Advert

‘Kaç metrekaresini öldüğünüzde mezara götüreceksiniz?’

Geçtiğimiz yıl ihalesi iptal edilen Kemer’e bağlı Tekirova Mahallesi’ndeki Karaburun ile Tatlısu arasında 390 metre uzunluğunda korunaklı bir koya sahip Tekirova Tabiat Parkı sınırları içerisinde bulunan alanın tekrar ihale edilerek 5 yıllığına 505 bin TL bedel ile bir firmaya verilmesine çevreciler eylem yaparak tepki gösterdi. Sivil toplum kuruluşları adına açıklamada bulunan Sami Adaletli, “Halkın rızasını almadan koparmaya çalıştığınız bu yerlerin kaç metrekaresini öldüğünüzde mezara götürebileceksiniz?” dedi.

‘Kaç metrekaresini öldüğünüzde mezara götüreceksiniz?’
‘Kaç metrekaresini öldüğünüzde mezara götüreceksiniz?’ admin
Bu içerik 1254 kez okundu.
Advert
Haberin galerisi için tıklayın!

Ahmet Duran YENİGÜN

Kemer Gözcü Gazetesi olarak gündeme getirdiğimiz Kemer’e bağlı Tekirova Mahallesi sınırları içerisinde bulunan Akdeniz kıyısında Karaburun ile Tatlısu arasında 390 metre uzunluğunda korunaklı bir koya sahip Tekirova Tabiat Parkı sınırları içerisinde bulunan alanla ilgili 20 Haziran 2017 günü Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü tarafından yapı ve tesisler ile alan düzenlemelerinin yapılarak 100 bin TL muhammen bedel ve 5 yıl ana işletme süreside dahil 29 yıllığına işletilmek Ankara’da ihale gerçekleştirildi. “Adrese Teslim İhale” başlıklı haberimizle gündeme getirdiğimiz ihale, tek firmanın katıldığı gerekçesiyle iptal edildi. Bu yılda alan ile ilgili Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü tarafından ihale gerçekleştirildi. 30 Mayıs Çarşamba günü gerçekleştirilen ihaleye 2 firma katıldı ve 505 bin TL bedel ile 5 yıllığına kiraya verildi. Kemer Gözcü Gazetesi olarak “Tezgaha Bak Tezgaha” haberi ile tekrar gündeme getirdiğimiz alan ile ilgili önceki gün Tekirova Tabiat Parkı’nda çevreciler eylem yaptı. CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Antalya Milletvekili Çetin Osman Budak, İYİ Parti Milletvekili Adayları Feridun Bahşi, Musa Ertugan, Meryem Aydoğan, Leyli Kemal, İYİ Parti Kemer İlçe Başkanı Hüseyin Aydemir, CHP Kemer İlçe Başkanı Hüsnü Ünal, Kemer Belediye Başkanı CHP'li Mustafa Gül, CHP Antalya Milletvekili Adayı İsmail Hakkı Gül, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri, turizmciler, muhtarlar ve vatandaştan oluşan grup, tahsisin iptal edilerek tekrar halkın kullanımına açılmasını istedi. Eyleme katılanlar Türk bayrakları ve dövizler taşıdı.

Tekirova Sivil Toplum Platformu, Tekirova Mahalle Muhtarlığı, Beycik Mahalle Muhtarlığı, Ulupınar Mahalle Muhtarlığı, Alakır Doğa Kültür Dergisi, Çıralıyı Sevenler Derneği, Kemer Doğa Dostları Derneği, Kemer Esnaf Derneği, Kemer iş Adamları Derneği, Kemer Yörükler Derneği, S.S. Ulupınar Çevre Ve Koruma ve işletme Kooperatifi ve Tekirova Taksiciler Kooperatifi adına ortak basın açıklamasını okuyan Sami Adaletli, “Bugün sadece biz değil, burada bulunan sayısız bitki böcek, kuş ve canlılar, kesilmekle karşı karşıya kalan kızılçamlar da konuşacak, sizlere seslenecektir” dedi. 

