Advert
Ah Bu Çocukluk!....
Yılmaz KARAÖZ

Ah Bu Çocukluk!....

Bu içerik 219 kez okundu.
Advert

       Yarenlerim; çocukluk, dünyaya gözlerini açan insanoğlunun bebeklikten sonraki ilk okuludur. Ne hatıralar vardır çocuklukta… Üstü zamanla toz tutsa da arada bir üflenerek dalıp gidilen, ne unutulmaz anlarımız vardır, mutluluktan havalara zıpladığımız, gülmekten kendimizi alamadığımız, diğer yandan da saflıktan kandırıldığımız, savunmasızlığımızdan yıkıldığımız, söylediğimiz şey doğru da olsa, çocuğuz diye yalanlandığımız…

Çocukluk öyle büyük bir hazinedir ki, hiçbir şey silinmez, her bir yaşanmışlık detaylı bir şekilde bilinçaltımızın gizli odalarına işlenir. Sildiğimizi zannettiğimiz şeyler, aslında sadece geri dönüşüm kutusuna gitmiştir, ne kendisi silinmiştir, ne de bizlerde bıraktığı izler.

 Psikoloji ilminde ilerleyenlerin genellikle karıştırdığı ilk arşivdir çocukluk. Biraz dağınık,tozlu. ‘ Çocukluğunuza dönelim ‘  cümlesi espri konusu olmuştur bile. Peki ya çocukluğa dönmek mümkün mü dür ?  Yoksa çocukluğumuza dönmek yerine, çocukluk mu bize gelmelidir ?

 ‘Çocuk gibi davranma’ denir toplumda bazı kişilere. Çocuk gibi davranmanın olumsuz bir hal olduğu altyazı olarak hissettirilircesine. Oysaki çocuk, saftır, temizdir. Yersiz yaptığı davranışlar bilmediğindendir; cehaletinden, öğretildiği halde anlamadığından değil. Önünü ve arkasını çokça düşünmediğinden, hesapsız oluşundandır.

 En büyük ilham kaynağıdır çocuklar, en büyük mucittirler. Ki en büyük mucit olmak için en değerli şeyi icat etmeye gerek yoktur, çocuğun keşfettiği her yenilik onu büyük bir mucit kılar.

‘ Çocuk işte ‘ denir geçilir bazen çocukların söyledikleri. Halbuki sırf çocuk oldukları için kulak kabartılmalıdır söylediklerine.  Önemsenmelidir bir çocuğun söyledikleri. Çocuklar bir gün büyüyecek ve kendilerine nasıl davranıldıysa güdüsel olarak aynı şekilde davranmak üzere harekete geçeceklerdir. Dikkat ederseniz büyümek diyoruz, yaşlanmak değil. Büyümek güzeldir, yaş almaktır. Lakin çocukluğu kaybedip yaşlanmak hiç de iç açıcı değildir.

 ‘ Çocukça görünmekten korkuyorum ‘ diye meşhur bir söz vardır. Korkulacak bir şey midir çocukça görünmek ? Yahut olgun görünememe korkusu mudur, aslında korktuğumuz ? Olgun olmak için çocukluktan uzaklaşmaya gerek yoktur halbuki, bazen en olgun tavırları en küçük çocuklar sergilerler. Dolayısıyla çocukluğa yüklediğimiz anlamları gözden geçirmemizde fayda var gibi görünüyor.

Çocuk etrafındakileri de yumuşatır, törpüler, onlara ayna olur. Yanlış bir davranışını uyardığınızda, ‘ ama sen de öyle yapıyorsun ‘ diyerek en güzel ayna olur büyüklere. İlginçtir ki okullarda öğrenciler, çocuk sahibi olan öğretmenle, çocuk sahibi olmayan öğretmeni ayırt edebiliyor. Bunu nasıl anladın diye sorulduğunda, ‘ her halinden belli oluyor. ‘ diyor. İşte öyle bir enerjidir çocuk, yakınındakinin her halini etkiler.

 Ne çok soru soruyorsun, diye azarlanır çocuklar. Ne yazık ki, o alacakları cevapların onların dünyasını ve geleceklerini şekillendireceğini çoğu zaman unutur büyükler. Soru sormak güzeldir, öğrenme isteğini gösterir. Hiç düşünür müyüz acaba, büyükler bir şey öğrenmek mi istememektedir ?  Yahut, sorusunu, cehaleti ortaya çıkar korkusuyla cevaplamamaktadır….

Hasılı, çocukluk koca bir okyanustur. Ne kadar yüzersen yüz, sonu olmayan bir yolculuktur.Biz çocukluğa gitmesek, çocukluk bize gelse nasıl olur ? Muhabbetle kalın……

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X