Advert
Advert
Ruh sıkıntın mı var? o zaman…
Yılmaz KARAÖZ

Ruh sıkıntın mı var? o zaman…

Bu içerik 6 kez okundu.
Advert

Yarenlerim, bir kişinin psikolojik sorunu olup olmadığını anlamak için, o kişinin çocukla ilişkisine bakmak yeterlidir. Duygu dünyasında sorun yaşayan kişiler, çocukla vakit geçiremezler. “Daralırlar…”Kendilerini zorlayıp birkaç dakika vakit ayıracak olsalar, patlayacak gibi hissederler. Bırakamazlar çocuğa kendilerini.

Örneğin, oturup çocuğu ile ders çalışamaz böylesi kişiler. Bir süre sonra sinirlenir, bağırır, kızar. Ya kendine ya da çocuğa zarar verirler. Kimi zaman çocuğun kalem tutuşuna kafayı takarlar, kimi zaman yavaşlığına… Hiçbir şey bulamazlarsa “Sen yap ben geliyorum” diyerek terk ederler çocuğun bulunduğu ortamı.

Veya çocuk biraz oynamak istese, oyuna kendilerini veremezler, bir süre sonra “bunalırlar” hemen. Sanki zaman boşa geçiyormuş gibi hissederler. Yapılacak şeyler erteleniyormuş gibi bir hisse kapılırlar, çocuğun ruhsal atmosferinden dışarı atarlar kendilerini.

Ya da çocukla “insan-insana” güzel bir sohbet ortamı kurup sürdürmeyi beceremezler. Uzun uzun anlatılan şeyler daraltır böylesi kişileri. Çocuğun heyecanını duyamazlar içlerinde, bir an önce anlatılanlar bitsin diye, “istemsiz kas gerginlikleri” belirir yüzlerinde. Gözler sağa sola kaymaya, bir oyalanma gereci aramaya başlar. Hâlbuki kendi çocuğu ile sohbet etmeyi beceremeyen kişilerin çoğu, dışarıda başkaları ile sohbet etmekten oldukça keyif alırlar.

Bu bir çelişki gibi gelir ilk başta…Hâlbuki çelişki değil, bir işarettir. Kişinin çocukluk yıllarında yaşadığı sorunların, yıllar sonra kendi çocuğu ile dışavurumunun işaretidir. Zira çocukluk yılları, “ruhun genişlediği, iç derinliğin” elde edildiği yıllardır. Ruhsal genişlik, özgür bir ortam ve şartsız, amasız sevgi ile ede edilir.

Bir kişi, kendi anne babasından böylesi bir ruhsal genişliği elde edemedi ise, yetişkinlik yıllarında bu “dar ruh” ile yaşamak zorunda kalacaktır. Böylesi kişiler “sosyal ilişkilerde” başarılı olsalar da “duygusal ilişkilerde” bir tahammülsüzlük hâli ile dikkat çekerler. Eşlerine tahammülsüz, çocuklarına tahammülsüz, kendilerinden duygusal ihtiyaç beklentisi olanlara tahammülsüzdürler.

Tahammülsüzlük, “ruhsal darlığın” ürünüdür. Ruhsal darlık, çocuklukta elde edilecek bir “genişliğin” kazanılmamasından başka bir şey değildir. Bu bir kısır döngüdür. Kendi anne babasından ruhsal genişliği elde edememiş kişiler, kendi çocuklarının ruhunu darda bırakırlar da farkında bile olmazlar.

Çocuklardaki ruhsal daralmanın ilk işareti “acımasız kardeş kavgaları” ve ergenlik döneminde “anneye karşı tepkiselliktir.”Birçok acımasız kardeş kavgası, ruhsal darlığın bir dışa vurumdur. Kardeşin kardeşi ruhen taşıyamaması, onun duygusal yakınlaşma isteğine karşılık verememesi, çatışmaların ana sebebidir. Ya da ergenlik döneminde baş gösteren anne babaya karşı gelmeler, “of” lamalar, yumruk sıkıp odaya çekilmeler, sebepsiz ağlamalar; “yeter ya yeter!” diye bağırışların kökeninde, “ruhsal darlık” hâli vardır.

Peki, ne yapmalı? Bu sorunun bir uzman yardımı almadan en pratik çözümü bizim elimizdedir inanın ki...  Kendi de ruhen dar, tahammülsüz, huzursuz, hızlı ve kaygılı kişiler ise ruhsal daraltmayı artırır. Önce öyle ortamlardan çocuğumuzu uzak tutmalıyız. Ruhen dingin ve sakin kişiler, bir psikoterapist gibi insan ruhuna genişlik verirler. Onun için, ruhen geniş bir kişinin yanında bulunarak kendi genişliğini onun genişliğinin tesiri ile oluşturmaktır. Göreceksiniz ki; dünyanız genişledikçe içiniz ferahlanacak, yuvanız şenlenecek, çocuklarınız mutlu olacaklardır. Yarenlerim, çocuklarınızı mutlu yetiştirin, o zaman sizin istediğiniz gibi olurlar... Muhabbetle kalın….

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X