Çocuğunuzla Neden Oyun Oynamalısınız?

Yarenler konuşmalarımda soruyorum: “Kimler anneleri ve babalarıyla oyun oynadığını hatırlıyor?” Genelde salonun sadece %20’sinin parmakları havaya kalkıyor. Kalan büyük çoğunluğun ise annesi veya babasıyla oyun oynayamadığını görüyorum. Peki, bu ne anlama gelir? Aileler neden çocuklarıyla oyun oynamaz?
Bu makale 2016-10-19 16:23:23 eklenmiş ve 6269 kez görüntülenmiştir.
Yılmaz KARAÖZ

Yarenler konuşmalarımda soruyorum: “Kimler anneleri ve babalarıyla oyun oynadığını hatırlıyor?” Genelde salonun sadece %20’sinin parmakları havaya kalkıyor. Kalan büyük çoğunluğun ise annesi veya babasıyla oyun oynayamadığını görüyorum. Peki, bu ne anlama gelir? Aileler neden çocuklarıyla oyun oynamaz?

ARAŞTIRMA
Danimarkalı araştırmacılar Lier ve Gammeltoft, bir yaşındaki çocuklarla annelerinin ilişkilerini uzun süre gözlemliyor.Bu gözlemler sonucunda keşfediyorlar ki psikolojik sorunları olan anneler, diğer annelere göre çocuklarıyla çok daha az göz teması kuruyor.Çocuklarının gözlerinin içine bakamıyor. Bu durumda çocukla anne arasında sağlıklı bir bağlanma gerçekleşemiyor. Çocuk kendini güvende hissetmiyor ve ağlaması gittikçe artıyor.Peki, bir anne neden çocuğuyla göz teması kuramaz?

DEĞERSİZLİK DUYGUSU
Bunun temelinde “değersizlik duygusu” yatıyor.Bir birey, ailesinden koşulsuz sevgi görmediyse, kendisini değersiz hisseder.Değersiz hisseden bir kişiye de değer verirseniz, o kişide çatışma ve dolayısıyla kaygı yaratırsınız.Bu araştırmada da tam olarak bu olmuştur.

ÇOCUĞUN SEVGİSİ
Yeni doğan bir çocuk, annesine gerçek sevgi verir. Göz teması kurar.Ama annede değersizlik duygusu varsa, bu sevgi gösterisine karşılık veremez.Çünkü sevgiyi hak etmediğini düşünen bir insan, sevgiyi alamaz ve kabul edemez.Bu durumda kaygılanır ve gözlerini kaçırıPeki, değersizlik duygusu olan baba ne yapar?

BABA VE ÇOCUK
Bir süre sonra çocuk oyun oynamaya başlar ve oyun oynarken neşelidir.Neşe de sevginin bir göstergesidir. Çünkü sevginin olduğu yerde neşe vardır.Ama eğer babada değersizlik duygusu varsa, evdeki neşe ortamı, yani sevgi ortamı, babayı germeye başlar.Baba da ortaya neşe/sevgi çıkmasın diye çocuğuyla oyun oynamamayı seçer.

OYUN YASAĞI
Oyun yasağı getirir ve çocuğuyla oyun oynamayı bırakır. Böylelikle çocuğun oyununu engeller.“Dışarda oyna” der. “Sessiz ol” der. Hatta oyun oynadığı için kızar bile. Böylece çocuğun neşesini öldürürSavunma mekanizması olarak otoriter bir tavır takınır. Babanın tek amacı vardır, kendi ‘değersiz benliğini’ korumak.

-MIŞ GİBİ OYUNLAR
Değersizlik duygusu olan bazı babalar, çocuğun oyun oynamasına izin verir ama yanında oynamasını istemez. Çocuk yanında oynasa bile oyununa eşlik etmez.Değersizlik duygusu olan bazı babalar da çocuklarıyla oyun oynadığını zanneder ama aslında oyun (play) oynamıyordur. Sadece başarı odaklı etkinlik ya da yarışma (game) yapıyordur.(Türkçe de karşılığı yok ama aslında bu “play” ile “game” arasındaki fark.)Maalesef birçok Türk ailesinde durum bu şekilde vuku bulur.

OYUN VE SEVGİ
Kısacası, oyun neşe getirir ve neşe de sevginin göstergesidir.Anne veya baba değersiz hissediyorsa, çocuklarıyla çok oyun oynamazlar.Çocuğunuzun mutlu ve huzurlu bir birey olarak yetiştirmek ve ona gerçek sevgi vermek istiyorsanız; kendinizi analiz etmeniz ve onla sık sık oyun oynamanız gerekir.Ama unutmayın ki; oyunun hiçbir amacı yoktur. Kazanma veya performans kaygısı da yoktur. Oyun sadece oyun oynamak için oynanır.

