Advert

'En büyük sorun her şey dahil sistemi’

İYİ Parti Antalya Milletvekili Adayları seçim çalışmalarını hız kesmeden devam ediyor. Adaylardan Feridun Bahşi, Musa Ertugan, Meryem Aydoğan, Yakup Cem Çınar ve Leyli Kemal, Kemer’de esnaf ve vatandaşları dinledi. Feridun Bahşi, Türkiye’de özellikle Kemer bölgesindeki turizmin en büyük sorununun her şey dahil sistemleri olduğunu söyledi.

'En büyük sorun her şey dahil sistemi’
'En büyük sorun her şey dahil sistemi’ admin
Bu içerik 1017 kez okundu.
Advert
Haberin galerisi için tıklayın!

Ahmet Duran YENİGÜN

Antalya’nın her noktasında yapılan seçim çalışmalarına katılan İYİ Parti Antalya Milletvekili Adayları, seçim çalışmalarına ara vermeden tam gaz devam ediyor. Bu kapsamda Kemer’e gelen İYİ Parti Milletvekili Adayları Feridun Bahşi, Musa Ertugan, Meryem Aydoğan, Yakup Cem Çınar ve Leyli Kemal, İYİ Parti İlçe Başkanı Hüseyin Aydemir ve yönetim kurulu üyeleri ile birlikte Kemer Şoförler Odası Başkanı Mustafa Tıraş’ı, Kuzdere Mahallesi’nde kurulan pazar yerini ve Kemer Sanayi Sitesi’ni ziyaret ederek esnaf ve vatandaşların sorunlarını dinledi ve 24 haziranda destek istedi. Esnaf ve vatandaşın ilgi gösterdiği milletvekili adayları, son olarak gazetemizi ziyaret etti. Burada 1. Sıra Milletvekili Adayı Feridun Bahşi, partisinin hedeflerini ve projelerini anlattı.

Antalya’nın Yukarı Karaman Köyü’nde doğan Feridun Bahşi, ilkokulu kendi köyünde, ortaokulu ise Yeniköy’de okudu. Daha sonra Çanakkale’nin Gökçeada Adası’nda öğretmenlik okulu sonrası Hukuk Fakültesi’ni bitiren Bahşi, ülkenin değişik illerinde hakimlik, ağır ceza mahkemesi başkanlığı görevlerinde bulundu.  2007 yılında da Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin daveti üzerine emekliliğine 7 gün kala istifa erek siyasete girdi. 

2007 yılında MHP’den 4. sıra milletvekili adayı olduğunu anlatan Feridun Bahşi, “Akşam seçildim, gece kediler uyanıp ta trafolara girince seçimi kaybettik. Bu ak kediler girince kaybettik. Sonrasında MHP Genel Merkezi Disiplin Kurulu’nda görev aldım. 2011 yılından sonra siyaseti bıraktım. Bırakırken de çevreme; ‘Siyasete ara veriyorum. Ancak bir gün Meral Akşener lider olarak siyasete girerse geri dönerim’ dedim.” 