‘TAMAMEN TİCARİ DUYGUSALLIĞA DAYANMAKTADIR’

30 Mayıs’ta ihaleye çıkarılan koyun 29 yıllığına tahsis edildiğini anımsatan Adaletli, koyun yöre insanın yaşamında önemli bir yeri olduğuna işaret ederek, “Hepiniz, kimimizin Mehmet Ali Bükü, Kimimizinse Kleopatra Koyu Olarak adlandırdığı bu doğa harikası tabiat alanında, meydana gelen ve insan ve bürokrasi eliyle bilinçsizce çıkarılmış, gözle görünmeyen yangına, birer damla su serpmeye gelmiş bulunmaktasınız. Yangın diyorum, zira hepinizin anılarında yeri olan ve nice yıllar daha kullanmayı düşündüğünüz bu koy, 30 Mayıs tarihinde, ihaleye çıkartılmak suretiyle, bir firmaya 5+24 olmak üzere 29 yıllığına tahsis işlemi başlatılmış durumda. Biliyorum ki bu alan, hepimizin hayatında önemli bir yeri var. Bu alan şimdiye dek pikniğinizi yaptığınız, balık tuttuğunuz, denize girip dinlendiğiniz, tabiatın sesine kulak verdiğiniz bir cennet köşesiydi. Bizler için buranın kullanım amacı, insani gereksinimlerimizi karşılamak iken, ihaleci firmanın ise amacı, tamamen ticari duygusallığa dayanmaktadır” diye konuştu.

‘SAYISIZ BİTKİ VE CANLI TÜRÜNÜ BARINDIRMAKTADIR’

Bölgeyi kapsayan Beydağları Sahil Mili Parkı’nın, ilan edildiği 1972 yılında 69.800 hektar olan yüzölçümünün zamanla küçültülerek bugün yarı yarıya azaltıldığına değinen Sami Adaletli, “Statüsü bozulan bu alanlara zamanla otel, motel ve tatil köyü yapılmaya başlanmış, bu süreçte plansız ve ilkesiz hareket etmekten kaynaklı olarak kıyılarımız, koylarımız ve ormanlarımız ciddi zararlar görmüştür. Kleopatra Koyu, sayısız bitki ve canlı türünü barındırmaktadır. Bu yönüyle bu alan fiilen bir ormandır ki, florasında ve faunasında birçoğu endemik olmak üzere, sayısız bitki, böcek ve hayvan yaşamaktadır. Birde güneydoğuya doğru denize uzanan burunda yer alan ve koya ismini veren bir doğa mucizesi olan Kleopatra Silüeti vardır ki, onun değerini biçmek pek mümkün değildir. Denize doğru karanın yaptığı çıkıntıda, sanki bir heykel tıraş elinden çıkmışçasına, zamana meydan okumakta ve gelip geçen denizcilere selam vermektedir. Bu yönüyle de ülkemizin ve bölgemizin, uluslararası turizm arenasında en önemli reklam yüzlerimizden birisidir. Koy, coğrafik yapısıyla doğal bir liman olma özelliğiyle, denizciler için bir sığınak, yat turizmcilerimiz adına da bir dinlenme ve demirleme alanıdır” bilgisini verdi.

‘KORUNMASI GEREKEN ALANLAR TAHRİP EDİLİYOR’

2016 yılında tabiat parkı ilan edilen alan için hazırlanan ‘Uzun Vadeli Gelişim Planı’nın 6 Nisan 2018 tarihinde onaylandığını dile getiren Adaletli, ihale şartnamesinde yer verilen ayrıntılara dikkat çekerek, korunan alanlarda yapılan plan ve cins değişikliklerinin ülkenin pek çok bölgesinde doğa tahribine yol açtığı görüşünü savundu. 

“Bölge, geçen yılda ihaleye çıkmış, cins değişikliği tamamlanmadığından ve ihaleye tek firma katıldığından ötürü de yerel basına da yansıdığından, ihale iptal edilmiştir” diyen Adaletli, sözlerine şöyle devam etti:

