Hepimiz Alpaslanız
“27 Eylül 2008 de elim bir trafik kazasında kaybettiğimiz ultraslanın kurucusu ve genel koordinatörü kadim dostum,efsane adam Alpaslan Dikmen’in anısına ithafen ...”
Sarı kırmızı renklere olan sevdamız ve tutkumuzdu sevgili ağabeyim Alpaslan Dikmen’le bizim yollarımızı kesiştiren. Kader bir kesiştirdi pir kesiştirdi bizim yollarımızı. Çok heyecan çok serüven yaşadık birlikte, çok mücadele de bana ve diğer Antalyalı Galatasaraylılara destek oldu ve arkamızda durdu. Gözlerindeki ışıltı ve ısrardı hep bize itici güç olan. Bu memlekette yaşayan pek çok kişinin öğreneceği birçok şey ve örnek olacağı çok sayıda özelliği vardı Alpaslan Dikmen’in. Bugün ortalarda fazla görülmeyen pek çok niteliği taşıyan bir insandı; delikanlılık, mertlik, asalet, dürüstlük ve sözünün eri olmak gibi. Mücadele gücü ve kararlılığı inanılmazdı.
Gerçek bir liderdi. Arkadaşları ve dostları için katlanmaktan çekince göstereceği hiçbir acı ve ızdırap olamazdı. İnandığı konularda tam bir savaşçıydı. Doğru bildiğinden asla şaşmaz ve taviz vermezdi. Sarı kırmızı renklere ve ay yıldızlı bayrağa doğuştan sevdalıydı. Kendisinden farklı düşünenlere ise hep sevecen ve saygılıydı. İkna kabiliyeti ve inanılmaz mantık silsilesi sayesinde farklı gruplardaki insanlarında haklı saygısını ve hayranlığını kazanmıştı. Olağanüstü bir hafızası ve organizasyon yeteneği vardı. Dialoğa ve hiyerarşiye çok önem verirdi. Emeğe saygısı büyüktü. Kişileri kazanmasını iyi bilirdi. Mükemmel bir gözlemciydi. Ayrıntıları asla atlamazdı. Çok kadirşinas ve vefalıydı. Sorunları asla ötelemez, çözüm yollarını ve şartlarını hep zorlardı.
Kendisiyle en son Haziran 2008 de Antalya da ki düğünümde birlikte olmuştuk. Israrlarıma dayanamayıp düğünün ardından 2 gün fazladan kalmıştı Antalya da. Dolu dolu bir 48 saat geçirdik; Alpaslan ağabey, ben, eşim ve bir başka kader arkadaşım Mustafa Duran. Bunun kendisini son görüşüm olacağını bilsem mümkün müydü onu salmam
…
Rüya bir Eylül sabahı bitti … Acı acı çalan telefon malum haberi bana iletti … Zamanda yolculuk yapmak istedim; yapamadım … Canımı göndermek istedim; Almadı
… Ağabeyimiz çok sevdiği Antalya ya ve bizlere doğru yol alırken Hakkın rahmetine kavuşmuştu … Tek tesellim Ebru yengemiz ve Atahan kardeşimin iyi olmasıydı …
Rüya elbette bitmeyecek … Alpaslan Dikmen’in ruhunu bizler yaşattıkça bitmesi de mümkün değil …
Alpaslan ağabeyi yeni kuşaklara anlatmakta hepimizin boynunun borcu . Makus talih kusura bakmasın; eskiden tek bir Alpaslan vardı, şimdi ise milyonlarca. Hepimiz ALPASLANIZ …
|