Meral Akşener ile kasım seçimleri sonrası bir araya geldiklerini belirten Bahşi, “Bildiğiniz gibi 07 Haziran seçimlerinde MHP bir ivme kazanmıştı. Devlet Bahçeli bu nasıl bu şekilde sonuç alınır der gibi ‘erken seçim’ açıklaması yaptı ve 80 milletvekilinden 40 milletvekiline düştü, yani barajı ucu ucuna aştı. Biz bu durumun formlanması gerektiğini düşündük. Sayın Akşener’le Kasım seçimleri sonrası bir araya geldik. Bir durum değerlendirmesi yaptık ve bu durumun bir şura toplanarak tartışılması gerektiğini dile getirdik. Ardından bu konuda talepte bulunduk. Tabi her zamanki gibi ret edildi. Arkasından kurultay çağrısı yaptık ve beşte üçten fazla delegenin noter tasdikli imzasıyla MHP Genel Merkezi’ne müracaat ettik. Ancak hiçbir gerekçe gösterilmeden ret edildi. Sonrasında Dernekler Kanunu, Siyasi Partiler Kanunu ve parti tüzüğü gereği Genel Merkez böyle bir kurultayı toplamadığında yapılacak olan Sulh Hukuk Mahkemesi’nden çağrı heyeti tespiti istedik ve tespit yapıldı. Karar temiz edildi. Yargıtay aşamasındayken biz kurultay kararı aldık. 15 Mayıs 2016 tarihinde ‘kurultay yapacağız’ dedik. Zaten 30 Kasım’da sayın başkan adaylık açıklaması yaparken; ‘Ben başbakan olacağım, ülkücü hareket başbakan çıkaracak, cumhurbaşkanı çıkaracak, meclis başkanı çıkaracak’ demişti. Hatta diye bu acele niye diye tartışılırdı MHP Genel Merkezi’nde. ‘Türkiye’yi yönetmek için acelemiz var’ demişti. ‘Biz koltukları değil ayakkabıları eskiterek yola çıktık ve ayakkabılarımızı eskiteceğiz’ diye başlamıştı söze. Biz 15 Mayıs’a kadar aşağı yukarı Türkiye’nin her yerini dolaştık. 15 Mayıs’ta bir yapacağımız kurultay için çağrı heyetinin vermiş olduğu karar çerçevesinde yer kiraladık ve 15 Mayıs sabahı gittik. Otelin önünü 2 bin tane polis, 30-40 tane TOMA barikat ve bariyerlerle kapatılmıştı. Oysa bizim elimizde sadece ve sadece Türk bayrağı ile Atatürk flaması vardı. Otele 3 kilometre kala önümüz kesildi ve geçemedik. Halbuki bir hafta öncesinde benim Tandoğan’daki büromun onun önünden PKK’lılar ellerinde ve Apo posterleri ve PKK paçavralarıyla geçerken, yukarıdan Türk bayrağı sallayan kişinin tahrik ettiği düşünülerek adamcağız göz altına alındı. PKK’lılar çok rahat istedikleri yerlerde isteği eylemi yapmakta biz Türk bayraklarıyla kapalı salon toplantısı bile yapamadık. Sonrasında 19 Haziran 2016 da kongremizi ve kurultayımızı yaptık genel başkan ‘MHP’nin bu işi tanıyacağını’ söyledi. Ancak şu anki en yakınındaki adamı kendisine dava açtırdı. Kurultayı biz yaptık. Kurultayın iptali için MHP Genel Merkezi’ne dava açtırdı. Bir yıl sonra duruşma günü verdiler ve bir yıl sonra hiçbir delil toplamadan bizim temyiz hakkımız bile tanınmadan mahkeme kararıyla kongremiz iptal edildi.”

‘CEMAATLERLE HİÇ İŞİMİZ İLİŞKİMİZ OLMADI’

15 Temmuz gecesi Meral Akşener’in evinde olduklarını belirten Feridun Bahşi, “15 Temmuz gecesi eşimle birlikte sayın Akşener’in evindeydim kendisinin eşiyle dördümüz, akşam FETÖ kumpasıyla ordudan ihraç edilen bir arkadaşın telefonuyla FETÖ tarafından darbe yapılma teşebbüsünde bulunulduğunu öğrendik. Ancak bu darbe teşebbüsünde de bir gariplik olduğunu emekli olan asker arkadaşımdan öğrendim. Sonrasında o güne kadar biz her aradığımızda basına televizyona ulaşamıyorduk ve onlar bize ulaşıp sayın Akşener’i televizyona davet ediyorlardı. O gün hiç kimseye ulaşamadık. Kimisi telefonlarını açmadı, açanlarda bağlanacağız dediler ancak bağlanmadılar. 16 Temmuz’un ilk saatlerinde bu candaş medya, yandaş medya var merkez kalmadı. Candaş var yandaş var bu candaş medya sayın Akşenir’in 15 Mayıs’ını 15 Temmuz ilan etti. ‘Yurtta sulh cihanda sulh’ sözünü Yurtta Sulh Konseyine bağladı ve bizi FETÖ’cü ilan etti. Ne ben ne Meral Akşener ne de diğer yol arkadaşları hiçbirimiz Musa başkanımız da dahil hiçbir zaman böyle bir cemaatle tarikatla bugüne kadar hiç işimiz ilişkimiz olmamıştır. Gece Musa Ertugan, Meral hanımın telefonunu aradı, ben bakıyordum telefona ve açtım ‘biz İstanbul’a yola çıkıyoruz’ dedi. Meral hanıma ‘Musa arıyor’ dedim. O da ‘Musa gelmesin. Otursun oturduğu yerde’ dedi. 6 ay, her gün yeni bir bilgi. Her gün yeni bir haber ve olmadığı zamanlarda bile huzursuz etmek için tedirgin etmek için ki, biz tedirgin olduğumuz yoktu. Onlar öyle zannediyorlardı. El altından haber uçurdular bize. İşte ‘sayın Akşener göz altına alınacak. Algı operasyonu yıpratmak için’ dediler. Sonrasında 07 Eylül 2016’da 33 kişi göz altına alındı. Bunların içinde çok enteresan FETÖ ile mücadeleye adamış insanlar vardı. Mesela Yavuz Selim Demirağ, Yavuz’la biz belki 50 tane program yapmışızdır televizyonlarda. Bu adamın ömrü Ergenekon davalarında, FETÖ kumpaslarının takiple geçmiştir. Şimdi düşünün adam FETÖ’den görmediği zarar yok. Adam FETÖ’cü diye bizim yanımızda olduğu için tutuklanıp göz altına alınıyor. Arkasından yine tanıdığınız Kürşat Zorlu, arkasından eski Ülkü Ocakları Başkanı Servet Avcı hepsi göz altına alındı. İsimsiz bir dilekçeyle bunlar FETÖ adına Milliyetçi Hareket Partisi’ni ele geçirmeye kalkan insanlar olarak lanse edildi ve basına yansıdı. 