Kuşlar uçmayı unutur mu? Benim bir muhabbet kuşum vardı. Babam almıştı. Tahtadan bir de kafesi vardı.Anneannem hiç hoşlanmamıştı kuşun kafese hapsedilmesinden. Babama her gün söyleniyordu “Kuş kafese konmaz. Günah.” diye… Bazen de dönüp bana “Götür bu kuşu ormana bırak, uçsun.” diyordu…Babam kızar diye yapamadım hiç. Keşke yapsaydım.Eve gelen çocuklara kuşumu gösteriyordum. Arkadaşlarım onu papağan zannedip konuşturmaya çalışıyorlardı. Azıcık ötecek olsa “Bak, bak, benim dediğimi tekrar etti!” diye seviniyorduk. Bu çok hoşuma gidiyordu…

Bir gün anneannemin kafesin yanında ağladığını gördüm. Kuşla konuşuyordu. “Niye ağlıyorsun?” dedim. “Kuş uçmayı unuttu.” dedi.  Şaşırdım… Kuşuma baktım, “Uçuyor ya işte!” dedim. Kirpiklerini sildi, “Kuş uçmayı unuttu.” Dedi Korktum birden… Balkona koştum, misafirlerin arasından babamın yanına gittim. Heyecanla “Baba, baba, baba” derken, ağızımı kapattı babam. “Büyükler konuşurken laf arasına girilmez, Tacettin amcan konuşmasını bitirsin, bekle biraz.” dedi…

Beklemedim, tepindim, ağzımı kurtardım elinden. “Benim kuşum uçmayı unutmuş.” dedim. Misafirler güldü bana… Babam tebessüm etti. “Kim dedi bunu?” diye sordu. Anneannem, dedim… Saçlarımı eli ile dağıttı, başıma usulca vurdu: “Kuşlar uçmayı unutmaz kerata, hadi git içeri, oyuna devam et.”Kuşumun yanına koştum ama içim hiç rahat etmedi…

O günden sonra anneannem kuşu serbest bırak, diye hiç demedi bana…Evde kimsenin olmadığı bir gün, kafesi alıp çıktım dışarı. Ağaçlıklı bir yere gittim. Çocukluk işte…Kafesi açtım. Kuşumu yere koydum. Hadi uç, dedim. Uçmadı birden…Ayağımı toprağa vurup korkuttum, ayak ucuyla ittim… El çırptım, “Uçsana ya!” diye kızdım… Uçmadı… İçime bir şey düştü sanki. “Uç be!” dedim… Uçmadı… Korktu, kaçmaya başladı…

Peşinden gittim, yakalamaya çalıştım, badi badi çalıların arasına girdi, kaybettim dalların arasında…Kaç gece kâbusla uyandım, kuşum uçmayı unuttu, diye… Annem, “Unutmaz oğlum, o yine uçar.” dese de uçamadı kuşum. Ben gördüm onu…Yıllar sonra öğrendim; muhabbet kuşları başlarını bir yere çarpınca ya da psikolojileri bozulunca ‘beyin sarsıntısı’ geçiriyor, uçmayı unutuyorlarmış. Psikolojisi bozulmuş çocuklar gibi…Dışarı çıktıklarında uçamıyormuş çocuklar…Arkadaşlarının arasına giremiyor, hep kenarda duruyorlarmış…Cıvıl cıvıl olamıyorlarmış örneğin… Dayak yeseler ağlıyor, tacize uğrayacak olsalar kaçamıyorlarmış…

Evlendiklerinde evliliklerini beceremiyorlar, anne olsalar anneliklerini, baba olsalar babalıklarını beceremiyorlarmış… Çocuklarını kendi kafeslerine hapsediyor, onları uçamaz hâle getiriyorlarmış… Kızmamalıymış çocuklara, yapamadığı işler yüzünden cezalandırmamak, yaramazlık yaptı diye azarlamamak lazımmış…Kuşların babasına biri haber verse, ‘Kuşunuz uçmayı unutur, böyle yapmayın’ diye… Onlar, ‘Merak etmeyin, bir şey olmaz, kuşlar uçmayı unutmaz’ diyorlarmış…

Ama ben öğrendim bunu. Psikolojisi bozulunca çocukların, muhabbet kuşlarının uçmayı unuttuğu gibi, unutuyorlarmış uçmayı... Muhabbetle kalın…..

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
Döviz Kurları
Arşiv Arama
- -
Anket
Kemer Gözcü :: Antalya Kemer\\\'in Günlük Haber Portalı, Antalya Kemer\\\'den Haberler, Kemer Haberleri
© Copyright 2001 Kemer Gözcü. Tüm hakları saklıdır. Bu site Gazi SOFT haber yazılımı alt yapısı ile yapılmıştır.
GÜNDEM
Kadına Şiddet
Anayasa Haberleri
Trafik Kazaları
Yerel Seçimler
SPOR
Galatasaray
Fenerbahçe
Spor Haberleri
Şampiyonlar Ligi
SİYASET
Recep T. Erdoğan
Devlet Bahçeli
Kemal Kılıçdaroğlu
AKP Haberleri
EĞİTİM
Eğitim Haberleri
Eğitim Bakanlığı
A.Ö.L.
Eğitim Portalı
DÜNYA
Avrupa Haberleri
Amerika Gündemi
Suriye İç Savaş
Arıkan Meselesi