Advert

CHP Kemer İlçe Başkanı Ünal: Mühür bende

CHP Kemer İlçe Başkanı Hüsnü Ünal gazetemizi ziyaret ederek Ahmet Duran Yenigün’ün sorularını yanıtladı. “Mustafa Gül ile benim hiçbir problemim olmadı. Olmazda” diyen Başkan Ünal, seçimden sonra Başkan Gül’ün kendisini ne aradığını ne de çiçek gönderdiğini belirterek, “Psikolojik bir travma gibi geliyor bana. Mühür bende, koltuk bende, idare bende. Buyursun gelsin kapım sonuna kadar açıktır. O benim başkanım bende onun başkanıyım” dedi.

CHP Kemer İlçe Başkanı Ünal: Mühür bende
CHP Kemer İlçe Başkanı Ünal: Mühür bende
Bu içerik 913 kez okundu.
Advert

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Kemer İlçe Başkanı Hüsnü Ünal gazetemizi ziyaret ederek Ahmet Duran Yenigün’ün sorularını yanıtladı.

Ahmet Duran Yenigün: Hocam önce sizi bir tanıyalım?

Hüsnü Ünal: Burdur’un Çavdır İlçesinin Karaköyündenim. Köylü çocuğuyum. Kendi köyümde eğitimimi gördüm. Fakir bir çiftçi çocuğuyum. Köy eğitimimden sonra Isparta Gönen Öğretmen Okulu’nu kazandım. Yatılı gündüz olarak okudum. Ben açlığın, susuzluğun ve fakirliğin ne olduğunu en iyi bilenlerden birisiyim. Sonra 1972 yılında öğretmenliğimi kazandım. Eşimde emekli öğretmendir. Akrabamdır evlendik 3 çocuğumuz var, birisi Avrupa da birisi Konya Beyşehir’de öğretmen Devrim, en ufak oğlum Kocaeli Üniversitesi’nde doçent arkeologdur. Kendisi ve eşide arkeologdur. Bizde aşağı yukarı yüzde sekseni öğretmendir. Çok okuyandır. Kendi köyümün okuyan kültürlü bir kesimdir. Benim 3 kitabım var. 2 tanesi kendi köyümle ilgili. 

Ahmet Duran Yenigün: Göynük’e ne zaman yerleştiniz?

Hüsnü Ünal: Göynük’e 1987 yılında yerleştim. 1996-1998 yılları arası 2 yıl eğitime katkıda bulundum. Ondan sonra emekli oldum. Kendim Kemer’de Atatürkçü Düşünce Derneği’nde ve Cumhuriyet Halk Partisi’nde görev aldım ve burada aktif bir rol üstlenerek sonuna kadar da uğraştım uğraşıyorum.

Ahmet Duran Yenigün: Az önce söylediniz 3 tane kitabınız var diye. Birde yazarlık tarafınız var sanırım. Birazda bundan bahseder misiniz? Nasıl başladı. Kitabın içeriğinde neler var?

Hüsnü Ünal: Şimdi yazarlığım şuradan başladı, benim köyümden bir arkadaşımız milletvekili aday adayı idi. Bizi Cumhuriyet Halk Partisi’nin binasının önünde davet etti. Bir baktım ki Deniz Baykal’a gelen toplumdan iki kat daha fazla insan gördüm. Orda çok duygulandım. Dedim ki bu köy hakkında bir kitap yazacağım. Kafama koydum ve iki sene uğraştım. Bütün adreslere yetiştim oğlumun da gelinimin de desteği ile. Kitabım köyüm Karaköy. Köyü yazdım. Milattan önce 5000 yılından bugüne kadar kendi köyümü anlattım. Köyümde eğitim gören gençlerinde isimlerini tek tek mesleklerini de yazdım onure etmek için. İlerde size takdim edeceğim bu kitabımı. 400’ün üzerinde 120 hanelik köyde eğitim görmüş insanlar vardır. 186 tanesi öğretmendir. 20’nin üzerinde doktor var. 8 tanesi Antalya Tıp Fakültesi’nde çalışıyor. 20’nin üzerinde yine avukatımız var. Kendi köyümden akrabalarımdan sonra 40’ın üzerinde sağlık memuru vardır. Arkeolog, gazeteci ve profesör vardır. Kuzenim Akdeniz Üniversitesi’nde Saadet Gümüşlü 3 tane doçentimiz var. Birisi benim oğlum 2 tanede kendi akrabalarımdan.