YÜZDE YÜZ HAKLI OLDUĞUMUZ DAVAYI KAYBETTİK

Şimdi bunları yaşadık. Çok zorlu çok çetin yollardan geldik. 20 Haziran’a duruşma günü koydular temyiz hakkımızda bir yıl sonra bakın iki aydır en fazla duruşma günü verilmesi en yoğun mahkemede bile on iki ay sonra tam gününe duruşma günü koydular. Biz duruşmaya çıktık. Evraklar bendeydi. Kongrenin kurultayın daha o gün götürüp sabahtan mahkemeye teslim ettim. Bir gün öncesi Cumhuriyet Gazetesi muhabiri arkadaşım aradı; ‘Feridun bey yarın davayı kaybediyorsunuz’ dedi. Ben ‘dava yeni başlıyor. Ne olacak yarın ben kongre kurultay belgelerini teslim edeceğim’ dedim. Dedi ki; ‘Yarın dava bitecek ve kaybedeceksiniz.’ Bu mümkün değil bir hukukçu 25 yıl hakimlik yapmış bir insan olarak buna ihtimal vermedim. Ama yine de sayın genel başkana durumu söyledim. Çıktık yüzde yüz haklı olduğumuz davayı kaybettik. Zaten orada sayın genel başkan ve çoğu arkadaşımız partiden ihraç edilmişti. Yeni bir parti kurmaya karar verdik. Adını da ‘milli merkez’ diye koyduk. Milli Merkez Hareketi partiyi kurarken de ismini ‘İYİ parti’ yaptık. Sonra İYİ Parti çok iyi bir parti denilmeye başladı, isim olarak da çok hoş ve hüsnü kabul gören bir isim oldu.”

‘TÜRKİYE’NİN HER KÖŞESİNİ KUCAKLAYAN BİR YAPI OLUŞTURDUK’

“Biz Türkiye’de bayrakla, vatanla, tek dille, cumhuriyetle, Kuvayi Milliye ruhuyla, Atatürkçülükle, parlamenter demokratik sistemle sıkıntısı olmayan herkesi partimize davet ettik” diyen Feridun Bahşi, “Partimizde şu an kurucu kurulunda olsun genel idare kurulunda olsun Milli Selamet Partisi gençlik kollarında görev yapmış insanlar var. Mukadder Başdönmez, Ersönmez Yarbay gibi referandum sürecinde bizimle birlikte olan bizim çalışmalarımızı çok beğenip Cumhuriyet Halk Partisi meclisinden istifa edip gelen milletvekili adayı genel kurul idare kurucu üyelerimiz var. Güney doğudan adaylarımız kurucularımız var. Kazım Ataoğlu Genel Başkan Yardımcımızdır Bingöllüdür. Şu anda Bingöl’den birinci sıra milletvekili adayımızdır. Yine Diyarbakır’dan Salim Ensarioğlu partimizin birinci sıra adayıdır. Türkiye’nin her köşesini kucaklayan Türk’ü, Kürdü, Çerkez’i, Laz’ı, Müslüman’ı, Hristiyan’ıyla bir yapı oluşturduk. 

