SORGULAYALIM


Bu makale 2017-10-05 17:22:40 eklenmiş ve 223 kez görüntülenmiştir.
Şuheda

           İmkânsız değil yanlışın doğruya dönmesi, tersliklerin düzelmesi, çirkinliklerin güzelleşmesi… Umudunu yitirmemeli insan, yaşadığımız dünyanın gidişatına ve insanların tutumuna bakıp… Sormalı ve sorgulamalıyız. Neden her geçen gün kötüye gidiyor insanlık, diye sormalıyız kendimize. Dünyanın her sorunu insandan kaynaklı, yine her cevap da insanın özünde…

          Var mısınız, önce kendimizi sorgulamaya? Başlayalım bir bir sormaya. ‘’Temizlik imandandır‘’ hadis-i şerifini duymayanımız, bilmeyenimiz yoktur. Hâl böyle iken hem içimize hem de yaşadığımız çevreye baktığımızda imanımız ne kadar sağlam ve güçlü? Manevî ve maddi temizlik imandan kaynaklanıyor iken şöyle bir baktığımızda yaşadığımız şehre, ülkemize yere çöp atanların, toprağımızı, suyumuzu ve havamızı zararlı kimyasallarla kirletenlerin, yerlere tükürenlerin imanı ne kadar sağlamdır. Bizim dinimizde temizliğe çok önem verilir, bunu hepimiz biliriz; lâkin uygulamaya gelince maalesef insanlarımızın büyük çoğunluğu doğru davranışlarda bulunmamaktadırlar. Biz geçmişte temizliğiyle dünyaya örnek olmuş bir millettik. Başta Avrupa ülkeleri olmak üzere dünyanın çeşitli ülkelerinde insanlar pislikten çeşitli hastalıklara yakalanırlarken ve bu sebeple insanların büyük çoğu ölürken, biz temizliğe önem vermemiz sebebiyle büyük oranda o karanlık döneme girmemişken sonra ne oldu da bu hâle geldik. Yerde bir çöp gördüğümde öyle çok üzülüyorum ki, hele güzelim ormanlarımızda, denizlerimizde çöp ve zararlı kimyasal atıklar gördüğümde bu nasıl bir Müslümanlık diye sormadan edemiyorum.

           Sorun dinimizde değil, sorun bizim kültürümüzde de değil. Sorun bizim insanımızın dinimizi doğru anlayamamasında, sorun kültürümüzden ve özümüzden uzaklaşmasında. Bir insanın yaşadığı dünyayı kirletmesi kendine değer vermemesi ve Yaradan’ın verdiği nimetlere şükürsüzlüğündendir. Cennet gibi vatanımızın her bir köşesi pırıl pırıl, tertemiz olmalıyken, maalesef ki yerler şuursuz, bilinçsiz, duygusuz ve duyarsız insanların attıkları çöplerle kirleniyor. Yere çöp atan bir insan eğitim durumu ne olursa olsun cahildir, hem de kara cahil.

          Kendimizi sorgulamaya ve sormaya devam edelim. İnsanlarımıza sorsak ‘’Allah’ı seviyor musunuz?’’diye, büyük çoğunlu bu nasıl soru, tabii ki seviyorum der. Peki, ağaca, çiçeğe, tabiata zarar verenlerin Allah sevgisi ne kadar samimi ve gerçektir? Kimse kusura bakmasın ama Allah’ı seviyorum diyen bir insan ne bir ağaca ne bir çiçeğe zarar veremez. Hem Yaradan’ı seviyorum diyeceğiz hem de ağaçları kesip, çiçekleri koparıp, toprağı zararlı kimyasallarla kirletip, tabiatı tahrip edeceğiz. Ağaçlar, çiçekler, denizler, dağlar, akarsular, dünyamız, evren Allah’ın sanatı, eseridir. Bizim Allah’ın eserine, sanatına zarar vermeye hakkımız yoktur. Misal bir ressamı çok seviyoruz diyeceğiz, sonra da o ressamın bir eserini tahrip edeceğiz. Kim inanır o ressamı gerçekten sevdiğimize. Bizi var eden, bize sayısız nimetler bahşeden Yaradan’ın verdiği nimetlere, eserlerine zarar vermek insana yakışmaz. İçinde gerçekten Allah sevgisi olan bir insan bir ağacın tek bir dalına bile zarar veremez. Peki, ya bugün içinde bulunduğumuz hâle ne demeli. Ülkemizde özellikle de son yıllarda çok ciddi oranda ağaç katliamı var. Güzelim ağaçları kesip onlarına yerine beton yığını olan binaları dikmek, yemyeşil çimenlerle ve çiçeklerle kaplı alanları yok ederek onların yerine çirkin ve kupkuru meydanlar yapmak, dalında meyvesi olan zeytin ağaçlarını kesip buraları imara açmak... Bu mudur uygarlık, gelişme, bu mudur Hak ve halk sevgisi…

          Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed (S.A.V.) ‘’Herhangi birinizin elinde bir fidan varken, kıyamet kopacak olsa, derhal onu diksin!’’ diyerek ağaç dikmenin ne kadar önemli ve gerekli olduğunu vurgulamıştır. Fatih Sultan Mehmet Han ‘’Ormandan bir dal kesenin başını keserim’’ diye ferman çıkarmıştır. Büyük önderimiz Mustafa Kemal Atatürk, Yalova’daki köşkün yanındaki bir ağacın fazla büyümesi ve ahşap evi tehdit etmesi sebebiyle ağacın kesileceğini duyunca buna izin vermeyerek köşkün yerinin değiştirilmesini ister. O zamanın imkânlarıyla köşk kızaklar üzerinden kaydırılarak yeri değiştirilir ve ağaç kesilmemiş olur. İşte bizim atalarımız böyle büyük, böyle güzel insanlarıdır. Biz de ecdadımızın bu hârikulâde özelliklerini örnek almalıyız.

          Bugünün yöneticileri her fırsatta dinden imandan bahsediyor, sorsak hepsi Peygamberimizi, Fatih Sulatan Mehmet Han’ı ve atalarımızı seviyorlar. Bu nasıl sevgidir ki vatanımızın güzelliklerinin acımasızca yok edilip, kuraklaşmasına, cennet gibi ülkemizin beton yığınına dönmesine göz yumuyorlar, bu yıkımın altına imzalarını atıyorlar. Orman demek yağmur demektir, yağmur demek bereket demektir, toprak ve su sadece insanların değil hayvanların ve bitkilerin de yaşam kaynağıdır.

         Sormaya ve sorgulamaya devam edeceğiz…

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
Döviz Kurları
e-sgk.co e-anindakredi hizlipro dizi izle Antalya escort
Arşiv Arama
- -
Anket
Kemer Gözcü :: Antalya Kemer\\\'in Günlük Haber Portalı, Antalya Kemer\\\'den Haberler, Kemer Haberleri
© Copyright 2001 Kemer Gözcü. Tüm hakları saklıdır. Bu site Gazi SOFT haber yazılımı alt yapısı ile yapılmıştır.
GÜNDEM
Kadına Şiddet
Anayasa Haberleri
Trafik Kazaları
Yerel Seçimler
SPOR
Galatasaray
Fenerbahçe
Spor Haberleri
Şampiyonlar Ligi
SİYASET
Recep T. Erdoğan
Devlet Bahçeli
Kemal Kılıçdaroğlu
AKP Haberleri
EĞİTİM
Eğitim Haberleri
Eğitim Bakanlığı
A.Ö.L.
Eğitim Portalı
DÜNYA
Avrupa Haberleri
Amerika Gündemi
Suriye İç Savaş
Arıkan Meselesi