Advert
İnsanlığın sesi
Şuheda

İnsanlığın sesi

Bu içerik 292 kez okundu.
Advert

Yarının, yarınların bugünden “ tezi “ yok…

Sen, Ben, O, Biz, Siz, Onlar...

Tekil kişi ve çoğul kişiler olarak, elimizden çıkan, gönlümüzden coşan, her ne var

ise, yılmadan, bıkmadan, yarın adına, yarınlar hakkına, bir bir, ilmek ilmek,

Dokuyalım,  dokunalım...

 Bugünlerin yarınlara ulaşmadaki en etken rol üstlenen insanda yetip bitecektir.

Dünün yarınlar adına, bugünün etkisinde ki kavram kargaşasından sıyrılarak  

silkinmeli, insan olma adına dünü, bugünü, yarını iyi analiz edebilmeliyiz.

İnsan müşkül ya!

Müşkülü yetimiz değil midir?

Dünü unutturan, bugünü düşündürtmeyen, yarını bildirmeyen…

Heyy insan!

Bugün söz var!

Yarın dil var!

Dünün insanlığında, bugünün varlığında, yarının çokluğunda bir olalım…

Alın terler, insan yekteler!

Yenmeyen yenilir!

Yürekten yetilir!

Yetilen bitilir!

Verilen alınır!

Alınan koyulur!

Koyulan kondurulur!

Kondurulamayan her ne varsa, insan fizibilitesiyle alakalı bir sentezde birleşen olsa dır...

Yarınlardır, yarınlarda yankılanan koca yürekler… 

Sen misin? 

Ben miyim?

Kimin ustası?  

Kimin çırağı? 

Yananda biter!

Verende yiter mi? 

Yetmeyen yetkin!

Bilmez misin? 

Gitmez misin? 

Yürümez misin?

Yürüyende olan!  Gitmeyende bulan!  Bilmeyende tutan!  Acep ne işler, ne fişler…

Fiilinde özne!  Yükleminde gözde!  Yarında sözde!  Buluna kim ola?

Açtığındır açlığın!

Saçtığındır saçmaladığın!

Sandığındır sormadığın!

Yüklendiğindir yürümediğin!

 Yediremediğindir Yetiremediğin!

Yarındır yarında biten!

Acep nedir yârda yiten?

Senin mi kılıfın kıldan ince?

Benim mi yularım yolda kemençe?

Sevdiğin mi yolda kaldı?

Özlediğin mi yolda savruldu?

Selam olsun sana tüm yollar!

Selam olsun sana tüm varanlar!

Selam olsun seni koruyanlar!

Selam olsun izzeti sevdiren!

Selam olsun illeti döktüren!

Yok mu kader dedirten?

Yok mu hasbıhâlde yatan?

Soluğun mu soldu da soldan soldun?

Yoruldun mu da yoldan savruldun?

Yolun çokluğu mu çoktandır çorak?

Yoksa yolun başı mı devrildi?

Yanan ocak mı sönmeyen meşale?

Yanan yürek mi bitmeyen şelale?

Yanmayan yürek sönmeyen ocak mı?

Devrilen yol uzanan kol mu?

Hasbıhâl de yatan yok mu?

Yokluğun gölgesinde varlığın mı gölgelenir?

Hasbıhâlden yoktur hâl!

Varsa sorgu son taş!

Yalın kalın sana mı düşer?

Yatmayan direk ötmeyende binek!

Son vuruş kurtuluş!

Kurtulan Kemal’de!

Yutturulan hilalde!

Sana mı düşer sancağın tozu?

Bana mı düşer ocağın koru?

Yoruldun mu arkadaş yoğrulduğun hamurda?

Hamurun maya!

İşin caya!

Yaktı baya!

Yakıldı mı sanık!

Cayıldı mı tanı!

Cayan tanık!

Caymayan sanık!

Hele bir tanıdık!

Yok arkadaş!

Tanıdık var sanık yok!

Senin mi elin öpülür?

Senin mi yüzünden silinir?

Varlığın yokluğu, yokta var olandır… 

Yolumuz, var olan, var edilen, tüm varlığımızı kapsayan, kapanan tüm yollardır yolun başı, sonu…

Sen mi kandırdın?

Sen mi çizdirdin?

Sen mi kaybettirdin?

Sen mi kazandırdın?

Nerde söyle!

Nerde ahkam kesmek!

Eyvallah okumak sende!

Bizde bitmeyen güneş!

Yatmayan güreş sende!

Hâlin mi incindi?

Vaktin mi kinci?

Yoktur eyvallah!

Vardır Suphanallah!

Yolumuz bir durağımızdır…

Sana söylenen,  sana yakılan,  sana vurulan,  tüm nağmelerdir, nakaratın tualinde yapılan serzenişler…

Elim, gözüm, kulağım, kapalı yâr!

Yâr dan öte gidilemeyendir kâr!

Yarında yâr kâr!

Kârın yâri , yormayan yâri!

YORULANDA BİTEN, BİTMEYENDE YİTEN, YETİLEN YİTİLEN HER NE VARSA, İNSANLIĞIN SESİNDE VAR…

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
maltepe escort antalya escort kartal escort alanya escort