HİÇBİR PARTİYE BÖYLE BİR ŞART KOŞULMAMIŞTI

Elmas Giragos vardır. Hanım efendi kardeşimizi çok ta severim ben, İstanbullu ama Ermeni kökenlidir. Ama Türk milliyetçiliği, milli devlet yapısı konusunda bizimle yarıştığı gibi Türkiye’yi Atatürk Türkiye’sini seven bir insandır. Bizim tek değerimiz Cumhuriyetin kurucu değerleri Kuvayi Milliye ruhuyla ülkenin bölünmez bütünlüğünü korumak. Bunun dışında bölücü terörle aramızda çok büyük uçurumlar vardır. Onların gelmesini istemedik. Gelmesinler dedik. Zaten bunun dışında ülkenin birliği bütünlüğü konusunda hassasiyeti olan, bu konuda elini taşın altına koyacak herkesi davet ettik ve geldiler. Hızla teşkilatlanmaya çalıştık. Partimizin kurultayını yaptık. Teşkilatlanmaları bitirdik. 21 Aralık 2017 tarihi itibariyle teşkilatlanma bittiği halde altı ay üzerinden geçmediği halde seçime giremiyorduk. Seçime giremeyeceğimizi biz aldığımız bilgilerden anladık. Birde bize il ve ilçe kongrelerinin yapılması gerektiğini söylediler. 50 kusur yıllık uygulanan siyasi partiler kanununda bugüne kadar hiçbir partiye böyle bir şart koşulmamıştı. Bizim partiye koşulmaya çalışıldı. 

24 HAZİRAN AKŞAMI GÖRECEĞİZ

Bunun üzerine CHP’nin bize demokrasi açısından katkısı oldu ve 15 milletvekili partimize geçti. Bu vesile ile seçime girdik. O günden sonra AKP’nin de yanındaki diğer partilerinde dengesi bozuldu. Her noktada 16 yıldır gündem belirleyen AKP’nin yöneticileri ‘ne oluyor’ dediler. Gündemin peşine takılmak zorunda kaldılar. Belki de baskın seçim yaptılar. Ama beklide iyi oldu. Bir an önce Türkiye bunların erken seçim kararı almasıyla bunların yönetiminden kurtulacak. Biz sahadayız. Bir aydır hiç ara vermeden gece gündüz biz çalışıyoruz. Gittiğimiz her yerde o kadar güzel karşılanıyoruz, o kadar olumlu mesajlar alıyoruz ki, ‘dip dalga’ dedik biz ona dip dalgayı yarın iktidar muktedirler görecekler. Yani 24 Haziran akşamı göreceğiz. Herkes konuşuyor bu dip dalgayı. Biz Fenerbahçe’de kongresinde gördük. Herkes ‘belki Ali Koç kazanabilir’ diyordu. Ama Tayyip Erdoğan’ın Aziz Yıldırım’a desteği dört kat fark atmayı hiç kimse dahi ben bile beklemiyorduk. Dip dalga böyle bir şey. Dip dalga Meral Akşener’e dip dalga İYİ Parti olarak geliyoruz inşallah” dedi.

‘TÜRK TOHUMCULUK BİLİM MERKEZİ OLUŞTURACAĞIZ’

Antalya ile ilgili çok güzel proje ve planları olduğunu aktaran Feridun Bahşi, Antalya’nın en büyük sorunlarının turizm ve tarım olduğunu söyledi. Bahşi, “Bana göre Türkiye’nin geleceği açısından turizm kadar tarımda önemli. Daha önce kendi kendine yeten 7 ülkeden biriydi. Çocukluğumuzda Yerli Malı Haftası kutlardık ilkokullarda. Masaların üstünde paylaşmayı da orada öğrendik. Hani herkeste kendi getirdiğini yemezdi de bir başkasının getirdiğini yerdi. Böyle bir kültürümüz vardı. Bugün tarımın getirildiği noktada tarlanı ekmessen teşvik alıyorsun devletten. Ekmesin diye milli yemeğimiz kuru fasulyenin kuru fasulyesini dışarıdan getirtiyoruz. Tereyağını, biberi dışarıdan getiriyoruz ve kuru fasulye yapıp Türkiye’de yiyoruz. Belki kaşığını da dışarıdan getirtiyoruz. Tarım konusunda çok önemli projelerimiz var. En önemli konulardan bir tanesi tohumdur. Dünya Yahudi şirketlerin elindedir. Biz Türk Tohumculuk Bilim Merkezi oluşturacağız. Özellikle Antalya, Adana Mersin gibi tarımın yoğun kullanıldığı yerlerde Türk tohumculuğunu en üst seviyede geliştireceğiz. Türk tohumculuğunun sonucunda elde edilen tohumları dağıtıp küçük işletmeciler ya da köyde birkaç dönüm sebze yetiştiriciliği yapan insanlara kalkındırmamız lazım. Yani köylü pazarlarında satış yapan insanları kalkındırmamız lazım. Şu an tohum kanununa göre normal şartlarda kendi evinin önünde dört sıra domates yetiştirip çekirdeğini getirip pazarda satmaya kalksa 2 yıldan başlayan hapis cezası var ve bunu kimse bilmiyor. Uygulamaya da korkuyorlar. Ama 2006 yılında çıkarılan tohumculuk kanununda bu böyle” diye konuştu.

