Advert
TÜRK
Şuheda

TÜRK

Bu içerik 423 kez okundu.
Advert

          Türk’ün Tarihi; şanla, şerefle, kahramanlıkla, insanlıkla, cesaretle, mertlikle, adaletle, hoşgörüyle, destanlarla ilmek ilmek işlenmiştir. Kadim bir millet olarak Tarihe yön verirken bizler, kimileri tarafsızca yazdı, kimileri de gerçekleri yazamayacak kadar korkak ve kıskanç idi…

          Biz; bize verilen meziyetleri unutmasaydık eğer, Tarihte olduğu gibi bugün de daha adil, daha dürüst, daha duyarlı, daha güçlü, daha cesur, daha müessir olabilirdik. Görünüre aldırmamalıyız; maalesef ki biz, bizi farklı ve değerli kılan birçok özelliğimizi kaybetme noktasına yaklaşmaktayız.

          Tarihte Türk denilince akla adaletli, dürüst, gözü pek, cesur, erdemli, medenî, sözünün eri, temiz, akıllı, duyarlı, ilim-fikir-irfan sahibi, kalbiyle-ruhuyla-vicdanıyla-aklıyla barışık, elinden-dilinden-belinden kimselerin zarar görmediği aydınlık bir millet gelirdi. Peki, ya şimdi?

         Bizim özümüzdeki, mayamızdaki bu güzel özellikler çok derin bir uykuda da olsa içimizde; hâlâ mevcut bünyemizin derinliklerinde. Zaman bu güzellikleri uyandırma, solmaya yüz tutmuş cevherlerimizi yeniden yeşertme zamanıdır. Millet olarak yeniden şahlanabilmemiz, onlarca yıldır daldığımız (daldırıldığımız) uykudan uyanabilmemiz için evvela kendimizle barışmamız gerekmektedir. Uzun yıllardır hele de son yirmi yıldır milletimiz kendine güvenmez ve beğenmez olmuş. Bir batı özentisi almış başını gidiyor. Özendiğimiz şeyler batının ilmi, bilimi, çevre temizliği, işini hakkaniyetle yapması olsa ne âlâ; ancak özenilen sadece modası, yaşam tarzı olunca bunun kimseye bir faydası yok elbet de.

        Peki, biz kendimize yeniden nasıl güveneceğiz ve nasıl barışık olacağız kendimizle? Bu gücü nasıl bulacağız içimizde? İşte burada büyük önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün ‘’Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur!’’ sözünün derinliğini ve büyüklüğünü idrak edip düşünerek başlamalıyız işe. Tarihimizde insanlığıyla, aklı ve zekâsıyla, fikir ve duygu dünyasının zenginliğiyle, cesareti ve insanlığıyla sadece yaşadığı dönemde değil bütün çağlarda örnek alınabilecek ( örnek alınması gereken ) öyle büyük atalarımız var ki… Oğuz Han, Bilge Kağan, Dede Korkut, Atilla, Ahmet Yesevi, Alp Arslan, Kürşad, Bilge Tonyukuk, Ertuğrul Gazi, Osman Gazi, Fatih Sultan Mehmet Han, Yavuz Sultan Selim, Kanuni Sultan Süleyman, Abdülhamit Han, Piri Reis, Barbaros Hayrettin Paşa, Evliya Çelebi, Hazerfan Ahmet Çelebi, Farabi,  Fuzuli, İbn-i Sina, Akşemseddin, Hacı Bektaşi Veli, Hacı Bayramı Veli, Yunus Emre, Mevlânâ Celâleddin-i Rumî, Şeyh Edebali,  Pir Sultan Abdal, Ali Kuşçu, Beyruni, Cahit Arf, Cezeri, Fergani, Harezmî, Kaşgarlı Mahmut, Uluğ Bey, Yusuf Has Hacib ve daha isimlerini yazamadığım öyle çok atamız var ki her biri Tarihe yön veren şanlı ve güzel izler bırakmış. Atamız Mustafa Kemal Atatürk, öyle bir dâhi idi ki kendinden önceki atalarından nasıl millî ve kültürel bir miras aldığının ve Türk milletinin karakteristik özelliklerinin kanımızdaki canımızdaki mevcudiyetinin farkında idi.

