Ödev yapmak zorunluluk mu?


Bu makale 2017-07-13 23:52:17 eklenmiş ve 343 kez görüntülenmiştir.
Yılmaz KARAÖZ

Yarenlerim, şimdi olma ihtimali çok bir senaryoyu sizlerle paylaşacağım. Akşamın geç vaktinde telefonum çaldı. “Hayırdır inşallah” diyerek telefonu açtım; 30’lu yaşlarda genç bir hanımefendinin; “Bu saatte rahatsız ediyorum, ama…” diyen titrek sesini işittim. Zor durumda olmasa, bu saatte telefon etmezdi, diye düşündüm. “Kendimi iyi hissetmiyorum hocam” diye başladı söze. “Biraz önce eşimle çok kötü tartıştık, söylenmemesi gereken sözler söyledik birbirimize. Eşim, ‘Dayanamıyorum artık seninle yaşamaya.’ diyerek evden çıktı gitti. Sinirden kızımı dövdüm, o da ağlayarak odasına gitti yattı. Sessiz evde yapayalnız kaldım.” diye ağladı. “Üzülmeyin” diyebildim. “Nedir sizi böylesi birbirinize karşı tahammülsüzleştiren şey?” Cevap trajikti; “Çocuğumuz…” “Nasıl yani?”

 

“Kızım bu yıl ilkokul birinci sınıfa başladı. Okulu ile ben ilgileniyorum. Bugün çok ödevi vardı. Akşama kadar oyalandı durdu, ödevini yapmadı. Ben biraz zorladım, masaya oturttum. Bu sefer de ‘uykum geldi’ demeye başladı. Sinir oldum… ‘Bu ödev bitmeden yatmak yok’ diye kızdım. Eşim, bağırmamdan rahatsız oldu; ‘Bağırmakla ödev yaptırınca ne faydası olacak, rahat bırak çocuğu gitsin yatsın!’ deyince kızım yüz buldu; ‘Yaşasın!’ diye babasına koştu. Tabii, babası için hava hoş; çocuk ödevini yapmadığı zaman, öğretmen, babasına değil bana telefon ediyor; ‘Kızınız bu gidişle okuma yazmayı öğrenemeyecek’ diye bana söylüyor. Sınıfın içinde en sonlarda olduğunu veli toplantısında ona değil bana duyuruyor.” diye anlatmaya devam etti. Senaryomuz bu kadar yarenlerim.

 

Maalesef günümüz çocuklarının aile içinde zarara uğradığı en temel sorun, okulun eve taşmasıdır. Hâlbuki başarılı öğretmen, okul faaliyetlerini eve taşırmayan, bilgiyi okulda tamamlayabilendir. Ayrıca, modern eğitim sistemlerinde, ilkokulda, “ödev” bir “emir” değil, eğiticinin anne babadan bir ricasıdır.

 

Bu ricanın iki anlamı vardır;

1-Çocuğun öğrenmelerinin kendi tarafından başarılabilmesi için okul-aile işbirliği ricasıdır. Bu rica, birinci sınıf öğrenciler için günlük 10 dakika, ikinci sınıflar için 20 dakika, üçüncü sınıf içinse yarım saattir. Bu sayede çocuk, okul vasıtası ile öğrendiklerini adım adım yaşam içinde kullanmayı öğrenecektir.  Ailenin eğitime desteği, teorik değil, pratiktir.

 

2- Ancak zaman zaman, eğitici, anlatacağı konuları okul saatleri içinde yetiştirememiş olabilir. İnsanlık hali; o gün öğretmenin dikkati dağınıktır veya konuyu toparlayamamış olabilir ya da hastadır, rahatsızdır, öğrencilerine dikkatini verememiştir. İşte böylesi durumlarda, öğretmen veliden “işbirliği ricasında” bulunabilir. Okulda eksik bıraktığını düşündüğü konular için anne babalardan yardım talep edebilir.

 

Bunun haricinde, öğretmenin bir buyurganlık içinde öğrencisine ödev vermesi ve bunu yapmadığında da yaptırım uygulaması doğru değildir. Ödev; öğrenmenin temel işlevi değil, zaruret halinde tamamlayıcı faktörüdür. Eğitimin tamamlayıcı bir faktörünü, eğitimin ana işlevi gibi göstermek ciddi bir pedagojik yanılgıdır.

 

Maalesef, çocuğunun eğitim durumunu merak edip öğretmenden bilgi isteyen velilerin birçoğu; ‘Ödevini yapmıyor ki!’ gibi şikâyetler işitiyor. Ve bu şikâyetler, çocuğun iyiliği ile değil, çoğu defa ebeveyn çocuk çatışmaları ile sonlanıyor. Yapılan araştırmalar gösteriyor ki, ilkokul seviyesinde verilen ödevlerin öğrenmeye katkısı binde bir civarındadır. Gözlemlerimiz gösteriyor ki, çocukta, ödev yetiştirme kaygısı, eğitimden soğumanın nedenlerinden biridir.

 

Hâlbuki çocuk ödev yaparak değil, oynayarak gelişir. Bunun da ötesinde, evde ebeveynlerden bir tanesinin bu kaygılar aile içi çatışmalara da sebep olmaktadır. Kimi zaman annenin ödev konusundaki baskısı babanın vicdanına dokunuyor, kimi zaman babanın öfkesi anneyi çocuğa karşı koruyuculuğa yöneltiyor.

 

Maalesef, birçok anne babanın da öğretmen baskısından kurtulmak için anne babalık görevini bırakıp öğretmenlik yaptığının şahidiyiz. Hâlbuki çocuk okulda bunaldığında evde anne babası ile rahatlamalı, teselli olmalıdır. Okulda yorulan çocuğu, anne babalar rahatlatmalı; çocuk parkta kaydırağa binmeli, sokakta sek sek oynamalı ki eğitimde başarısı artsın.

 

Yarenlerim unutmamak gerekir ki, başarısız çocuklar, ödevlerini yapmayanlar değil, eğitimden soğumuş ve soğutulmuş olanlardır…

 

Muhabbetle kalın….

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
Döviz Kurları
Arşiv Arama
- -
Anket
Kemer Gözcü :: Antalya Kemer\\\'in Günlük Haber Portalı, Antalya Kemer\\\'den Haberler, Kemer Haberleri
© Copyright 2001 Kemer Gözcü. Tüm hakları saklıdır. Bu site Gazi SOFT haber yazılımı alt yapısı ile yapılmıştır.
GÜNDEM
Kadına Şiddet
Anayasa Haberleri
Trafik Kazaları
Yerel Seçimler
SPOR
Galatasaray
Fenerbahçe
Spor Haberleri
Şampiyonlar Ligi
SİYASET
Recep T. Erdoğan
Devlet Bahçeli
Kemal Kılıçdaroğlu
AKP Haberleri
EĞİTİM
Eğitim Haberleri
Eğitim Bakanlığı
A.Ö.L.
Eğitim Portalı
DÜNYA
Avrupa Haberleri
Amerika Gündemi
Suriye İç Savaş
Arıkan Meselesi