“Burada toplanmamıza vesile olan son ihale sürecine bakacak olursak ta, görüyoruz ki, alanın 06 Nisan 2018’de uzun vadeli gelişim planı tamamlanıyor ve tabiat parkı olarak ilan ediliyor. Tabiat parkı tabirini ilk duyduğumuzda hepimizin kulağına hoş bir tabir olarak gelse de bakıyoruz ki, ormanlarda, meralarda, sit alanlarında ve milli parklarda herhangi bir yapılaşmaya kanunen gidilemezken, bu yerleri tabiat parkına dönüştürmek, aynı zamanda ticari alan yaratma da bir yöntem haline gelmiş. Bu alansa, tabiat parkı ilanından hemen 2 ay sonra, 30 Mayıs 2018’de, tamda seçim öncesinde ihale edilerek, Yıllık 505 bin TL karşılığı bir firmaya veriliyor. Yeri gelmişken burada dikkatlerinizi bir hususa çekmek istiyorum. O da ihaleye katılım şartnamesindeki bazı dikkat çekici ilginç hususlar. Birincisi, ihaleye girecek firmanın 10 milyon TL, eski parayla 10 trilyon nakdi ya da kredibilitesi olacak. İkincisi, iş deneyimi olarak firmanın en az 4 yıldızlı otel ya da tatil köyü ya da 150 yataklı tatil köyü işletmeciliğinden birisini en az 3 yıldan beri yapması gerekiyor. Dikkat edin, şartnameye göre, günübirlik çadırlı kamp alanı ve mesire yeri ihalesine girebilmek için, ancak, büyük otel ya da tatil köyü sahibi olmanız gerekiyor. Üçüncü dikkat çekici maddeye gelirsek, oda katılacak firmanın son üç yıl ciro ortalaması, 75 Milyon TL eski para ile 75 Trilyon olması gerekiyor. Şimdi kendi kendinize soruyorsunuz. En az 4 yıldızlı otel ya da tatil köyü işletmecisi olacaksınız. Nakitte 10 Milyon TL paranız, senelikte 75 Milyon TL de cironuz olacak ve o işletme büyüklüğüyle gelip burada, 5-10 çadırın başını bekleyeceksiniz? Bu durum, attığın taş ürküttün kuşa değmeli mantığıyla, halkımızın aklına yatmayan bir durumdur ve akla, ülkemizin pek çok yerinde gördüğümüz üzere, günübirlik çadır ve kamp alanı statüsüyle başlayarak, ileride cins ve plan değişiklikleriyle daha büyük ve kapsamlı, doğanın tahribine ve vatandaşın bölgeden tercitine neden olacak bir hal alabileceği sorusu ve ihtimalini akıllara getirmektedir ve buna benzer yapılaşma tehdidiyle karşı karşıya Sürmene Çamburnu, Bolu Gölcük, Bartın Güzelcehisar, Trabzon Kadıralak vb. doğal alanlarını anımsatmaktadır. Bölge halkı olarak bizler buna izin vermeyecek gerek ihale süreçlerindeki usul yanlışlıkları gerek adrese teslim bir ihale şartnamesini çağrıştırması, yol açacağı kamu zararı, gerekse plan değişikliklerindeki hatalardan ötürü, hukuki süreç başlatacak ve takipçisi olacağız.”

‘HALKIN YARARINDAN UZAK UYGULAMALARA SON VERİN’

Koyun yıllardır kullanıcılarının orta ve dar gelir düzeyli insanlar olduğunun altını çizen Sami Adaletli, “Sizleri tedirgin eden ve hayretler içinde bırakan bu gelişmeyle alakalı halk olarak, üst düzey devlet ricalimizden beklentimiz şudur ki, bu koyun, onlarca yıllık kullanıcıları, orta ve dar gelir düzeyli insanlardır. On milyonlarca cirolara hükmeden bir firmanın, yapacağı yatırımla, meydana getireceği bir tesisi, bizlerin kullanabilmesi, ekonomik gerçeklerle taban tabana zıttır ve mümkün değildir. Bu yönüyle devlet büyüklerimizden önemle ricamız, emirleri altında çalışan bürokrat kadroların, bu halkın yararından uzak, imza attıkları uygulamalara, bir an önce son vermelerini sağlamaları, içimizi sızlatan bu durumun, bir an önce düzeltilerek, bayrama rahat ve huzurlu bir şekilde girmemizin sağlanmasını diliyor ve bekliyoruz” dedi.

‘KOYLARI KORURKEN GÖRMEK İSTİYORUZ, TAHSİS YAPARKEN DEĞİL’

Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü yetkililerine de seslenen Sami Adaletli, “Bizler sizleri, doğayı koruyup kollarken görmek isteriz. Sahaya inin, koyları, ormanları gezin, bilinçsizce balık tutanlarımız olursa uyarın, ateş yasağına uymayanlara ceza kesin, Çevre temizliğine riayet etmeyenlere gerekli kuralları hatırlatın. Bizlere öğretici olun. Korucularınız sahada ve halkla iç içe olsun. Bizler, gelişmiş dünya ülkelerine bakınca, milli park alanlarında uygulamaların böyle olduğunu görüyoruz. Sizleri, denize ve doğaya açılan yegâne penceremiz olan, artık son kalmış bu koyların, onlarca milyon lira ciroları olan, bol yıldızlı otel sahiplerine, birtakım yolları takip ederek, tahsis işleriyle meşgul olduğunuzu, görmek istemiyoruz” diye konuştu.

‘KAÇ METREKARESİNİ, ÖLDÜĞÜNÜZDE MEZARA GÖTÜREBİLECEKSİNİZ?’