         Evet, kendimize milletimize yeniden güvenebilmek ve kendimizle ve milletimizle barışık olabilmek için işe düşünerek başladıktan sonra da çok okumalıyız hem Türk’ün Tarihini hem de diğer milletlerin tarihini. Kendi geçmişini okumayan ve atalarına, tarihi ve ilmi eserlerine, millî birikimine, kültürüne, sahip çıkmayan bir millet toprağına da vatanına da bugününe de geleceğine de sahip çıkamaz.

          Türk’ün Tarihi’ni okurken unutmamamız ve unutulmaması gereken çok önemli bir husus vardır, o da Türk Tarihi kesintisiz bir tarihtir.  Tarihte Türk Milleti kadar kısa zamanda büyük devletler kurabilecek akıl, bilgi ve deneyim başka milletlerde pek görülmemiştir. Kısa zamanda teşkilatlanarak en çok devlet kuran millet Türk Milleti’dir. Orta Asya’dan bugüne kadar rengi, sembolleri farklı olsa da tek bir bayrağı vardır milletimizin. Türk devletleri adları değişse de Türk’ün bayrağını şanla şerefle taşıyarak zamanı dolduğu vakit de bayrağımız yeni kurulan devletimiz tarafından devralmıştır.

          Tarihte on yedi Büyük Türk Devleti kuran milletimiz, nasıl bir cevhere sahip olduğumuzu görmek ve bilmek için çok okumalıyız. Okumaya büyük önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ten başlamalıyız. Atamız Atatürk’ü hakkıyla bilmezsek, onun fikir dünyasının zenginliğini anlayamazsak biz Tarihimizi tam olarak anlayamayız. Atamız Mustafa Kemal Atatürk’ten başlayarak Oğuz Atamıza kadar tarihimizi okumalı, öğrenmeli ve anlamalıyız.

        Her insanın, her milletin hataları, yanlışları olabilir. Bizim de hatalarımız, yanlışlarımız vardır elbette; ancak eğrisini doğrusunu ortaya koyduğumuzda açık ve çok net bir biçimde görebiliyoruz ki Türk’ün Tarihinde yüzümüzü kızartacak, bizi utandıracak biçimde yanlışlarımız, hatalarımız yok çok şükür. Biz çok medenî, zalime karşı korkusuzca, cesurca ve mertçe karşı duran, mazlumun yanında olan merhametli, hoşgörülü bir milletiz. Geçmişte Tarihe yön verenler olarak bugün ihtiyacımız olan şey özümüzdeki bu güzellikleri ve değerleri yeniden yeşerterek hem vatanımızın hem de bütün dünyanın huzuru, barışı, adaleti için çalışmaktır. Atalarımızın dediği gibi ‘’İşleyen demir ışıldar.’’ Bir demir işlemeyle ışıldar da güzellikleri yaymak ve insanlığa faydalı olmak için çalışan insan ışıldamaz mı? Işıldar elbet, hem de öyle bir ışıldar ki ışığı karanlık dimağları aydınlatacak kadar güçlü olur.

           Asla umutsuzluğa kapılmayalım, gün gelecek devran dönecek ve milletimiz özüne dönerek yeniden şahlanacak. Buna inanıyorum, çünkü en karanlık günlerde dahi umutsuzluğa düşmeyen Atamız Mustafa Kemal Atatürk’ü kendime örnek aldım ve rehber edindim. Atatürk’ü rehber edinmek aynı zamanda Tarihimizdeki bütün Atalarımızı anlamak ve onların ışığını görmek demektir.  

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
maltepe escort alanya escort kartal escort antalya escort