Çocuk ve Ramazan…

Çocuklar konuşmaya başlarken, öğrendikleri sadece harflerden müteşekkil kelime yığınları değildir. Kavramları, içlerinde barındırdıkları ruhla, manevi değerle birlikte öğrenirler. Pide kelimesinin içimizi ısıtması, bayramlık deyince yüzümüze minik bir tebessüm konması, teravihte camide koşuşturduğumuz zamanları hatırlamamızdı bizim Ramazanlarımızı güzel yapan.
Bu makale 2015-06-23 07:09:20 eklenmiş ve 1624 kez görüntülenmiştir.
Yılmaz KARAÖZ

Yarenler, nerede o eski Ramazanlar klişesinden cümle alem rahatsızız. Eskide kalan şeyin Ramazan değil, bizim duygu yüklü bakışımız, çocuk saflığımız, merakımız ve heyecanımız olduğunu biliyoruz artık. Allah’ın mağfireti, rahmeti her yıl yağıyor üzerimize ama onu görüp anlayacak kalbimiz eskisi gibi değil. Çocukken her şey daha büyülü, daha ulaşılmaz ve güzel geliyordu bize. İftar coşku, sahur merak, pide telaş, oruç özlem demekti. Peki sonra ne oldu?

 

Çocuklar konuşmaya başlarken, öğrendikleri sadece harflerden müteşekkil kelime yığınları değildir. Kavramları, içlerinde barındırdıkları ruhla, manevi değerle birlikte öğrenirler. Pide kelimesinin içimizi ısıtması, bayramlık deyince yüzümüze minik bir tebessüm konması, teravihte camide koşuşturduğumuz zamanları hatırlamamızdı bizim Ramazanlarımızı güzel yapan.

 

Çocuklar kelimeleri, onların içindeki değerleri bizden öğrenirler. Beynimiz büyük bir bağlantı ağıyla çalışır. Biz “pide” dediğimiz anda pide ile ilgili bütün anılarımız peş peşe bir bulut kümesinden çıkıp gözümüzün önüne geliverir. Hani şu kuyrukta beklediğimiz zamanlar, sıcak pidenin elimizi yakması, eve kadar pideyi üfleye üfleye bir sağ bir sol elle dönüşümlü olarak taşıyıp, sonuçta iki elimizi de soğuk su bardaklarına yapıştırıp ferahlatmaya çalışmamız. Belki tam evin kapısında pidenin üzerindeki susamlardan, çörek otlarından bir iki tane aşırmamız…

 

Biz tatil için hazırladığımız valize çocukların eşyalarını sığdıramazken, tek bir “pide” kelimesine koca bir Ramazan sığdırır beynimiz. Bizim valizde her defasında bir terlik, bir atlet dışarıda kalır da beynimiz hiçbir ayrıntıyı dışarıda bırakmadan kaydeder.

 

Çocuklarımızın büyüdüklerinde hafızalarında nasıl bir Ramazan bulut kümesi oluşturmak istediğimizi düşünelim. Oturup gün boyu Ramazan etkinlikleri yapmak zorunda değiliz. Ders işler gibi Ramazan anlatılmaz, öğretilmez. Şöyle bir derin nefes alıp önce biz Ramazanla ilgili ne hissediyoruz? Onu tartmamız gerekir. Bizim Ramazana bakışımız ne? Zira, her ne yaparsak yapalım, çocuklar bizim sözlerimizden çok, içimizdeki duygu kırıntılarına odaklanıp onları örnek alıyorlar.

 

Biz farkına varmadan hiç çaktırmadığımızı sandığımız tüm korkularımız, endişelerimiz, üzüntülerimiz bir evcilik oyununda çocuğumuzun ağzından dökülüveriyor. Böyle anlarda biri benim arkamdan bu çocuğa zaaflarımı ispiyonlamış diye düşünürsünüz.Evet, birileri sizi fena halde ispiyonluyor. Gözleriniz, yüzünüz, dudaklarınız, kalbinizden yansıyanlar, sizin arkanızdan çocuğunuzla iş birliği yapıyor. “Sıcaklarda da hiç çekilmiyor mübarek” diye kalbinizden geçen cümleyi, “Ramazan ne kadar güzel değil mi” cümlesiyle saklamaya çalıştığınızı, çocuğunuzun evcilik oyununda fark ediyorsunuz.

 

Önce kendimize dürüst olalım ve Ramazanla olan ilişkimizi gözden geçirelim. Sonra yeni baştan, hem kendimize hem de evlatlarımıza, kul olma bilinciyle işlenen, ferah, gönül açıcı, yürek temizleyici bir Ramazan kavramı yerleştirelim.

 

Her türlü kelimeyi Ramazanla ilişkilendirin.Gökyüzünde gördüğümüz sarı şey de ne? Güneş mi? Emin misiniz? Ramazan güneşi olmasın sakın… Pazardan aldığımız kirazlar her zamanki kirazlar mı? Belki de onlar Ramazan kirazıdır.Akşam yemeği hazırlamıyoruz, Ramazan sofrası hazırlıyoruz. Pencereyi açıp içeriye yaz havasını değil, Ramazan havası girsin istiyoruz. Sokakta ilk defa gördüğümüz beyaz kedi, Ramazan diye mahallemize misafirliğe gelmiş olabilir. Ramazan havası, Ramazan bulutu, Ramazan yağmuru gibi. Bu ay her şey bize Ramazanı hatırlatsın. Her kavram Ramazana ait olsun.

 

Yarenler, Ramazanla ilgili aklınıza ne gelirse yazın, deseler. Hepimizin ilk etapta aklına gelecek sahur, iftar, oruç, teravih, zemzem, hurma, kuran, hatim, mukabele gelir. Bu soruyu çocuklarımıza sorsak ve yazın desek… Neler yazabilirler acaba…. Çok az bir şeyler yazabileceklerini göreceğiz ne yazık ki.. Hayatlarında Ramazanı anlatan hiçbir şeyin olmadığını göreceğiz. Böyle kültüründen yoksun bir nesil görmek istemiyorsak,hayatlarımızı ve çocuklarımızın hayatlarını Ramazanla ilişkilendirelim. Muhabbetle kalın….

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 1 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
Döviz Kurları
Arşiv Arama
- -
Anket
Kemer Gözcü :: Antalya Kemer\\\'in Günlük Haber Portalı, Antalya Kemer\\\'den Haberler, Kemer Haberleri
© Copyright 2001 Kemer Gözcü. Tüm hakları saklıdır. Bu site Gazi SOFT haber yazılımı alt yapısı ile yapılmıştır.
GÜNDEM
Kadına Şiddet
Anayasa Haberleri
Trafik Kazaları
Yerel Seçimler
SPOR
Galatasaray
Fenerbahçe
Spor Haberleri
Şampiyonlar Ligi
SİYASET
Recep T. Erdoğan
Devlet Bahçeli
Kemal Kılıçdaroğlu
AKP Haberleri
EĞİTİM
Eğitim Haberleri
Eğitim Bakanlığı
A.Ö.L.
Eğitim Portalı
DÜNYA
Avrupa Haberleri
Amerika Gündemi
Suriye İç Savaş
Arıkan Meselesi