Mutsuzlukta geçicidir…..

Mutluluk hususunda pek çok insanın “edilgen” bir duruşa sahip olduğunu düşünüyorum yarenlerim. Birkaç yıl öncesinde ben de aynı edilgenlikle hayata bakıyor ve mutsuzluğumun gerekçeleri olduğuna inanıyordum.Pek çoğumuz çocukluğumuzda iyi bir hikayemiz olsa, anlayışlı bir eşe, kayınvalide/kayınpedere sahip olsak çok daha mutlu olacağımız hissine çok inandığımızdan, bu konulardaki mutsuzluğumuzun bedelini en masuma yüklemeye çalışırız.
Bu makale 2014-12-16 21:28:10 eklenmiş ve 1530 kez görüntülenmiştir.
Yılmaz KARAÖZ

Mutluluk hususunda  pek çok  insanın “edilgen” bir duruşa sahip olduğunu düşünüyorum yarenlerim. Birkaç yıl öncesinde ben de aynı edilgenlikle hayata bakıyor ve mutsuzluğumun gerekçeleri olduğuna inanıyordum.Pek çoğumuz çocukluğumuzda iyi bir hikayemiz olsa, anlayışlı bir eşe, kayınvalide/kayınpedere sahip olsak çok daha mutlu olacağımız hissine çok inandığımızdan, bu konulardaki mutsuzluğumuzun bedelini en masuma yüklemeye çalışırız.

 

 

Dinlesek  pek çok insanın hikayesini, ‘’Kayınvalideme , kocama kızıp çocuğuma şiddet uyguladım’’ diyenlerin sayısı çok da azımsanmayacak kadar çıkacaktır eminim. “ Çünkü mutsuzum ve mutsuzluğuma sebep olanların öfkesini çıkarabilmeliyim” yanılgısı , en masuma yöneltir çoğu zaman anne babaları…Oysa insan, daha temizden ve günahsızdan mutluluk alabilme “ etken”liğine kavuşursa manası olacaktır insan olmasının.

Geçtiğimiz yıllarda arkadaşlarla sohbetlerimizde mutluluğa dair “ edilgen” bakış açımla sormuştum “ Anneleri mutlu eden babalar ,vesilesiyle çocuklar daha mutlu olmaz mı? sorusunu”.  Fakat arkadaşlarımın  cevabını çok uzun zaman düşündüğümü hatırlıyorum…‘’Söylediğiniz gibi olsaydı işten mutsuz gelen beyin, hanımını dövmesini,  mutsuzluğunu ona yüklemesini mazur görmeliyiz…’’Aman Allah’ım! Ne kadar düz bir mantık kullanmışım.Sanki mutsuzluk kalıcı bir hastalık da hiç gitmeyecek.Her bahaneden bir mutsuzluk çıkarıp , karanlık dünyama herkesi dahil etmek zorundayım.Sanki mutluluk ve mutsuzluk hep dış etkenler yüzünden var,veya yok.Arkadaşımın bakış açısı beni uyandırdı…

Ne kadar haklı bir bakış açısı… Ve insana asıl mutluluğun, aslında kendi bakış açısında olduğunu hatırlatan…’’Tabi yaa’’dedim kendi kendime. Sonrasında mutsuzluğu kronikleşen birine ne yapsak fayda sağlamaması da bu yüzden… Bu yüzden mutsuzluğun hastalık haline gelmesi..Bu yüzden insanların hep asık yüzle gezip selamlaşmaması..Bu yüzden her bir olumsuzluğun dış etkenlere bağlanılması..Kendimize bakmadan,özümüzü tanımadan,yapabileceklerimizi denemeden kendimizi mahkum etmemiz bu yüzden..O yüzden mutsuz olduğum , kırıldığım zamanlarda kendime hatırlattığım en önemli gerçek şu olur;