Ahmet Duran Yenigün: Sonraki kitaplar?

Hüsnü Ünal: İkinci kitabımda da kendi köyümü yazdığım. Kendi tarihçesini içeriğini anlattım ve yazdım. Amcamın kızı kendi köyümüzün geleneğini göreneğini anlattı. Kamile Yılmaz, Fakir Baykurt’un okul arkadaşı Ömer Tuncel benim öğretmenindir. Dayımdır. 85 yaşında oda anılarını yazdı ve bir kitap haline getirdik. Yine ben bastırdım, ben yaptım bu kitabı derlemesi her şeyi bana ait.

‘Onurlu yıllar’ adlı bir kitabım var. 8 yıl çalıştım. Fakat bu kitabın içeriği çok siyasi olduğu için kızım Devrim, ‘baba Silivri boşalmadı. Sen bu kitabı yayınlarsan seni Silivri’ye gönderiler’ dedi. Bu kitabı yayınlatmadı ve 2 yıl sonra Silivri boşaldıktan sonra bu kitabı bastırdım. Ben şu anda birçok eşimde dostumda var. Ücretsiz olarak hediye ettim. Hatta kitaplığımızda da vardır. Cumhuriyet Halk Partisi Kitaplığında. Hatta size de bir tane hediye edeceğim. Bu kitabın özeti 1853’ten günümüze kadar emperyalizm Osmanlı nasıl avutuldu, nasıl tuzağa düşürüldü onları yazdım. Osmanlının son zamanlarında 1893 yıllarında çıkarılan toprak satımıyla onlara ilgili kimlere ne kadar toprak satıldığını buldum ve araştırdım, Magosa zindanlarına Türk aydınları Osmanlı zamanında nasıl gönderildi. Mustafa Kemal nasıl kurtardı. Bunları anlattım. Yani kitabı özetlemiş oluyorum. Ama sonra büyük önder dünyanın en büyük devrimcisine çok büyük yer verdim. Aydınlanma açısından sonra köy enstitülerini aldım. Bende o okulların devamı olduğum için halk evlerini işledim. En son bu özelleştirmeyle ilgili yazılar yazdım. Türkiye’deki suikasta uğramış devrimcileri, sizi bu kalp nasıl unutabilir diye yazdım ve işledim. Bu konular üzerinde emperyalizmli bir mücadele oldu yani.

Ahmet Duran Yenigün: Cumhuriyet Halk Partisi’nin özellikle seçimde hiç gündemde yokken bir anda çıktınız. Bunla ilgili kısa bir bilgi vermiştiniz bana. Mustafa Gül’ün desteklediği adayın kaybetmesiyle ilçe başkanı oldunuz 4 oy kaybetmesiyle bu süreci anlatır mısınız?

“ABİ KARDEŞ GİBİYİZDİR BİZ ONLA”

Hüsnü Ünal: Mustafa Gül ile benim hiçbir problemim olmadı. Olmazda. Ben 2000 yılında Nar Festivali’nde halk müziği orkestrasında bağlama çaldım. Ben Mustafa Gül’ün çayını kahvesini de içtim, yemeğini de yedim. Özel günlerde çelenk koyma günlerinde karşılaşırsak ta tokalaşırız merhabalaşırız. Çok samimi değiliz ama, abi kardeş gibiyizdir biz onla. Asla ben kendimden başka bir insanı ayırt etmedim. Aday olmamla alakalı hiçbir ilişkisi yok.

Ahmet Duran Yenigün: İlçe başkanlığına aday gösterilmeniz nasıl oldu?

“BEN KİMSEYE DARGIN DEĞİLİM”

Hüsnü Ünal: İlçe başkanlığına aday gösterilmemiz benim dik duruşumdan birazda sert duruşumdan dolayı oldu. Ben Mustafa Kemal’in karşısında eğilirim. Başka hiçbir gücün karşısında eğilmem. Hiçbir kimseye omzuma bastırmam. Hiç kimsenin de kayığına binmem. Ben sadece ve sadece Mustafa Kemal’in kayığında yol alırım. Başkasında asla olmaz. Kişi benim için hiç önemli değil. Önemli olan zümredir. Ben o koltuğu eğer işgal ediyorsam. Ben Mustafa Kemal’in İsmet İnönü’nün koltuğunu Kemal Kılıçdaroğlu’nun koltuğunu ve onurunu taşıyorum. Ben kimseye dargın değilim herkesle birim.