‘ÇİFTÇİNİN MAZOTUNU YÜZDE 50 İNDİRECEĞİZ’

Çiftçiye mazotu yüzde 50 indirimle vereceklerini ifade eden Bahşi, “Sadece mazotu değil, kanun yönünden revize edip hem üreticinin kazancının artmasını sağlayacağız. Bu kazanca rağmen Ankara, İstanbul, İzmir gibi yerlere sevk edilen sebzeyi ve meyveyi oraya ucuza nakledebilmek için Hal Kanunu revize ettikten sonra halden alınan sebzenin nakliyesinde kullanılan araçların mazotunu da yüzde 50 indireceğiz. Ayrıca açık ve kapalı tarımlarda ve seralarda kullanılan gübrede sübvansiyonel yani teşvik vereceğiz. Açık tarım yapanlara 4 torbada 1 torba, seracılık yapanlara 6 torbada bir torba gübresi devlet tarafından karşılanacak” dedi. 

Feridun Bahşi, özellikle kadınların 50 yaşa kadar sigortalı oldukları durumda 5 yıllık sigortasının devlet tarafından karşılanıp, ilerde emekli olmasını ve sosyal güvenceye kavuşturulmasını sağlayacaklarını söyledi. 

TURİZMDE SIKINTI HER ŞEY DAHİL SİSTEMİ

Türkiye’de özellikle Kemer bölgesindeki turizmin en büyük sorununun her şey dahil sistemleri olduğunu aktaran Bahşi, “Bunu revize etmek lazım. Gelen turisti 17 Euro’ya geliyor, otele kapanıyor 24 saat yiyor içiyor ve havaalanından alındığı gibi havaalanına geri götürülüyor. Bunu engellemek gerekiyor. Antalya’da yaşayan insanımızın turizm gelirlerinden pay almasını sağlamak için tedbirler alınması lazım. Bunun içinde turizm faaliyetlerinde girdileri azaltmak, KDV’yi ayrıntılı düzenleyip düşürmek lazım” dedi.

‘ANTALYA’NIN ÜNİVERSİTE KENTİ OLMASI LAZIM’

Antalya için başka projeleri daha olduğunu söyleyen Bahşi, “Antalya için bizim düşüncelerimizden bir tanesi de fuar turizmi. Berlin, Frankfurt, Hannover bir fuar merkezi olabiliyorsa, Antalya’nın bunlara çok çok fark atması lazım. Bununla ilgili projelerimiz var. İnşallah Antalya’nın üniversite kenti olmasını sağlayacağız. Ben Konya Ağır Ceza Hakimliği Başkanlığı yaptığım zamanda Konya Selçuk Üniversitesi vardı ve diğerleri daha yeni yeni kuruluyordu. Üniversitenin 78 bin öğrencisi vardı. Bir öğrenci günlük 10 lira harcasa zaten harcıyorlar da 1 milyon esnafa girdi olur ve esnafı rahatlatır. Bizim böyle projelerimiz çok çokta güzel olacak.”

Antalya'daki en büyük sorunların birinin de çevre olduğu belirten Bahşi, “Çevre ve denizlerin temiz kalma noktasında çok büyük hassasiyetimiz var. Mermer ve taş tabi ki lazım ama, Anadolu’da bozkırımız var ki mermer ve taş oradan çıkarılmalı. Ormanlarımızın bir tek teline dokunulmamalı. Mevcut verilen ruhsatlar çok kısa sürede rehabilite ettirilip başka imkanlar sağlanmalı. Şuandaki mermer ve taş ocakları hızla ağaçlandırılıp ormana geri kazandırılmalı” dedi.

Advert
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X