-Bu geçmez sandığın mutsuzluk da geçecek …

Yarenler, ruhsal yorgunluk yaşadığınız  bir gün kucağınızda olan çocuğunuzun  kalbine elinizi götürün.Eliniz kalp  hizasındayken eliniz, pıt pıt atan “o şeye”,  yönelin ve düşünün …Bu kalbin içinde size karşı sonsuz bir sevgi var.Ama, ya hastalık,ya yaramazlık ve ya başarısızlıklarıyla sizi üzmüştür bel ki de.. Ona olan şefkatiniz sizi alır götürür sevgi diyarlarına.İnsana acziyetini bu denli hatırlatan başka bir duygu çok azdır sanırım.  Cevaplarıyla bizi şaşırtsalarda, inatlaşsalarda, söylediklerimizi yapmadıklarını düşünsek de, annelik babalık zor gelse de o minnacık kalpten gelen ses , tüm yorgunlukları unutturacak kadar güçlü gelir o anda size…

Yani mutsuzluğun bedelini çocuktan çıkarmaktansa, çocuktan mutluluk alabilmek gerçek özgürlük… Salt davranışlarla sınırlandırdığımız beklenti dünyamızdan uzaklaşmaktır mutluluk. Bu kadar kısa süre durup düşünüp  öfkesine yenilmek çoğu zaman uzaklaştırır insanı bu güzel düşüncelerden…Onun için içimize dolan olumsuz düşünceleri masumlara , günahsızlara yüklemeden uzun uzun iç dünyamızı kontrol etmeliyiz.Geçmez zannettiklerimizin de geçtiğini çok görmüşüzdür.Bunun da geçeceğini düşünüp hareket etmeliyiz.

Her şey geçiyor işte…Mevsimler geçiyor.Hayat geçiyor.Sevdiklerimiz,tanıdıklarımız geçiyor.Hiç bir şey kararında kalmıyor.Çocuklar büyük hızla büyüyor, kırgınlıklar unutuluyor, hüzünler bitiyor, acılar da sevinçlerde yer değiştiriyor, kara gün kararıp kalmıyor,mutsuzluk da geçiyor…

Bazen yaşamak zorlaşır yarenler…İnsan hayatın yükünü taşıyamaz olur.Her şey gözüne karanlık görünür. İşte o zaman, bütün bunların geçici olduğu düşünülmeli. Şimdi ağlıyorum ama, yarın güleceğim demeli…Ağlamak gibi, gülmekte insana mahsus,bir gün mutlaka güleceğim demeli..Güleceğine inanmalı insan,inanarak ve güvenerek…

 

Yani  “ edilgen”likten  “etken” liğe geçme gücü de , mutsuzluğu mutluluğa dönüştürme biçimi de  insanın kendinde…Hayatlar anlattıkça değil,hayata hep aynı pencereden baktıkça değil,hep suçu başkasında arayarak değil, farkındalık  düzeyini arttırdıkça “ roman” olur kanımca…Muhabbetle kalın…

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
Döviz Kurları
Arşiv Arama
- -
Anket
Kemer Gözcü :: Antalya Kemer\\\'in Günlük Haber Portalı, Antalya Kemer\\\'den Haberler, Kemer Haberleri
© Copyright 2001 Kemer Gözcü. Tüm hakları saklıdır. Bu site Gazi SOFT haber yazılımı alt yapısı ile yapılmıştır.
GÜNDEM
Kadına Şiddet
Anayasa Haberleri
Trafik Kazaları
Yerel Seçimler
SPOR
Galatasaray
Fenerbahçe
Spor Haberleri
Şampiyonlar Ligi
SİYASET
Recep T. Erdoğan
Devlet Bahçeli
Kemal Kılıçdaroğlu
AKP Haberleri
EĞİTİM
Eğitim Haberleri
Eğitim Bakanlığı
A.Ö.L.
Eğitim Portalı
DÜNYA
Avrupa Haberleri
Amerika Gündemi
Suriye İç Savaş
Arıkan Meselesi