“CUMHURİYET HALK PARTİSİ’Nİ İKTİDARA TAŞIMAK İÇİN GELDİM”

Aday olma sürecim Necati Topaloğlu’nun çağırmasıyla partili olmamdan dolayı, partinin yönlendirmesiyle oldu. Ben dedim ki arkadaşlar benden bir şefaat beklemeyin. Ben partinin adamı olurum. Siz beni seçerseniz kusura bakmayın şimdiden açık ve net söyleyeyim benim genel başkanım kimi aday gösterirse ben onun yanında olurum. Elinden tutar sokağa iner arabasına binerim. Otobüsün üzerinde hep beraber elimizi kaldırırız partimizin dedim. 2019 da iktidar olması için kanımın ve canımın son damlasına kadar savaşırım dedim ve sözündeyim. Hiç kimseye dargın değilim. Gençlik kolları seçiminde ise tatil günü gelmişler, cumartesi günü ben Konyaaltı’nda genel kurula gitmiştim. O zamanda bizim sekreterin çocuğu hasta iken saat 3 buçukta gelmişler. Bu parti niye kapalı, bu parti tatil günüde açık olmaz ki. Arkadaşım başınızı deve mi tepti. Gelin mesai gününde Hüsnü öğretmen her zaman size sahip çıkar ve çıkacaktır. Abisiyim ben bu partinin. Kırılan dökülen yarılan darılanları birleştirmeye geldim ben. Buraya ben Cumhuriyet Halk Partisi’ni iktidara taşımak için geldim. Arkadaş buraya ben bir daha aday olacak değilim. Benim günüm yetti mi, genç bir arkadaşa devrederim. Gözlerinden öper tebrik ederim. Her zamanda yanında olurum.

Ahmet Duran Yenigün: Peki seçimden sonra sizi Mustafa Gül aradı mı? Hayırlı olsun diye yanınıza geldi mi?

“BENDE KİN YOK”

Hüsnü Ünal: Hayır ne aradı ne de çiçek gönderdi. Geçen günde Çamyuva’da bir açılış vardı, ona bile bir kart göndermedi. Gönderseydi giderdim. Psikolojik bir travma gibi geliyor bana. Geçmişlerden gelme bu travmalar geçicidir. Mustafa Gül benim kapımdan girdiği zaman alnından öperim. Başkanım hoş geldin derim. Götürür oturturum çayını kahvesini ısmarlarım. Giderken de kapının en sonuna kadar gider merdivenlerden aşağı uğurlarım. Bende kin yok.

Ahmet Duran Yenigün: O zaman sizi yok sayıyor. Bu ne parti terbiyesinde nede bu partinin mantığında vardır bildiğim kadarıyla, tabi takdir sizin?

“MÜHÜR DE BENDE İDAREDE”

Hüsnü Ünal: Olabilir. Ahmet bey mühür bende, koltuk bende, idare bende 4 oy farkla almışım. Geçen gün 22 Aralık günü saat 10:30’da CHP Yerel Yönetimlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Tekin Bingöl beni aradı. Benim hakkımda istihbarat yapmış. Hocam dedi ‘memleketin neresi.’ Burdurluyum ben dedim. Mustafa Balbay’ın hemşerisiyim dedim. Emekli öğretmenim dedim. ‘Biraz biliyorum’ dedi. ‘Hocam koltuğa yakışır bir öğretmen olduğunu tahmin ediyorum. İnşallah tanışırız. Hayırlı uğurlu olsun gözlerinden öper tebrik ederim’ dedi. Bende sayın vekilim çok teşekkür ederim dedim. Bizi koltuğa layık gördüğün için sizlere de minnettarım dedim.