İhaleyi alan firma yetkililerine de söyleyecek sözleri olduğunu vurgulayan Adaletli, “Bizlerin evvelden beri burayı kullandığımızı bilmenize rağmen, ihaleye çıkıp almaya çalışıyorsunuz. İyi biliniz ki, bu koy, bize ait. Yılın 12 ayı bizler buraya nefes almaya geliyoruz. Yöremizde halkımıza ait bir piknik ve dinlenme alanımız yok. Bu vesileyle sizlere tavsiyemizdir ki, üstümüzde özel helikopterlerinizle uçarak, nerede bir koy kalmış, peşine düşeceğinize, 20 yıldır yatak arz talep dengesi çoktan bozulmuş ve acentelerin esirliğine düşmüş turizmi, nasıl kurtarabilirsiniz, günlüğü 20 dolarlara inen 5 yıldızlı otelleri, nasıl daha verimli pazarlayabilirsiniz, enerjinizi bunlara harcayınız. Ve kendinize bir sorunuz, halkın rızasını almadan, halkın hakkına girerek, halktan koparmaya çalıştığınız bu yerlerin, kaç metrekaresini, öldüğünüzde mezara götürebileceksiniz? Bunları bir an olsun kendinize sorup, düşünmekte misiniz? Lütfen düşününüz.İnsanlar çoğalıyor. Ve aynı oranda, doğal alan ihtiyacı da çoğalıyor. Fakat bu tabiat alanlarımız artmıyor, aksine bu tür hadiseler sebebiyle hızla azalmakta. Bunlar son koylarımız ve böyle giderse, bir gün hiç kalmayacak. Burada bulunan yediden yetmiş yediye halkımız, yapılaşmadan şimdiye kadar kendisini koruyabilmiş bu son koyların, bekçileridir” ifadelerini kullandı.

BAHŞİ: RANTÇILARA KAPTIRMAYACAĞIZ

Protesto eylemlerine destek veren İYİ Parti Milletvekili Adayı Feridun Bahşi yaptığı açıklamada, “Burası bilindiği gibi Kleopatra Koyu. Bu koy 2016 tarihinden itibaren yapılan çalışmalarla Tabiat Parkı haline getirildi. Bölge birinci ihalede kullanım alanı olarak günübirlik tesisler için kullanım alanı olarak tespitlindi. Ancak daha sonra projede planda revize edilerek plan görevleri günübirlik bungola evler, günübirlik kullanım alanları şeklinde genişletildi. Bu ihaleden sonra turizm işletme tesislerine dönüştürülebilecek bir projedir. Biz bunun sonuna kadar takipçisi olacağız. Kesinlikle son kalan millete halka açık bu koyları rantçılara kaptırmayacağız. Mecliste de sahada da takipçisi olacağız ve bunlara izin vermeyeceğiz” dedi.

BUDAK: HALK OLARAK BU PARAYI KENDİ ARAMIZDA TOPLARIZ

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Antalya Milletvekili Çetin Osman Budak, siyasetçi olarak değil doğasever olarak koyda bulunduğunu söyledi. Antalya'nın bütün kıyılarının yağmalandığını savunan Çetin Osman Budak, "Yağmalanma devam ediyor ama Antalya hakkı bunlara müsaade etmiyor. Bunun için bugün bu eyleme katıldık. Burada kekikler var. Çeşit çeşit endemik bitki var. Bunlar sadece doğa düşmanı değil. Bunlar insan düşmanı. Çünkü insanlar burada tatil yapıyor. Antalya'da çok az sayıda denize girilebilecek yer kaldı. Konyaaltı bunun bir örneği. Burada ve Lara bölgesinde yağmalama devam ediyor. Bunlara direnmek gerekiyor. Bunların gözünü toprak doyursun. Seçime az kaldı. Kaybediyorlar. En azından kaybederken bunları yağmalayalım diye düşünüyorlar. 5 yılda 500 bin lira. Halk olarak bu parayı kendi aramızda toplarız. O zaman bize versinler. Bunlara müsaade etmeyeceğiz. Burası halkın olana kadar bu direniş devam edecek" diye konuştu.

A Platformu sözcüsü Hediye Gündüz de bölgenin tipik bir Antalya koyu olduğunu kaydederek, "1980'den bu yana tahrip edildi. Burada her şey doğal. İnsanlar bu tür yerlerde denize giriyor. Sahiller ve koylar halkındır. Bu koyun Antalya halkına kalmasını istiyoruz" dedi.

Eylem için toplanan grup, 'Koylar halkındır halkın kalacak' sloganı atarken, 'Bunlar son koylarımız', 'Bakanım sözünü tut burası Uzun Göl değil Çançun', 'Tekirova bizimdir', 'Yapılaşma istemiyoruz', 'Koylar halkındır' yazılı pankart ve dövizler taşıdı. Eyleme koyda demirleyen tekne sahipleri de korna çalarak destek verdi. Eylemin ardından grup dağıldı.

Advert
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
maltepe escort antalya escort kartal escort alanya escort