Çocuklarınızla konuşun...

Yarenler; karşımda bir çocuk,gözlerimi açtım onu dinliyorum. O ne güzel konuşma! O ne güzel ifadeler ve ne kadar doğru! Sanki kırk yıllık eğitimci, pedegog veya psikiyatrist… Bakın neler söylüyor. Hiç düşünmediğimiz yerlerden, bam telimizden yakalamış bizleri..
Bu makale 2015-07-09 07:27:19 eklenmiş ve 1659 kez görüntülenmiştir.
Yılmaz KARAÖZ

Yarenler; karşımda bir çocuk,gözlerimi açtım onu dinliyorum. O ne güzel konuşma! O ne güzel ifadeler ve ne kadar doğru! Sanki kırk yıllık eğitimci, pedegog veya psikiyatrist… Bakın neler söylüyor. Hiç düşünmediğimiz yerlerden, bam telimizden yakalamış bizleri..

 

‘’Bir gün susmayı öğrendim. Öyle bir sustum ki belki sonsuza kadar susacaktım. Çünkü susmak benim küçücük dünyamda babamla kurduğum iletişim tarzıydı. Babam akşamları eve yorgun dönerdi.Ben bütün gün evde sıkılır, onun gelişini iple çekerdim. Daha o kapıdan girer girmez boynuna atılır onunla oynamak isterdim. Babam sarılır, öper sonra da, ‘’Hadi odana git.’’ derdi. Yemek hazırlanınca annem çağırır bu  defa masada bir araya gelirdik babamla. Onlar annemle konuşurken ben araya girer, sesimi duyuramayınca da bağırırdım. Babam sinirlenir, 'Bütün gün insanlara kafa patlatmaktan bunaldım, birde sen kafamı ütüleme!' derdi. Annem de 'Bütün gün zaten seninle uğraştım, bir çift laf da mı konuşturtmayacaksın babanla?' diye çıkışır, beni odama gönderirdi.

 

Çaresiz bir şekilde boynumu büker odama yani hapishaneme doğru yol alırdım. Babam arkamdan, 'Bizim bir odamız bile yoktu, her şeye sahip, hâlâ ne istiyor anlamadım.'’ diye bağırmaya devam ederdi. 'Keşke benim de bir odam olmasaydı, keşke bizim de evimiz bir odalı olsaydı da hep birlikte otursaydık' ‘derdim içimden; ama yüksek sesle söylemeye cesaret edemezdim.

 

Yemekten sonra babam kanepeye uzanır, eline kumandayı alır, televizyon seyrederdi. Beni yanına çağırır biraz severdi. Onun izleyeceği önemli bir şey varsa beni adeta yerimden bile kıpırdatmazdı. Azıcık hareket edip koşup oynamaya çalışsam oda hapsim yeniden başlardı. Bir gün anladım ki susunca babamla daha iyi anlaşıyoruz. Bu defa susarak yapabileceğim oyunlar geliştirmeye başladım. Önce resim yaparak başladım işe. Babam çizdiğim resimleri çok beğeniyor; 'Bak, böyle uslu uslu oyna işte.' diyordu. Babam bazen göz ucuyla bakıyor, resimle ilgili bir şey sorsam afallıyordu. Ama bana kızarak beni artık odama göndermiyordu. 'Son günlerde ne de akıllandı benim oğlum.' diye komşulara anlatıyordu annem bu halimi…. Resimlerim arttıkça ortalık dağılmaya başladı. Annem 'Odanı topla!' diye odama kapattığında işe nereden başlayacağımı bilemiyordum. Ben bunlarla uğraşırken zaman geçiyor; ama odamı toparlamayı beceremiyordum .Annem odama gelip 'Bak sana resim yapmayı yasaklayacağım.' dedi bir gün. Susuyor olmamı usluluk olarak değerlendiren ailem resim yapmayı da elimden alırsa ben ne yapacaktım?

 

Bu düşüncelerle bir aile tablosu yaptım. Babam eve gelince uygun zamanı kolladım. Her zamanki gibi yemekler yendi, odaya geçildi. Babam oturur oturmaz çizdiğim resmi getirdim. Babam baktı. ‘Hım’ dedi 'Çok güzel olmuş. Bu adam benim herhalde.’ dedi. Ben 'Hayır o adam değil, bu çocuk sensin.’ dedim. O ‘'Hayır, bu adam benim, bu çocuk sensin, bu küçük kız da arkadaşın.’'dedi. Ben yine 'Hayır, o büyük adam benim, bu küçük adam sensin, bu küçük kız da annem!’' dedim. Babam benimle uğraşmaktan vazgeçip:’ 'Peki neden bizi küçük çizdin?'’ dedi. Heyecanla başladım anlatmaya.’’ Ben büyüyüp adam olacağım. İş bulup çalışacağım. Siz yaşlanıp küçüleceksiniz. Beliniz bükülecek, komşumuz Ahmet Amca ile Ayşe Teyze gibi küçücük kalacaksınız. Ben işten geldiğimde yorgun olacağım.Siz benimle konuşmaya çalıştığınızda işyerinde kafam şişmiş olacağından sizi duymayacağım bile. Siz benimle bir şeyler paylaşmak istediğinizde ‘'Hadi odanıza çekilin de kafa dinleyeyim.” diyeceğim. Ve bir de bağıracağım ‘'Her şeylerini alıyorum. Sıcacık odaları da var, daha ne istiyorlar'’ diye…….’’

 

Annemle babamın gözleri fal taşı gibi açılmıştı.Duyduklarına inanamıyorlardı .. Bana sarılıp beni öyle içten bir okşayışları vardı ki sonsuza kadar konuşsam hiç bıkmadan dinleyecekler gibiydi.

 

Farkında' Olmalı İnsan...Kendisinin, Hayatın Olayların… Gidişatın Farkında Olmalı. Ömür Dediğin Üç Gündür, Dün Geldi Geçti. Yarın meçhuldür, O halde ömür dediğin bir Gündür, o da bugündür yarenler. Çok geç kalmadan konuşun çocuklarınızla….. Muhabbetle kalın….

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
Döviz Kurları
Arşiv Arama
- -
Anket
Kemer Gözcü :: Antalya Kemer\\\'in Günlük Haber Portalı, Antalya Kemer\\\'den Haberler, Kemer Haberleri
© Copyright 2001 Kemer Gözcü. Tüm hakları saklıdır. Bu site Gazi SOFT haber yazılımı alt yapısı ile yapılmıştır.
GÜNDEM
Kadına Şiddet
Anayasa Haberleri
Trafik Kazaları
Yerel Seçimler
SPOR
Galatasaray
Fenerbahçe
Spor Haberleri
Şampiyonlar Ligi
SİYASET
Recep T. Erdoğan
Devlet Bahçeli
Kemal Kılıçdaroğlu
AKP Haberleri
EĞİTİM
Eğitim Haberleri
Eğitim Bakanlığı
A.Ö.L.
Eğitim Portalı
DÜNYA
Avrupa Haberleri
Amerika Gündemi
Suriye İç Savaş
Arıkan Meselesi