Tutarsızlıklar kumpanyası


Bu makale 2017-10-16 02:51:07 eklenmiş ve 175 kez görüntülenmiştir.
Şuheda

           Ne güzel söylemiş Ziya Paşa ‘’Âyînesi iştir kişinin lâfa bakılmaz.’’ İnsan dediğin anlatıyorsa yaptıklarını ettiklerini, durup bir bakmalı lâflarıyla eylemleri birbiriyle tutarlı mı diye. İşine güvenen durup da kendini anlatmayla zaman kaybetmez, eseri yahut işi aynasıdır kendisinin. Öyle bir devirdeyiz ki ne zamanın kıymeti biliniyor ne emeğin ne de yaşamın… Halka hizmet etmek vaadiyle meydanlara çıkanlar, halkın oyunu alıp da istediklere makamlara gelince sözün tam manasıyla tutarsızlıklar kumpanyası sergilemeye başlıyorlar. Bugün dostumuz dediklerine yarın düşmanımız diyorlar, dün ak dediklerine bugün kara diyorlar… Yenilik getiriyoruz diyorlar, aradan geçmiyor bir yıl bile kendi getirdikleri yenilikleri eleştirip ne kötü bir sistem deyip yıkıyorlar. Yapıyorlar yıkıyorlar, yapıyorlar yıkıyorlar… Derken yıllar geçiyor, geçen sadece yıllar değil; koskoca bir milletin umutları, yarınları, geleceği su gibi akıp geçip giden…

             Yapboz tahtasına çevirdiler eğitim sistemini, hukuk sistemini ve daha nice sistemleri… Bir milletin geleceğiyle oynamak istiyorsanız onun iki hayati damarını tıkarsınız. Bunlardan biri eğitim diğeri de adalettir.

            Adaletin olmadığı, adil yönetimin bulunmadığı, hukukun bağımsızlığına kelepçe vurulduğu bir ülkede vatandaşlar kendilerini güvende hissedemezler, geleceğe ümitle bakamazlar ve karamsar olurlar. Ümitsizlik çok beter bir hastalıktır, aman dikkat bulaşabilir (!)

           Öyle bir adalet sistemi olmalı ki vatandaş gönül rahatlığıyla güvenebilmeli hâkimine, savcısına, mahkemelere. Öyle bir adalet sistemi olmalı ki vatandaş can ve mal güvenliği içinde hür yaşayabilmeli, özgürce düşüncelerini ifade edebilmeli. Halk ile makam sahibi kişiler yasalar önünde eşit olmalı.

            Eğitim ciddi bir iştir, hayati bir meseledir; ciddiye alınması mecburdur. Eğitim çocuk oyuncağı değildir. Öyle bir eğitim sistemi daha doğrusu sistemsizliği inşa ettiler ki değil bir yıl sonrası yarın sabah neleri değiştireceklerini bilmiyoruz. Çok merak ediyorum kendileri yaptıkları değişiklikleri gerçekten bilerek mi yapıyorlar. Bilmeden yapıyor olmaları ayrı bir dert, bilerek yapıyor olmaları ise apayrı bir dert. Nerden bakarsanız bakın eğitim sistemimiz öyle bir hâl aldı ki, bu hâlin adına çarşamba pazarı mı dersiniz, yapboz tahtası mı dersiniz, körler sağırlar birbirini ağırlar mı dersiniz; ne derseniz deyin gidişat hiç iyi değil. Olan öğrencilere oluyor, olan her şeye rağmen özveriyle, fedakârca emek veren öğretmenlere oluyor, olan bu milletin geleceğine oluyor…

            Hani her çocuğun eğitim alma hakkı vardı, hani her çocuk eğitim öğretimde eşit haklara sahipti. Bir okulda sınıf mevcutları almış-yetmiş iken bir başka okulda yirmi-otuz kişilik mevcutlar. Okullar okul değil de beton yığını hâlinde, doğru dürüst ne bahçeleri var, ne de bahçelerinde ağaçları, çiçekleri, oyun alanları. Hep bir koşturmaca ve yarış içinde ne çocukluklarını yaşayabiliyorlar ne de gerçek anlamda eğitim ve öğretim yapabiliyorlar. Sınıf mevcutları yirmiyi geçmemeli ki her öğrenci özgürce düşüncelerini ifade edebilecekleri, yeteneklerini sergileyebilecekleri zamanı ve ortamı bulabilsinler. Bir sınıfa altmış yetmiş öğrenciyi doldurup da öğretmenden her biriyle birebir ilgilenmesini beklemek biraz haksızlık değil mi? Nerede yaparak ve yaşayarak öğrenme ortamı.

            Eğitim adına söylenecek öyle çok söz var ki, insanın düşündükçe içi sızlıyor. Hangi akla hizmet ediliyor da eğitimde her geçen yıl geriliyoruz. Eğitim adına aldıkları kararların ne kadar tutarsız, faydasız, gayesiz olduğunu ve milletimizi karanlığa sürükleyeceğini görmüyorlar mı? Çocuklarımız vatanımızın ve milletimizin geleceğidir, umududur.

           Büyük önderimiz Mustafa Kemal Atatürk dâhi bir liderdi. Eğitime, bilime, ilime büyük saygısı vardı. Öyle güzel bir yol açtı ki milletimizin önüne, eğer o güzel yolda yürüyebilseydik şimdi dünyada hem eğitimde hem de diğer alanlarda sayılı ve örnek ülkelerinden biri olabilirdik. Ama yazık ki ülkemizde Atatürk’ü tam manasıyla anlayabilen ve onun aydınlık yolundan gidebilen pek fazla yönetici çıkmadı. 

           Bir ülkenin gelişmişliği o ülkenin vatandaşlarının huzuru, mutluluğu, rahat içinde yaşaması, kendini güvende hissetmesi, özgürce var olabilmesi, kaliteli ve sağlam eğitim sistemi, sağlıklı beslenebilecek gıdaları alabilmesi, sanat ve kültür faaliyetlerinde bulunabilmesi, temiz ve güzel ortamlarda yaşayabilmesi ile ölçülür. Yapılan köprüler, yollar, beton yığınından farksız binalar gelişmişliğin göstergesi değildir. 

           Sözün özü tutarsızlıklar kumpanyasında yanardöner lâflarla aydınlık geleceğe yürüyemeyiz. İnsanın özü de sözü de işi de bir olmalı.

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
Döviz Kurları
Arşiv Arama
- -
Anket
Kemer Gözcü :: Antalya Kemer\\\'in Günlük Haber Portalı, Antalya Kemer\\\'den Haberler, Kemer Haberleri
© Copyright 2001 Kemer Gözcü. Tüm hakları saklıdır. Bu site Gazi SOFT haber yazılımı alt yapısı ile yapılmıştır.
GÜNDEM
Kadına Şiddet
Anayasa Haberleri
Trafik Kazaları
Yerel Seçimler
SPOR
Galatasaray
Fenerbahçe
Spor Haberleri
Şampiyonlar Ligi
SİYASET
Recep T. Erdoğan
Devlet Bahçeli
Kemal Kılıçdaroğlu
AKP Haberleri
EĞİTİM
Eğitim Haberleri
Eğitim Bakanlığı
A.Ö.L.
Eğitim Portalı
DÜNYA
Avrupa Haberleri
Amerika Gündemi
Suriye İç Savaş
Arıkan Meselesi