Ahmet Duran Yenigün: Mustafa Gül’ün davranışları ne kadar CHP’nin ilçe başkanı ve üyelerini bağlıyor. Sonuçta doğru hareket değil sizleri yok sayması. Siz seçimle gelmişsiniz kimse sizi atamadı sonuçta. Kendi desteklediği ekibin kazanmamasından dolayı size selam vermemesi çok çirkin. Bir gazeteci olarak sizin düşüncelerinizi bu konuda almak istiyorum?

“O BENİM, BENDE ONUN BAŞKANIYIM”

Hüsnü Ünal: Şimdi ben bu sorunuza bir tek sözcükle ile yanıt veriyorum. Ağaç kesilirken özünden su çıkıyormuş ağlıyormuş. Sormuşlar ağaca ‘neden ağlıyorsun’ demişler. ‘Beni kesen bu baltanın sapı benim dalımdandır da onun için ağlıyorum’ demiş. Biz CHP’liyiz. Hiçbir zaman kin nefret yok. Buyursun gelsin kapım sonuna kadar açıktır. O benim başkanım bende onun başkanıyım

Ahmet Duran Yenigün: Önümüzdeki süreçte neler yapmak istiyorsunuz birleştirici olarak?

“DEFTER HALİNDE TUTUYORUM”

Hüsnü Ünal: İki gündür düşündüğüm bir projem var kafamda. Önce bütün delegelere sonra tüm üyelere yetişeceğim. Yeni bir ajanda aldım, ona yazıyorum. Herkesin isteklerini, dileklerini, niçin iktidar olamadığımızı ve nerelerde yazıyorum. Bugün başladım ve bütün üyelerin adını soyadını telefonunu adresini yazıyorum. Neden CHP iktidar olamadı bugün, ne yapmamız gerektiğini önerilerinizi dileklerinizi isteklerinizi diye yazıyorum onları. Defter halinde tutuyorum. Birleştirerek bilgisayara geçip kitaplaştıracağım. Hem genel merkeze göndereceğim hem bütün üyelerime birer kitap halinde vereceğim. Biz gençliğimizde devrim tabandan olur diye öğrendik. Tavandan devrim olmaz tavandan faşizm gelir. Tabandan devrim olur. Ben buna inanıyorum devrimci bir öğretmen olarak. Ben kitap yazmaya kitap bastırmaya alışkan birisiyim. Çok keyif ve zevk alırım Yılmaz Dikbaş vardır duayen yazarlarımızdan. Benim onurlu yıllar kitabımın önsözünü yazmıştır. Bana ‘evlat, Hüsnü bey bu dünyada unutulmak istemiyorsanız öldükten sonra mutlaka kitap yazın’ derdi. Bende mutlaka kitap yazıyorum yine de devam ediyorum. Yine Deniz Gezmiş ve yoldaşları adlı bir kitabım var. Hazırlıkta yarısını yazdım yarısını da hazırlık içerisindeyim. Gece saat 11’e kadarda bunun hazırlığını yapıyorum ve günlük kitapları da okumaya devam ediyorum.

Ahmet Duran Yenigün: Gençlik kolları ile ilgili bir çalışma yapmayı düşünüyor musunuz?

“SEVGİ SAYGI KUCAKLAMAK BANA AİT”

Hüsnü Ünal: Gençlik kollarında seçim yapıldı. 17’ye 23 kazandılar. Ayırım diye söylemiyorum. O arkadaşlar geçen gün bir toplantı yapmak istemişler. 7 kişi kapıdan girdiler hepsinin suratını eğik gördüm. Onların hepsine hoş geldiniz dedim. Çaylarını kahvelerini ısmarladım. Oturdum onlarla konuştum. Ben emekli öğretmenim, siz öğrencimsiniz daha oğlum yaşındasınız, torunlarım yaşındasınız, size ne gerekiyorsa sonuna kadar yanınızdayım dedim. Bu koltuk bugün bana yarında size devredilecektir. Bu koltuğun size devredilebilmesi için sizlerin biraz tecrübeye ihtiyacınız var. Bir abiniz bir amcanız bir öğretmeniniz olarak her zaman sizleri bekliyorum dedim. Çocukların hepsi birbirine baktılar giderken de hepsi elimi öptüler teşekkür ederek gittiler. Sevgi saygı kucaklamak bana ait. Ben 66 yaşında devrimci bir öğretmenim. Benim kuşağım insana saygı gösterir. Hümanizm vardır benim kuşağımda.

Advert
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X