Gelinen son nokta ...
Türk’ün son yurdu, fütursuzca ve korkusuzca icra edilen ihanet çemberi içerisinde, istiklali açısından tehlikeli bir sürece girmiştir.,Bugüne değin ulusalcılara, ulusal düşünceye, Atatürk devrimlerine,Milletine emanet ettiği yüce Türk Ordusuna bu denli pervasızcasına ve açıktan dil uzatılmadı. Bu denli aleni bir şekilde hakaret edilmedi. Bağımsızlık düşüncesi bu denli aşağılanmadı ve tam bağımsızlığı savunanlar böylesine haksızca ve hukuksuzca cezalandırılmadı.Adalet, hukuk böylesine çözümsüz bir karmaşa içine itilmedi ve birbirine düşman edilmedi.….
abd’nin hedefinde ulus devletler vardır. Çünkü ulus devlet demek bağımsızlık demektir. Ülke çıkarlarını korumak demektir. Ulus devletlerin parçalanıp, devletçiklere dönüşmesi abd’nin dış politikasının temelini oluşturmaktadır. Uluslar parçalanmalı, etnik, dinsel, cemaatler temelinde yeniden düzenlenmelidir. Bu amaçla ilk girişim Irak’ta gerçekleştirilmiştir. Yürürlükte olan BOP bir an önce tamamlanmalıdır. BOP sadece orta doğuyu değil Orta Asya'yı da kapsayan bir projedir.abd nin dünya üzerindeki sömürü düzenini tamamlayabilmesi için bu projenin muhakkak,bir an önce tamamlanması gerekmektedir.Zira bu amerikan rüyasıdır…
Şu günlerde, ekonomik krizle boğuşan ve çöküntüye giden abd’nin elini çabuk tutması gerekiyor. Çin, Hindistan, Rusya, Latin Amerika gibi ülkeler daha da güçlenip dünya politikasına ağırlığını koymadan ve Avrasya birliği gerçekleşmeden Ortadoğu teslim alınmalıdır.Asya kıtasının kilidi orta doğudadır.Bu proje tamamlanırsa Orta Asya'nın kapısını açmak çok daha kolay olacaktır….
Bu planın hayata geçirilmesinde ki tek engel Türkiye’dir.Ülkemizde, son zamanlarda yaşanan ve tertiplenen olaylara baktığımızda,arkasında abd’nin bu aceleciliği yatmaktadır.Aslında günümüzde,hainlerinin bu denli cesur olması ve ihanet planını aleni bir şekilde uygulamasının ardında,abd’den aldıkları güvence ve destek vardır.
Son zamanlarda tüm sözde aydınların dilinde ,meşhur bir hal alan bil cümle açılımlarda, “böl ve yönet” düsturundan hareketle,bu projenin hayata geçirilmesine hizmet etmek amacıyla peydahlanmış gayri meşru uygulamalardır. Bu tasarımın temelinde, çatısında, her noktasında amerika vardır. Demokrasi, kardeşlik, özgürlük, “ulusların kendi kaderlerini tayin hakkı” gibi kulağa hoş gelen sözler bu gerçekleri gizlemek içindir.Üç beş kürt hain, kürt halkının özgürlüğü teraneleriyle en büyük kötülüğü yine kendi halkına yapmaktadır.Tarihte bunun örnekleri çoktur.
Aslında abd'nin ,asil Türk milleti üzerinde uyguladığı politikalar,kendi düşüncesinin bir ürünü değildir.Bu politikalar sevr’in bir uzantısıdır.O dönemde hainlerin sonunu tarih yazdı.Ama,her şeye akılları yeten hainler ve onların sahipleri,bu gerçeği görmemekte ısrar etmeye devam ediyorlar.Fark etmez,devam etsinler.Bu asil millet,tekrar onlara hatırlatmasını bilir.Yazımı,uygulanan planın özünün daha iyi anlaşılması için,Lozan anlaşması sırasında lord curzon ile İsmet Paşa arasında geçen dialoğu aktarak bitireceğim.Okurlarımın,bu dialogta geçen her bir satırı defalarca okumasını rica ediyorum.Çünkü,her türlü plan ve pis emellerin uygulama şifresi, bu satırlar arasında yer almaktadır…
Bütün bu zorlu oturumlardan sonra ingiliz dışişleri bakanı lord curzon, İsmet Paşa’yı yanına çağırmış, tehdit edici bir tavırla şunları söylemişti:
“Paşa” demişti, “senden hiç memnun değiliz. Biz ne istersek reddediyorsun. Ne istersek itiraz ediyorsun. Savaş olsa bile sonunda geleceksin önümüzde diz çökeceksin ve ülkenin kalkınması için bizden borç isteyeceksin ve işte o zaman şimdi reddettiğin tavizleri teker teker cebimizden çıkarıp önüne koyacağız.”
Güncelleme: 08 Şubat 2010 - Pazartesi |