi’ndendi mertliğimiz, cömertliğimiz, merhametimiz, dürüstlüğümüz, güvenilirliğimiz, ahlâkımız, sözünün eri, adil ve erdemli oluşumuz. Yüzümüzün akıdır; özümüze bahşedilen güzelliklerle sadece kendimiz için değil, milletimiz ve bütün insanlık için can atışımız. Vatanımızın bütünlüğü ve milletimizin bağımsızlığı söz konusu değil ise cana kıymaz idik. Can’ın kıymetini bilir, can’ı vereni unutmaz idik bir vakitler. Peki, ama günümüzde aynı ahval içinde miyiz? Eminim ki bu soruya çok kişi ‘’Hayır’’ diye cevap verecektir. Oysaki fazla değil bundan 20 – 30 yıl önce bu soruyu sorsaydım çok kişi ‘’Evet’’ cevabını verirdi bize. Ne değişti de Türk Milleti olarak biz özümüzden bu kadar ayrı düştük. Ne oldu da biz bizi biz yapan değerlerimizden bu denli uzaklaştık. Biz neden üzerimize oynanan oyunlara karşı koyamadık. Niçin gözümüzün kapatılmasına ve boyanmasına izin verdik. Sormadan ve sorgulamadan her verileni almaya, her söylenene inanmaya, menfaatler söz konusu olunca üç maymunu oynamaya ne zaman başladık. Bu hâl içerisinde devam edersek binlerce yıl alnı ak yaşayan insanımızın akı akmaya, silinip yok olmaya başlayacak. Çok geç değil özümüze dönmek ve Tarihte bizi biz yapan yegâne değerlerimizle yeniden Tarihe yön verecek duruma gelmek. İmkânsız değil şanlı Tarihimizdeki Atalarımıza yaraşır erdemli bir hayat sürmek. İnanın bana Türk Milleti olarak biz özümüzdeki, mayamızdaki cevherlerle üstümüzdeki ölü toprağını atarak yeniden şahlanabiliriz. ‘’Peki, bu nasıl olacak, bunu nasıl başarabiliriz?’’ diye sorduğunuzu duyar gibiyim. Evvela, durup düşünmeli. Aklımızla, ruhumuzla, kalbimizle, vicdanımızla önce kendimizi görmeli, tartmalı ve hesaba çekmeliyiz. Sonra samimi bir şekilde değişmeye, yeniden özümüze dönmeye canı gönülden karar vermeliyiz. Bizim Mustafa Kemal Atatürk gibi bir Atamız var. Milletini, vatanını, bayrağını canından öte çok seven Atatürk’ümüz ile ilgi hakiki eserleri ve onun şaheseri Nutuk’u ve okumalıyız, anlamalıyız. Sonra da Atatürk’ten Oğuz Atamıza kadar bütün Türk Büyüklerini araştırmalı, okumalı, anlamalıyız. Ecdadımızı tanıdıkça kendimizle barışıp, özümüze dönmek için büyük bir güç ve istek duyacağız.

 

Akın edecek, özümüze döndüğümüz vakit, Tarihe güzel izler bırakacak güç ve ilham. Öyle bir kuvvet hissedeceğiz ki ruhumuzda, o kuvvetle dünyanın zenginliğini ve insanlarını sömürenlere ‘’Yeter artık!’’ diyebilecek, gerçek adalet nedir, kimdir adil olan göstereceğiz onlara. Dünyanın neresinde olursa olsun adaletten ayrıldığı vakit insanoğlu, ne düzen kalır ne huzur ne de barış yeryüzünde. Geleceğe umutla, güvenle bakabilmemiz için bizi biz yapan köklerimizin sağlam olması gerekir. Köklerimizin sağlamlığı da Tarihimizi unutmamak, unutturmamak ve unutturulmasına da asla müsaade etmemekten geçer. Çünkü bir millet geçmişiyle – bugünüyle – geleceğiyle bir bütün olarak var olabilir. Tarihimizdeki hiçbir dönemi asla görmezden gelmemeliyiz. Dününü unutanın geleceği de olamaz. Hele ki bizim şanlı Tarihimizde yüzümüzü kızartacak, boynumuzu eğdirecek ahvaller çok şükür ki olmadığı için geçmişimizde görmezden gelip de unutacağımız devirler de yoktur, olmamalıdır.

 

Akıncı bir milletiz ezelden beridir. Nerede varsa bir zulüm, haksızlık ve adaletsizlik biz millet olarak akın ederiz oraya var gücümüzle. Akın ettiğimiz yerlerde niyetimizin akıyla karanlıkları yarıp çağlar açarız. Düşmanımız zulümdür, zalimlerdir, sömürgecilerdir. Tarihimiz boyunca ırkı, dini, dili ne olursa olsun menfaat gözetmeksizin mazlumun yardımına canı gönülden koşan; fethettiği yerlerde adaleti sağlayan; gittiği yerlere ilim, irfan, medeniyet, hoşgörü götüren bir milletiz.

 

Akıncılar idik biz; akardık Tarihin gizemli zamanlarında akın akın, aktığımız yerlerde derin ve güzel izler bırakır idik. Tarihe yön verecek kudret bahşedilmişti milletimize… Maalesef derin bir uykudayız bugün milletçe, uyutulmuş ve uyuşturulmuş bir hâldeyiz. Biz, bize yakışmayan davranışlar sergilemekteyiz. Artık uyanma ve uyandırma vakti geldi milletimizi derin uykusundan. Bize ezelden bahşedilenlerin kıymetini bilerek ve şükrünü eda ederek başlamalıyız işe. Üzerimize oynanan oyunları bertaraf edebilmek için; Tarihimizi, kültürümüzü, milletimizi, vatanımızı, devletimizi ilelebet muhafaza edebilmemiz için Türk olduğumuzu, Türklük şuurunu, Türk’ün Töresini, özümüzü, mayamızı, Tarihimizi unutmamalıyız, hakkıyla bilmeliyiz, muhtaç olduğumuz kudreti ve gücü özümüzde aramalıyız. İşte bunu milletçe başardığımız gün gözümüz açılacak ve derin uykumuzdan uyanıp yeniden şahlanacağız. Şahlanışımız sadece kendi milletimiz için değil, dünyanın neresinde olursa olsun bütün insanlık için örnek teşkil edecektir. Dünyayı sömüren güçlere haddini bildirerek insanlığa yeniden umut olacağız. Tarihimizdeki diğer Atalarımız gibi Büyük Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün dehasıyla bunu bir kez daha başardık ve bütün dünyaya gösterdik. Atamız Mustafa Kemal Atatürk’ün evlatları ve askerleri olarak Türk’ün gücünü tekrar bütün cihana gösterebiliriz. Hem Türk milleti olarak biz silkelenip yeniden kendimize gelebilir, daha onurlu, daha huzurlu ve daha barış içinde yaşayabiliriz hem de sömürülen ve zulme uğrayan insanlara umut ışığı ve ilham kaynağı olabiliriz. Yaradan; haktan, hakikatten ve adaletten ayrılmayanların her daim yâr ve yardımcısıdır. ‘’Allah, adil olanları sever.’’ ayetini gönlümüze nakşetmeliyiz. Allah’ın sevgisine mazhar olmuş milletlerin sırtı yere gelmez. Biz ancak ve ancak adaletten ayrılmadığımız, adil olduğumuz müddetçe Tarihte güzel izler bırakarak var olabiliriz.

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X