Advert
Advert
REİS
Şuheda

REİS

Bu içerik 325 kez okundu.
Advert

Yalnız çıkılmış bir yolculuk, yolun sağı, solu, ortası mı kalmış?..  Salınanlarla, saldıklarımız,  karşılaşmış ortada, buluşmuş. Buyurun, yakın şimdi yaktıklarıyla... Yol uzun bitmez, beklenen gelmez, duvarlar çökmez. Salınan saldıklarıdır, salınamayan koyduklarıdır. Sandın mı?  Sandın...  Koydun mu? Koydun...  Yaa hadi, deyip mi? Kurtulacak,  kurulan düzen. Yakındır, yeni bozma çil yavruların, çığırtkanlıkları.  Kim inanır?..  Elbet inanan inanmadıklarıyla, yol bulur, yol keser. Bırak gitsin varsın, ne düşer, ne ağlar. Yapacaklarıdır yaptıkları, olmayan yürek, kopmayan direk, düşünmeyende...  Sayısız atışlar, hep karşılayanda...  Lakin unutulmuş umursamazlık, umursananda kalınan, yürek mi ki?  Yüreği yüzler, yüzlenmeyen yürüyenler, yüzlerde güzler...

Selam sana eyy kocaoğlan!  Şapkan mı düştü yere?

Umursanmayan yaralar, karalara bağlar, bağın çözülmüş, yuların fırlamış...

Kim tutar bre kocaoğlan! Git var, gideceğin yere, konacağın yuvaya.  Analar ağlamasın, tutulan yaslar bağlamasın.

Niyedir? Tutulan güreş, vurulan da biter...

Batmayan güneş, yatmayan güreşle mi dönüşür?..

Dönen zaman, vuruşur kılıçla, kıldan inceler, yerden biçmeler…

Haydi gençler, ölende gelen, gelende yiten, yutanda biten, sadık yarim kara toprak… 

Alınan verilir mi?  Yutulan öğürülür mü sandın?  

Bırak koş git yoluna, çekinme çektiklerinden, çekmemiş ne anlar çekilenden, çekinmeyen çekişir, çekiştiği çelişir, çene de bitişir...

Sen misin çekilen? Sen misin çektiren?  Ya da sen misin problem?

Anlatılmaz ne varsa, sende var, oda sizde batar...

Alınan yol verilen kol, sana mı düşer bre koca yiğit?

Salın sancağında, yalın koşmadığında, atın süngüsü, insanın kürsüsü sana mı düşer?

Sattığın yol, attığın kol, sana mı küser?

Az filiz, uz diril, yetinme yetiştirdiklerinden, korkma yedirdiklerinden.  

Yenilen, yünülen, ütülen sen mi oldun da? Yarışçı kızak, pardon yarışçı kıyaktan, kayıklanan oldun.

Ölmemiş ruh, satılmamış yuh nerde! Söyle nerde! Kim var? Kaç kişi? Hani nerde toplanmış? Nerde topu patlatmış?

Yok arkadaş, bu işler öyle ahkam kesmekle, hele burada atıp tutmakla, yol tutacak olmasa...

Yolun başı bitmiş, sonu çökmüş.  Kim can verir canından?  Canlar kara toprakta yatar, yatmayan ahkam keser... Kes bitir, finali yitir...

Yitilen yetilen yener yeğler yağlar ballar...  Olmamış hâller...

Hâlin belli, durum yelli… Yok ki sanılan sandığında, çeyizli uruban...

Nerde kalmış atlılar? atılan okta mı vuruldu da vurgun yedi?  

Kim bilebilir? Tabiî ki de salt çoğunluk halk bilebilir...

Kimin düşüncesinde yapılan, yanlış aktivasyon çalışmalarıyla gelinen son durum bu olsa dır...  

Elden ne gelir, hezimet mi? Eziyet mi? Erlik mi?

Yapılan yanlışlar yarda kalsın, yarınlar yakı olsun,  gel bu yanlıştan, yalansız yağ olsun.  Olsun, ömür billah emeğimiz olsun, yılmayan kutlu bekçilerimiz, var olsun.

Alın açık, yol kaçık, durum apaçık...

Hâlâ ne diye koçluk edersin? Edenle, edemeyen bir mi?

Saltık oluna ki yollar, harman ovada, kervan yürüyen dedir...  Kiminle gelmiş değil, kiminle yürüyen gelmiş, ona bak hele... Kim nasıl bakacak? Nasıl anlayacak bir bilen var mı ki?

Anlaşılmayan, yutulmayan lokmalardır... Lokmada koklama yokla...  

Varsa aş, yoksa yaş...  

Sanma aldanırsın, aldandığınla kalırsın, kalan yürek, veren can olan kim?

Sahi olan kim? Kim olmuş? Ne olmuş? Haber veren o olmuş.  Kim o?

Yedi düvelde harman kaldıran, düşmana baş koyan, yarına kılınan, yarında yeten, yarında başlayan, yarında konaklayan, yarında yar olan, yarenler meclisinde okuyanlar, ses verin, sessiz kalmayın...

Sesimiz nefesimiz, ocağımız milletimiz, memleketimiz mecburiyetimiz…

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
maltepe escort antalya escort kartal escort alanya escort